İngiltere grevler ve saldırı düzenlemeleriyle sarsılıyor!



İngiltere’de ekonomik-siyasi kriz grevler ve protestolarla ve devletin bu toplumsal gerçeği bastırmaya yönelik saldırı düzenlemeleriyle varlığını her an hissettiriyor


İngiltere’deki ekonomik-siyasi kriz emekçilerin ardı ardına gerçekleşen grev ve direnişleri, devletin bu direnişleri bastırmak için yaptığı saldırı düzenlemeleriyle devam ediyor. Hemen her işkolunda işçi ve emekçiler ekonomik kriz karşısında eriyen ücretlerin arttırılması talebiyle ayakta. Sağlık emekçilerinin grevleriyse süreklilik kazanmış durumda. Sağlıkçılar hem halkın temel ihtiyacı olan sağlık hakkına ulaşımdaki zorluklara, piyasalaşmaya karşı hem de kendi çalışma koşulları ve ücretleri için eylemler yapıyor.

Hafta başında öğretmenler, hemşireler ve tren sürücüleri de şubat ve martta yeniden grev yapacaklarını duyurmuştu.

‘İnsanlar öldüğü için hemşireler grev yapıyor’

Son olarak ülke çapında 300 binden fazla üyesi bulunan ve hemşireleri temsil eden RCN (Royal College of Nursing) sendikasına bağlı hemşireler, 55 vakıf hastanesinde 2 gün sürecek iş bırakma eylemi gerçekleştiriyor.

RCN sendikası, yüzde 19’luk maaş zammı talebinde bulunurken, hükümet söz konusu talebin karşılanamaz olduğunu iddia ediyor.

RCN’den yapılan açıklamada, hükümet yetkililerinin resmi müzakerelere katılmayı reddettiği, dolayısıyla “grevlerin tercih edildiği” belirtildi.

RCN Sendikası Genel Sekreteri ve İcra Kurulu Başkanı Pat Cullen da konuya ilişkin, “Hemşireler grev yaptığı için insanlar ölmüyor. İnsanlar öldüğü için hemşireler grev yapıyor. NHS’de (İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi) durum bu kadar vahim. İngiltere Başbakanının, sistemin geleceği için bir mücadeleye öncülük etmesinin tam zamanı” açıklamasında bulundu.

İngiltere’deki hastanelerin yaklaşık dörtte birini etkilemesi beklenen grevde, acil bakım ve kanser tedavisi hariç binlerce randevunun ertelenmesi öngörülüyor.

RCN sendikası, 16 Ocak’ta, ay sonuna kadar müzakerelerde ilerleme sağlanamazsa 6-7 Şubat’ta tekrar grev yapılacağını bildirmişti.

İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’da on binlerce hemşire, 15 ve 20 Aralık 2022’de greve gitmişti.

Birleşik Krallık bu grevlerin kırılması için orduyu devreye sokacak düzenlemeler yapmıştı.

Ambulans çalışanları grevde

İngiltere’deki ambulans çalışanlarının Şubat ve Mart ayında 4 gün greve gideceği bildirildi.

GMB Sendikası, aralarında acil yardım görevlileri ve çağrı merkezi çalışanlarının da olduğu ambulans hizmetlerinde bulunan 10 binden fazla personelin, 6 Şubat, 20 Şubat, 6 Mart ve 20 Mart tarihlerinde grev yapacağını duyurdu.

Sendika, hükümetin ücret artış taleplerini reddetmesinin ardından grev kararı aldıklarını açıkladı.

Ayrıca, Batı Midlands bölgesindeki ambulans çalışanlarının 23 Ocak’ta, Kuzeybatı Ambulans Servisi çalışanlarının ise 24 Ocak’ta greve gideceği belirtildi.

Protesto hakkına doğrudan saldırı!

Sağlıkçıların grevine karşı orduyu devreye sokabilme düzenlemesi yapan Birleşik Krallık, halkın protesto hakkını kullanmasına karşı da polise geniş yetkiler veren bir düzenleme yapıyor.

Yürürlüğe girecek düzenlemeyle, polise eylem haklarını kullanan halka karşı “protesto hakkına doğrudan saldırı” olarak nitelendirilen yetkiler sağlanacak. İngiliz yetkililerden yapılan açıklamada, “Polisin, yol kapatma ve yavaş yürüyüşlerle insanları mağdur eden taktiklere başvuran bozguncu azınlıklara ne zaman müdahale edileceği konusunda daha fazla esneklik ve netlik sağlanacağı” ileri sürüldü.

Polisin halkın protesto hakkını engellemesinin önünü açan düzenlemenin, özellikle çevre örgütlerinin protestolarına karşı “önlem” olarak alındığı öne sürüldü.

‘Protesto hakkı, mutlak bir hak değildir’

İngiltere Başbakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “düzenlemeyle polisin kamu düzeninin bozulmasını beklemeden protestoları engellemesinin mümkün olacağı” ifade edildi.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak düzenlemeye ilişkin yaptığı konuşmada, protesto hakkının “mutlak bir hak olmadığını” iddia etti.

Protesto hakkı demokrasimizin temel prensiplerinden biridir ama bu mutlak bir hak değildir” yorumunda bulundu.

Sunak, “Küçük bir azınlık tarafından düzenlenen eylemlerin sıradan vatandaşların hayatlarını alt üst etmesine izin veremeyiz. Bu kabul edilebilir bir durum değil ve buna bir son vereceğiz” diye konuştu.

‘Halkın sesini duyurmasını engellemeye yönelik zavallı bir girişim’

İngiliz hükümetin yeni tasarısının, “kamu düzeninde ciddi aksamanın” önüne geçileceği savunusuyla pazarlanmasına rağmen, kamuoyunda “halkın sesini duyurmasını engellemeye yönelik zavallı bir girişim” olarak nitelendirildi.

İşçi Partisi Sözcüsü Sarah Jones, “Polisin tehlikeli, yıkıcı protestolarla başa çıkmak için yetkileri var ve İşçi Partisi bu yetkilerin kullanılmasını destekliyor. Ancak Başbakan, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet salgını ya da hükümetinin suçluları kovuşturma konusundaki utanç verici sicili yerine protestolar hakkında konuşmaya zaman harcıyor” diyerek olası düzenlemeye tepki gösterdi.