“Yağma yok, TABİB var”



Belediye işçilerinin kölelik koşulları pandemi ile daha da derinleşirken işçilerin sendikaları bu duruma adeta seyirci kaldılar. Üstelik işçilerin aidatları üzerinde tepinirken sınıfın çıkarlarını hiçe saydılar. TİS görüşmeleri işçilerin hem ücretlerinin hem çalışma koşullarının düzeltilmesi, ortak taleplerinin karşılanması için kullanılması gereken bir araç olmaktan çıkarılıp patronların önerilerinin neredeyse hiç tereddütsüz kabul edildiği uzlaşma kurumları olarak kullanılmaya …


Belediye işçilerinin kölelik koşulları pandemi ile daha da derinleşirken işçilerin sendikaları bu duruma adeta seyirci kaldılar. Üstelik işçilerin aidatları üzerinde tepinirken sınıfın çıkarlarını hiçe saydılar.

TİS görüşmeleri işçilerin hem ücretlerinin hem çalışma koşullarının düzeltilmesi, ortak taleplerinin karşılanması için kullanılması gereken bir araç olmaktan çıkarılıp patronların önerilerinin neredeyse hiç tereddütsüz kabul edildiği uzlaşma kurumları olarak kullanılmaya başlandı.

Buna karşı çıkan işçiler ve işçi temsilcileri işinden edildi. Temsilcilerin sendikal görevlerinden atıldığı süreçlerde işçi sınıfı sindirilmeye, yalnızlaştırılmaya çalışılırken bir itiraz yükseldi: “Taşeron belediye işçileri olarak çaresiz ve umutsuz değiliz.” Çarenin taban örgütlülüğü olduğunu, çürümüş, işbirlikçi sendikal anlayışa karşı dur denebileceğini taşeron köleliğinin kader olmadığını söyleyerek İstanbul Kadıköy’den bir adım atıldı. “Yağma yok, TABİB var” dediler.

İşçilerin tarihsel mücadele ve bedel ödeyerek kazandıkları haklarının patron-işbirlikçi sendikal anlayış-sosyal demokrat görünümlü partilerle el ele kol kola girip yok edemeyeceklerini, sermayenin ve çürümüş sarı sendikal anlayışın çarkına çomak sokulabileceğini göstermek için yola çıkan TABİB Kurucularından Yılmaz Şengül ile konuştuk.

Alınteri: TABİB’i kısaca anlatır mısınız? Nasıl oluştu, amacı neydi?
Yılmaz Şengül: TABİB, yılarca taşeronda çalışan, 2018’de belediye şirketlerine geçirilen belediye işçilerinin bir araya geldiği bir zemin. Bir araya gelme nedeni, sendikaların görevlerini yapmaması, giderek kötüleşen ücret politikaları ve işçilerin yoksullaşması diyebiliriz.

TABİB’in amacı belediye işçilerinin ücret ve sosyal haklarını ilerletmek, sağlam bir örgütlenme yaratmak. Bunu ise ancak taban örgütlenmesi ile sağlanabileceğini düşünüyoruz. Onun için hangi parti ve sendikadan olursa olsun, işçiler yan yana gelmeli ve birleşik bir mücadele sürdürmeli.

Alınteri: Bizim de takip ettiğimiz kadarıyla TABİB iyi bir ivme yakaladı. Kamuda ve basında hem görünürlük açısından hem eylemlilik açısından çürümüş sendikal anlayışa karşı başka bir umudun varlığını da gösterdi. Buna ilişkin neler söylemek istersiniz?

“İşçiler aidat nesnesi olarak görülüyor”

Yılmaz Şengül: Siyaset ve sendikalar işçileri susturuyor. İşçiler burada ya oy deposu ya da aidat nesnesi olarak görülüyor. TABİB ise bütün farklılığına rağmen işçilerin emek eksenli bir anlayışla bir araya gelmesini öneriyor. Sendikal mücadeleyi zenginleşme aracı olan herkesle derdi var. Asgari ücret düzeyinde ücret alan işçilerin 1 günlük yevmiyesine çöken bir ahlâkı kendimize yabancı buluyoruz. Bunun ahlâksızlık olduğunu düşünüyoruz.

Sendikal çürümeye karşı bir çığlık adeta. Onların yaptığı ne varsa tersini yapmak istiyoruz. Samimiyet, karşılık beklemeden sürdürülen mücadele, katılımcılık, sözünü esirgemeyen kararlılık yeni bir heyecan yaratıyor.
Alınteri: TABİB sadece İstanbul Kadıköy’de değil diğer illerde de örgütlenmeye başlayarak taban örgütlülüğü yaratmaya çalışıyor. Bu çalışmalarınıza dair bilgi verebilir misiniz?

Canı yanmış herkes TABİB’e bakıyor

Yılmaz Şengül: Sendikalardan, bürokratik işleyişten, işyerinde yaşadığı haksızlıklardan, mobbingden, sürgünden, düşük zamlardan, kötü toplu iş sözleşmelerinden canı yanmış herkes bir şekilde TABİB’e bakıyor. Bu ülkenin pek çok yerinde yankı buluyor. İşçiler temas kuruyor, kendi TABİB’lerini kuruyor. Fakat siyasi ve sendikal baskılar da devreye giriyor, can yakıyor.

Emek mücadelesinde bireysel değil kolektif bir kazanım elde etmek isteyen her işçiye TABİB’in kapısı açıktır. TABİB, o işçilerin öz örgütlenmesidir. İşçiler her yerde bu zeminleri güçlendirmelidir. Baskılara boyun eğmemeliler.

Alınteri: En son Ankara Ulus Heykel’de basın açıklaması ve miting yaptınız. sonrasında sanki biraz sessiz ve sakinleşti gibi oldu. Bunun sebepleri neydi?
Yılmaz Şengül: Birkaç işi birlikte yapmaya çalışıyoruz. İşyeri örgütlenmeleri, sokak eylemleri, sosyal medya çalışmaları ve TBMM’de sesimizin duyulması. Ara ara biri diğerinden daha fazla öne çıkıyor. Bu alanlarda ilerleme kaydediyoruz.

Biz çıtayı yükselttikçe sendikalar devreye giriyor. Basın açıklaması yapıyorlar, meclis görüşmeleri yapıyorlar, Bakanlık düzeyinde görüşmeler yapıyorlar. TABİB’in politik atakları etkili oluyor.
TABİB’i oluşturan işçiler aynı zamanda sendika üyeleri. Çoğunluğu Genel-İş, Belediye-İş, Hizmet-İş üyesi. Bu yapılardaki işler ve dalgalanmalar TABİB’i de etkiliyor. Toplu iş sözleşmeleri ya da sendika seçimleri işçilerin gündeminde yer ediyor.

Eylemlerimiz çürümüş sendikal anlayışları bile harekete geçiriyor

Alınteri: Diğer illerle olan iletişimiz ve örgütlenmeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yılmaz Şengül: Sosyal ağlar ve iletişim araçları işleri kolaylaştırıyor. Facebook grupları, WhatsApp, Telegram gruplarlında her şey konuşuluyor. İşçiler bu ağlar üzerinden haberdar oluyorlar nerede ne olduğunu öğreniyorlar.

Bunun biraz daha ilerisi daha özel görüşmeler, ziyaretler üzerinden gidiyor. Ağı anlamlı bulan ortak talepler etrafında elindeki olanaklarla mücadeleyi büyütüyor.

Alınteri: TABİB, taşerona kadro, eşit işe eşit ücret ve daha başka taleplerle yola çıktığında çok iyi ses getirdi, kamuoyu oluşturdu. Ve aslında hiç gündeminde yokken çürümüş sendikal anlayışta olan sendikaları bile görece kampanya yapmaya zorladı. bu konuda neler söylersiniz?
Yılmaz Şengül: İşçiler konuşuyor, sosyal medyayı kullanıyorlar. Anlık bilgi transferi oluyor. Kendi kampanyalarını örgütlüyorlar. Genel ve bütün işçileri kapsayan gündemler hakkında birbirleriyle diyalog içindeler. Buradan bir sinerji doğuyor. TABİB bunu kısmen alana akıttı. Alana akıtınca sendikalar zemin kaybedeceklerini düşünerek genel talepler bağlamında oyuna dahil oldular, oyuna dahil olamayacakları yerlerde TABİB’i itibarsızlaştırmaya, işçiler üzerinde baskı kurmaya başladılar.

İşçiler örgütlü durduğunda, birlik olduğunda sendika bürokratları mikrofonu alıp alana çıkıyor, diğeri koşa koşa Çalışma Bakanı’nın yanına gidiyor.

Ama işçi bu süreçlerin kimler tarafından olgunlaştırıldığını, aylarca ter döktüğünü, cebindeki 2 kuruşu işçilerin mücadelesine akıttığını biliyor. Her defasında samimiyet testinden geçiyoruz.

‘Norm Kadro’ talebimiz gündemde

Alınteri: Torba yasadan herhangi bir beklentiniz var mıydı?
Yılmaz Şengül: Bir dönemdir “Zorunlu Emeklilik Kalksın” diye kampanya yapıyorduk. Bakan Bilgin dün açıkladı, kalkacak dedi. Bu muhtemelen Torba Yasa’ya girer. Başka bazı maddeler de girebilir. Ama kalıcı çözüm olan Norm Kadro için daha fazla ses çıkarmamız gerekiyor. Bu değişiklikler işçilerin mücadelesi sayesinde oluyor. Az değil 562 bin işçiden bahsediyoruz.

Alınteri: Biliyorsunuz ki, Ankara’da bir dizi vekil ve mecliste grubu olan partiler ziyaret edildi. ve bu durum çok gözönüne çıkarıldı. Bu görüşmelerden ne bekliyordunuz? beklentinize görüşmelerden çıkan sonuçlar karşılık oldu mu?
Yılmaz Şengül: İşçilerin kronik sorunlarını görünür hale getirmeye çalışıyoruz. Bunları alanlarda da haykırıyoruz. Ve elbette bunların olabilmesi için yasama düzeyinde değişiklikler olması lazım. İşte burada vekil, parti, meclis giriyor devreye. Taleplerimizi genelleştirmek ve kamuoyuna duyurmak için yapıyoruz bu görüşmeleri. Etkisi de oldu açıkçası.

Ama asıl mesele işçilerde bitiyor. Örgütlülüğü ile baskı aracı olmayı başarmak gerekiyor. Çalışma hayatının işçilerin lehine düzenlenmesinden vazgeçmemek gerekiyor.

İşçi demokrasisinden anlaşılan

Alınteri: Şu süreçlerde şube seçimleri gündemde TABİB olarak bu konuya bakış açınız nedir?
Yılmaz Şengül: TABİB, sendikaların demokratikleşmesini savunur, işçi demokrasisini savunur. TABİB içinde yer alan herkes sendikasını demokratikleştirmekle mükellef. Tabanın sesine kulak veren, işçileri dışlamayan bir sendika arzu ediyoruz. Çıkar için sendikacılık yapmayı onursuzca bulur.
TABİB sendika seçimlerine, şube seçimlerine girmez, liste çıkarmaz. Seçimlere, TABİB içinde yer alan işçiler girer. Bu o işçilerin bileceği bir iştir.

Alınteri: Şubelerin sendika tüzüklerini değiştirme yetkileri var mı? Özellikle son süreçlerde şube başkanlarının, sendika yöneticilerinin aldıkları maaşlar konusu çok tartışılıyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz? Şubeler şeffaflığı sağlayabilirler mi?
Yılmaz Şengül: Şubelerin böyle bir yetkisi yok, genel kurulların var. Şubelerden seçilen üst kurul üyeleri demokratik bir tüzük hazırlayıp genel kurul seçimlerine girebilir. Üyelere tartıştırabilir. Daha fazla işçinin dikkatini demokratik ve sınıf sendikacılığına çevirebilir.

Şube başkanları ve işçiler..

Şube başkanları işçiden 3-4 kat fazla maaş alıyor. Rezillik, ahlaksızlıktır bu. Bu parayı alan işçilerin hakkını savunmaz, bürokratların maşası olur. Ve hiçbir şeffaflık yok.

Seçimlere giren işçiler şu ilkeyi savunabilir. “Şube başkanı olduğumda işyerinde aldığım maaş kadar maaş alacağım, fazlasını grev fonuna aktaracağım” diye bir taahhütte bulunabilir. Ve seçildiğinde bunu yaparsa o zaman işler değişir. Her şey çok tatlı olur.
 
Alınteri: Ankara’da Çankaya Belediyesi’nde yaşanan gelişmeler konusunda neler söyleyeceksiniz?
Yılmaz Şengül: Çankaya işçisi mücadeleci bir işçidir. 7 günlük eylemlerden, daha önceki süreçlerden de biliyoruz. Birlik olmalarında yarar var. Sendikada, seçimlerdeki karşı karşıya gelişleri aşmanın yollarını bulmaları gerekir. Sendikal bürokrasisi şubeler üzerinden çok fazla manipülasyon yapıyor ve koltuğunu koruyor. Her dönem birilerinin önünü açıyor, son kullanma tarihi geçtiğinde buruşturup atıyor. İşçiler değerlidir. Kimseye kendimizi kullandırmayalım, sınıfımızın birliği için bir araya gelmenin yollarını bulalım.

Alınteri: Son olarak sizin ayrıca söylemek ya da eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Yılmaz Şengül: İşçiler zor zamanlardan geçiyor. Milli servetten işçilerin lehine düşen oran her gün giderek azalıyor. Devasa sorunlar var. Bu sorunların çözümü her gün hayatı yaratan işçilerin birliği ile çözülebilir. Taban örgütlenmeleri ile çözülebilir. Güçlü bir sınıf hareketi ile, sınıf bilinçli işçilerin bir araya gelişiyle çözülebilir.
Ekmeğimiz küçülüyor, haklarımız tırpanlanıyor ise bir yol açmak gerekiyor. Bütün işçilerin kendi sınıf çıkarlarına sahip çıkmasının önünü açacak mücadele perspektifi ve araçlarını yaratmak gerekiyor.