Devrimci İşçi Sendikası’nın açılışını yaptığı günün ertesinde zorlama gerekçeler yaratılarak tutuklanan Genel Başkanı Mazlum Oruç için İstanbul İHD Şubesi’nde basın açıklaması yaparak, “İşçi sınıfının en temel güvencesi olan sendikaları kriminalize ederek sınıf mücadelemizi geriletemeyecekler. Bize veya herhangi bir sendikaya, emek örgütüne yapılmış en ufak bir saldırı işçi sınıfının kurtuluş umuduna yapılmıştır” dedi.
Devrimci İşçi Sendikası imzalı, “Sendikal mücadelemiz engellenemez! Mazlum Oruç’a özgürlük” pankartının açıldığı açıklamaya” HDP Milletvekili Musa Piroğlu, İnşaat-İş Örgütlenme Sorumlusu Deniz Gider, Limter-İş Genel Başkanı Kamber Saygılı, Dev Yapı-İş temsilcilerinden Osman Üney, Birleşik İşçi Hareketi’nden Mediha Kayacı, Emeğin Gücü, İşçi Emekçi Birliği, Partizan temsilcileri katıldı.
İHD yöneticilerinden Avukat Gülseren Yoleri’nin de katıldığı basın açıklamasını Devrimci İşçi Sendikası Örgütlenme Uzmanı Yeşim Tükel okudu.
‘Güvencesiz işçilerin adresi olmak için çalıştık’
Tükel açıklamada, sınıfın örgütlenmesinde atılmış mütevazı bir adım olan Devrimci İşçi Sendikası’nın kuruluşunu ilan ettiği günden bugüne iktidarın ve polislerinin hedefinde olduğunu, açılışının yapıldığı 11 Eylül’de İkitelli’nin ablukaya alındığını, binanın önüne TOMA çekildiğini hatırlatarak, “Açılışımızda bizlere gözdağı verilmek istendiğinin farkındaydık. Tam da Genel Başkanımız Mazlum Oruç’un o gün dediği gibi “bu ablukayı işçi sınıfı dağıtacak” diyerek faaliyetlerimize ara vermeden İkitelli’de güvencesiz, düşük ücretli, kötü koşullar ve muameleler altında çalışan işçilerin adresi olmak için çalıştık. Çabalarımızı gören sermayenin polisleri açılış günü yaptıkları abluka ile yetinmediler. İşçi sınıfının tamamının ve özelde de sınıf örgütlerinin/sendikaların/işçi önderlerinin sermaye düzeninde yaşadığı saldırılardan biz de payımıza düşeni aldık. Sendika başkanımız Mazlum Oruç 14 Eylül günü işe giderken gözaltına alındı ve 2 gün sonra zorlama gerekçelerle tutuklandı” diye belirtti.
Tutuklama gerekçeleri zorlama!
Bu tutuklamanın zorlama deliller üretilerek yapıldığını bir kez daha vurgulayan Tükel, avukatların dosyaya ilişkin söylediklerinin de bunun ifadesi olduğunu kaydederek şöyle devam etti:
Dosyada bulunan ve tutuklamaya gerekçe olan iki şey var; biri Mahir Çayan posterindeki parmak izi diğeri ise bir devrimci tutsağın mektubunda Genel Başkanımıza “İki gözümün çiçeği Mazluma selamlar” diyerek selam göndermiş olması. Böylesi zorlama gerekçelerle tutuklama kararının tek bir anlamı olabilir; bize sendikal mücadeleden vazgeçin sefalet, yoksulluk, açlık, hukuksuz ve baskı dolu yaşamlarınıza razı gelin mesajını vermek.
Vazgeçmeyeceğiz
İkitelli de ve ülkenin dört bir yanında hatta tüm dünyada işçilerin-emekçilerin “bunlar bize reva değil, bu yaşadıklarımız kader değil” diyerek patronlara ve onların iktidarlarına karşı mücadele ettiklerini, kendilerinin de en meşru hakları olan sendikalı olma ve sendikal mücadele verme ısrarından vazgeçmeyeceklerini belirten Tükel, açıklamayı şu sözlerle bitirdi: İşçi sınıfının en temel güvencesi olan sendikaları kriminalize ederek sınıf mücadelemizi geriletemeyecekler. Bize veya herhangi bir sendikaya, emek örgütüne yapılmış en ufak bir saldırı işçi sınıfının kurtuluş umuduna yapılmıştır. Sendikamızı ve mücadelemizi savunacağız. Genel Başkanımızı alana kadar mücadele edeceğiz. Suçlu olan bizim emeğimiz üzerinden asalakça yaşayarak servet biriktiren patronlardır. Onlar emek hırsızıdır. Bizler haklı ve meşruyuz. Kazanmak üzere yola çıktık, kazanana kadar vazgeçmiyoruz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!