Perşembe, 18 Haziran 2026

‘Sendikal Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz’



Bursa’da Aksa Doğalgaz’a bağlı Bursagaz’da 2006 yılından itibaren çalışan Makine Mühendisi ve yönetici olan Nuray Yılmaz Gültekin: “20 yıldır çalıştığım şirketteki belirsiz süreli iş sözleşmem feshedildi. İşe geri dönene ve taleplerimiz karşılanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz! Kamuoyunun desteğine ihtiyacımız var”


Yadigar Aygün

Bursa’da Aksa Doğalgaz’a bağlı şehir içi doğalgaz dağıtım hizmeti satan Bursagaz’da işçiler, güvencesizliğe ve düşük ücret dayatmasına karşı DİSK/Enerji-Sen’de örgütlendi. Bursagaz’da çalışan yaklaşık 15-20 işçi işten çıkarıldı. Bursagaz’da 2006 yılından itibaren çalışan Makine Mühendisi ve aynı zamanda yönetici olan Nuray Yılmaz Gültekin’de işten çıkarıldı.  Bursagaz’da işten çıkarılan Nuray Yılmaz Gültekin ve enerji işçileri işe geri alınmak ve sendikal hakların tanınması talebiyle Aksa Doğalgaz Bursa Bölge Müdürlüğü önünde on gündür direniyor. Bursagaz’da işten çıkarılan Nuray Yılmaz Gültekin ile işten çıkarılma nedenlerini ve taleplerini konuştuk.

‘20 yıldır çalıştığım şirketteki belirsiz süreli iş sözleşmem feshedildi’

Makine Mühendisi ve yönetici Nuray Yılmaz Gültekin, sendikalı olma hakkını kullandığı için işten çıkarıldığını belirtiyor. Gültekin, işten çıkarılma sürecini şu sözler ile anlatıyor; “30 yıldır makine mühendisiyim ve bu sektörde çalışıyorum. BursaGaz’da ise 2006 yılından bu yana çalışıyordum. Yaklaşık 10-12 yıldır yönetici pozisyonunda görev yapıyordum. Bana bağlı olan mavi yakalı ekip, özellikle acil müdahale birimi, şirket tarafından sarı sendikaya TES-İŞ yönlendirilmeye çalışıldı. Bunun üzerine ekibim, DİSK Enerji-Sen çatısı altında örgütlendi. Ben de bu örgütlenmenin yanında durdum ve ekip arkadaşlarımı destekledim. Çalışma saatlerimiz 08.30–17.30 arasındaydı. 22 Nisan’da şirket önünde ilk basın toplantımızı yaptık. Öğle molamız sırasında, ekip arkadaşlarıma destek olmak amacıyla toplantıya katıldım. Bunun ardından 30 Nisan’da, yaklaşık 20 yıldır çalıştığım şirketteki belirsiz süreli iş sözleşmem feshedildi. Elbette bunun nedenine ilişkin açık bir gerekçe sunmadılar. Sadece işten çıkarıldığımı söylediler. Ancak asıl nedenin sendikal faaliyetlerin yanında durmam ve şirket yerine ekibimi desteklemem olduğu açık. Ben de zaten DİSK Enerji-Sen’e üye olmuştum. İşten çıkarılmamdaki temel sebep bu. Resmî olarak şirket bunu kabul etmese de benim işten çıkarılma nedenimin sendikal faaliyetler olduğu çok açık. Ekibimde yaklaşık 110-120 kişi vardı ve tek kadın yönetici bendim. Hatta kendi ekibimdeki tek kadın çalışanım” diyor.

Yağmurda, karda, çamurda, gece gündüz sahada olmak zorundayız’

Gültekin, enerji işçilerinin riskli, ağır işlerde çalıştığını ve zorluk derecesinin yüksek olduğunun altını çiziyor. Gültekin, “Ben kendi departmanım olan acil müdahale ekipleri üzerinden anlatabilirim. Bu ekipler 7 gün 24 saat sahada olmak zorundalar. Tam yemeğe oturduğunuz anda bir ihbar gelebilir ve göreve gitmek zorunda kalırsınız. Doğalgazla ilgili riskli olaylara müdahale etmek zaten başlı başına zor bir iş. Yangınlara, patlamalara ve çeşitli riskli olaylara gidiliyor. Her zaman ciddi risklerle karşı karşıyayız. Sigorta kayıtlarımızda zaten yüksek risk grubunda yer alıyoruz. Bizim çalışma alanımız bir fabrika binası değil; doğalgaz şebekesinin bulunduğu her yer. Yağmurda, karda, çamurda, gece gündüz sahada olmak zorundayız. Bu nedenle çalışma koşullarının kolay olduğunu söylemek mümkün değil. Aslında, bizler, kamu hizmeti veriyoruz. En temel görevimiz güvenli ve kesintisiz doğalgaz arzını sağlamak. Özellikle sahada çalışan ekipler; patlama, yangın ve karbonmonoksit zehirlenmesi gibi yüksek risk içeren olaylara müdahale ediyor. Bu çalışanları sürekli baskı, mobbing ve yıldırma politikaları ile karşı karşıya bırakırsanız, çalışma barışını bozarsınız. Dikkat dağınıklığı artar, riskler büyür ve bunun sonucunda kamu güvenliği de tehlikeye girer” diye ekliyor.

‘Beni en çok rahatsız eden şey eşitsizlikti’

Gültekin, işçiler arasında eşitsizlik, ayrımcılık olmaması gerektiğini söylüyor. Gültekin, başarının bireysel olmadığını, ekip işi olduğunu, beyaz yakalı işçi ile mavi yakalı işçilerin arasındaki ücret eşitsizliğine karşı olduğunu vurguluyor.  Gültekin, “Mücadeleci bir insanım. Dün de ekip arkadaşlarımın yanındaydım, bugün de yanlarındayım, yarın da yanlarında olmaya devam edeceğim. Dayanışma, birlik, beraberlik ve örgütlü mücadele benim için çok önemli kavramlar. Bu süreçte sadece teorik olarak konuştuğumuz birçok şeyi birebir yaşayarak deneyimleme fırsatı bulduk. Artık olayların tam merkezindeyiz. Beyaz yakalı işçiler, mavi yakalı işçilerden kendilerini ayrıştırıyorlar. Ben buna hiçbir zaman inanmadım. Sonuçta hepimiz işçiyiz. Hepimiz bir işveren için çalışıyoruz. Ben her zaman şunu söylüyorum: ‘Siz benim zamanımı satın alabilirsiniz ama duruşumu, inançlarımı ve değerlerimi satın alamazsınız. Ben size yalnızca emeğimi ve zamanımı satıyorum.’ Bu işler ekip işi. Operasyonel alanlarda çalışan herkes bilir ki başarı bireysel değil, ekip çalışmasının sonucudur. Eğer ekibinizle güçlü bir bağ kuramıyorsanız, onların yanında duramıyorsanız ve destek olamıyorsanız başarılı olmanız mümkün değildir. Ne yazık ki hâlâ bazı beyaz yakalı çalışanlar kendilerini işçi olarak görmüyor. Oysa onlar da zamanlarını ve emeklerini satarak çalışan insanlar. Benim klimalı bir odam, şirket aracım ve yönetici pozisyonum vardı. Emekli maaşım da vardı. Ancak ekip arkadaşlarım yüzde 5 zam alırken, bazı ekip arkadaşlarıma yalnızca 1.600 TL zam yapılırken ve bu parayla neredeyse bir kilo et bile alamazken, benim o konforlu odada oturmam doğru gelmiyordu. Beni en çok rahatsız eden şey eşitsizlikti. Çalışma hayatında güven, saygı, adalet ve çalışma barışı olmalıdır. Bende bu nedenle DİSK Enerji-Sen’e üye oldum ve ekip arkadaşlarımla mücadele etmeye başladım” diye belirtiyor.

‘Başka şirketlerdeki insanlara bile baskı uyguluyorlar’

Gültekin, işten çıkarılma sonrasında kendisinin ve işçilerin baskı yaşadığını söylüyor. Gültekin, “Baskılar sadece işten çıkarılmamızla sınırlı kalmadı. Sosyal medyada paylaşım yapan, gönderileri beğenen ya da yorum yazan çalışanları da tasfiye etmeye başladılar. Hatta basın açıklamasına öğle molasında birkaç dakika erken gelen çalışanlardan bile ‘görev yerlerini terk ettikleri’ gerekçesiyle savunma istediler. Baskının daha çok mavi yakalı çalışanlar üzerinde yoğunlaştığını söyleyebilirim. Ben işten çıkarıldıktan sonra beyaz yakalı çalışanlar üzerinde de baskılar arttı. Güvenlik görevlilerine fotoğrafımı dağıtmışlar, beni içeri almıyorlar. Son derece anlamsız uygulamalar ile insanları yıldırmaya çalışıyorlar. Bende yaşananları sosyal medya platformları üzerinden paylaşıyorum. Yaklaşık, 30 yıldır bu sektörün içindeyim ve çok sayıda tanıdığım var. Paylaşımlarımı beğenen kişilerin çalıştığı şirketlerin yöneticilerini arayıp ‘Neden bu paylaşımları beğendiniz?” diye soruyorlar. Kendi çalışanlarını bırakıp başka şirketlerdeki insanlara bile baskı uyguluyorlar” diye ekliyor.

İşçilerin haklarını savunabilmesi için örgütlenmesi gerekiyor.’

Gültekin, işten çıkarıldıktan sonra kendisinin ve işten çıkarılan işçilerin yaşadıkları sorunları şu sözler ile anlatıyor:

İşten çıkarmalar, bazı arkadaşlarımızın üzerinde ciddi psikolojik baskı yarattı. İşten çıkarılan arkadaşlarımızın içinde kirada oturan, başka geliri olmayan arkadaşlarımız var. Bazı arkadaşlarımız tazminatsız olarak işten çıkarıldı. Bazı arkadaşlarımız sosyal medyada bir paylaşım yaptığı gerekçesiyle işten çıkarıldı. Bu kişiler işsizlik ödeneğinden de yararlanamıyor. Ev geçindirmek zorunda olan, çocuklarına bakmak zorunda olan insanlar var. Bu nedenle yaşanan mağduriyet her geçen gün büyüyor. İşçilerin haklarını savunabilmesi için örgütlenmesi gerekiyor. Aksi takdirde insanlar tek tek baskı altına alınıyor.  Örgütlü mücadele olmadan işçilerin haklarını koruması mümkün değil. Patronların karşısında durabilmek ancak örgütlü bir yapı ile mümkün olur. Aksi hâlde her türlü uygulamayı çalışanlara dayatabilirler. İşçilerin haklarını savunabilmesi için örgütlenmesi gerekiyor. Aksi takdirde insanlar tek tek baskı altına alınıyor.

‘Yaklaşık sekiz-dokuz yıl boyunca hiç terfi alamadım’

Gültekin, eşdeğerde işe eşit ücretin önemine dikkati çekerek, kadın işçilerin haksızlığa karşı susmaması gerektiğinin altını çiziyor. Gültekin, “Öncelikle kadınların hak talep etmeyi öğrenmesi gerekiyor. Yıllarca birçok kadın gibi ben de ‘Belki bir gün terfi gelir, belki yöneticiler beni görür’ diye düşündüm. Oysa haklarımızı talep etmeyi ve savunmayı öğrenmeliyiz. Hangi haklara sahip olduğumuzu bilmeli ve sonuna kadar arkasında durmalıyız. İşe başladıktan sonra yaklaşık sekiz-dokuz yıl boyunca hiç terfi alamadım. 2006 yılında şirkette çalışmaya başladım ve ancak yıllar sonra terfi edebildim. O terfi de şeflik pozisyonuydu; yani orta kademe yöneticilik seviyesine gelebildim. Uzun yıllar boyunca şirkete emek vermiş biri olarak hiçbir zaman en üst yönetim pozisyonlarına ulaşamadım. Bunun kadın olmamla da ilgili olabileceğini düşünüyorum. Çünkü erkek çalışanların bazı pozisyonlara daha kolay gelebildiğini gördük. Ancak bunları bugün somut verilerle kanıtlamam mümkün değil. İşverenler tarafından yaratılan korku iklimi zamanla insanların bilinçaltına yerleşiyor. Bu korkulardan kurtulmak gerekiyor. Kadın ya da erkek fark etmeksizin herkes haklarının ve inançlarının arkasında durmalıdır” diye belirtiyor.

‘Herkesten ve kadınlardan destek bekliyoruz’

Gültekin, bir an önce işlerine geri dönmeyi ve işçilerin taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini vurguluyor. Gültekin, “İşten çıkarılan arkadaşlarımız işe geri dönene ve taleplerimiz karşılanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Kamuoyunun desteğine ihtiyacımız var. Tek başımıza kalırsak sesimiz daha cılız çıkar. Sendikamız DİSK Enerji-Sen yanımızda ancak toplumun, basının ve demokratik kitle örgütlerinin desteği de çok önemli. Basın açıklamalarımıza ve eylemlerimize destek vermek isteyen herkesi yanımızda görmek istiyoruz. En temel talebimiz sendikal örgütlenme özgürlüğüne saygı gösterilmesini istiyoruz. Mavi yakalı çalışanlara belirli sendikalar dayatılıyor. Oysa çalışanlar anayasal haklarını kullanarak DİSK Enerji-Sen çatısı altında örgütlenmek istediler. Şu anda içeride ciddi bir baskı ortamı var. Biz şirket önünde eylem yaparken içeride çalışan insanlar bize selam vermeye bile korkuyor. AKSA’nın, DİSK Enerji-Sen ile toplu iş sözleşmesi masasına oturmasını istiyoruz. Süreci uzatmak amacıyla açılan davaların geri çekilmesini istiyoruz. Tazminatlı ve tazminatsız şekilde işten çıkarılan arkadaşlarımızın işe geri alınmasını talep ediyoruz. Taleplerimiz son derece açık ve makul. Herkesten destek bekliyoruz” diyor.

Kadın İşçi