‘Dodo’ denilen paramiliter katil yakalandı



Ülkü Ocakları önceki dönem Genel Başkanı Sinan Ateş suikastı tetikçi olduğu belirtilen Hasan Ferit Gedik’in katillerinden ‘Dodo’ lakaplı Doğukan Çep Ankara Emniyeti Cinayet Büro ekiplerince İstanbul’da yakalandı


Ülkü Ocakları önceki dönem Genel Başkanı Sinan Ateş cinayetini azmettirdiği (!) iddia edilen gerçekte esas azmettiricilerin tetikçisi olan Dodo lakaplı Doğukan Çep İstanbul Beykoz’da yakalandı. Bu çete piyonu aynı zamanda Hasan Ferit Gedik’in katiliydi. Bu davadan 35 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılarak ödüllendirilmiş, ama ne hikmetse yakalanamamıştı!

Dodo’nun Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekiplerince İstanbul Beykoz’da bir otelde yakalanarak gözaltına alındığı, üzerinde iki silah ve çok sayıda mermi bulunduğu öğrenildi.

Ateş suikastına ilişkin operasyon, apaçık bir siyasi cinayet olmasına rağmen organize suçlar bürosu tarafından değil, Ankara Emniyeti’ne bağlı cinayet büro tarafından yürütülüyor.

Şu ana kadar 10 kişinin tutuklandığı bu siyasi cinayetin ortaya koyduklarıysa oldukça çarpıcı. İşin içinde MHP Genel Merkezi-milletvekili-özel harekat polisleri-avukat ve sayısız kirli bağlantıları bulunan çeteler var. Hatta Rojava’daki cihatçı çetelere kadar uzanabilecek bir zincir… Bu zincir, mevcut iktidar blokunun nasıl bir çürümüşlük içinde olduğu kadar, iktidarı korumak için neler yapabileceğinin de özeti oldu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturmada, şu ana kadar aralarında iki özel harekat polisinin de bulunduğu 10 kişi tutuklanmıştı.

Olay adli bir vaka derekesine indirilse de gerçeklerin apaçık ortada durduğu bu siyasi cinayetin faşist iktidar bloku açısından yaratacağı sonuçlar, adeta izleniyor. O da hem kendi koalisyonunu korumak ama hem de bizzat bekasını sağlamak açısından olayı örtbas etmekle meşgul. Fakat koalisyonun MHP kanadı olayın üstünü örtmek bir yana tehditlerini sürdürerek cinayeti fiilen üstleniyor. Bu pervasızlık hem kendi içindeki muhalefeti bastırmak, çözülmeyi korku yaratarak durdurmak hem de genel olarak toplumsal muhalefete hangi yöntemlerle saldırabileceğinin mesajı oluyor.

Açığa çıkan en önemli gerçekse paramiliter çetelerin devletin polis gücü ve diğer kurumsal yapısıyla daha organik bir ilişki içinde oldukları, bu çetelerin bizzat sözkonusu kurumlar eliyle sevk ve idare edildiğidir.