İran’da Jina Mahsa Amini’nin saçlarını rejimin belirlediği kıstaslara göre kapatmadığı gerekçesiyle götürüldüğü karakolda katledilmesi üzerine başlayan “Jin, jiyan, azadi!” direnişi toplumsal hayatta ciddi bir dönüşüm ve farklılaşma yarattı. Direniş hemen tüm sınıf ve katmanlara yayıldı. Rejimin üzerine oturduğu en önemli sacayağı olan kadınların şeriat kurallarına göre denetim ve kontrol altına alınması yıllarının birikmiş öfkesiyle ayaklar altına alındı. Direnişin dinamosu olan kadınlar bu kural ve dayatmaları büyük cezaları göze alarak, canlarını hiçe sayarak çiğnediler. İran molla rejimi başta Rojhilat olmak üzere tüm eyalet ve kentlere yayılan isyana karşı idam da dahil pekçok saldırı aracını devreye soktu. Binlerce yıllık bir devlet geleneği üzerine oturan rejim saldırıyla birlikte “bekleyip çözme” yaklaşımını da elden bırakmadı. Hareket somut bir program ve merkezileşmiş bir örgütlenme gerçeğiyle buluşamadığı oranda zaman ilerledikçe sönümlenmese de dirilik ve yaygınlığını kaybetmeye başladı.
Tam da bu noktada molla rejimi saldırganlığını en keskin biçimlerle yeniden kuşanmaya başladı. Hareketin eski temposunu kaybetse de içindeki közü-dinamikleri koruduğunu bilmenin de korkusuyla şiddetin dozunu arttırmaya, özellikle kadınlara yönelik saldırganlığını tırmandırma yoluna girmeye başladı.
İran sokaklarıysa eskisi gibi değil artık. Büyük bedeller ödenen Jina Amini isyanının ardından İran’dan gelen görüntülerde kadınlar polis araçlarının önünden saçları açık bir biçimde korkmadan geçmeye devam ediyor. Metrolarda, alışveriş merkezlerinde, okullarda, evlerin önünde, sokakta başörtüsü takmama, dansla ya da çeşitli ritüellerle performans sergileme gibi biçimlerle değişim arayışının simgesi olmaya devam ediyor.
Kadınlar rejimin en büyük düşmanı olarak görülüyor doğal olarak. En son hemşire Meryem Bani Rezi zorunlu başörtüsüne uymadığı için 8 aydan fazla hapis, 148 kırbaç ve diğer ek cezalara çarptırıldı.
Ekonomik krizin ciddi bir açlık sorununa dönüştüğü ülkede rejim halkın bu gerçek gündemlerine çözüm üretmekten uzaklaştığını da tüm açıklığıyla gösteriyor. Kız çocuklarının devam ettiği okullara yönelik zehirleme saldırıları bile kadın dinamiğinin gelecek açısından nasıl bir tehlike olarak görüldüğünün özetidir.
Molla rejimi tüm kurumları üzerinden kadınları hedefe çakıyor!
Hareketin ritminin düşmesine rağmen kadınların taşıdığı potansiyele duyulan öfke devlet büyüklerinin ardı ardına savurdukları tehditlerle dile geliyor.
Son olarak İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, zorunlu başörtüsü kuralına aykırı hareket edenlerin müsamaha gösterilmeden cezalandırılacağını söyledi.
Milletvekili Hüseyin Celali de önceki gün parlamentoda “İffet ve Başörtüsü Planı”ndan bahsetti ve zorunlu başörtüsü uygulamasını reddeden kadınların pasaport ve ehliyetlerine el konulacağını açıkladı. Uygulamaya internet ortamı dahil neredeyse kadınların bulunduğu tüm sosyal alanlarda dikkat edileceğini bildirdi. Celali, karara uyulmaması halinde kademeli olarak cezaların artacağını ve beşten fazla ihlal edilmesi durumunda kişinin adli mahkemelerce de yargılanabileceğini ifade etti.
İran İslami Şura Meclisi Üyesi Hüseyinali Hacı Deligani de bildiriye ilişkin açıklama yaparak “Toplumda iffet ve başörtüsü konusunda dindarların kaygılarına cevap verecek şekilde ve yargıdaki boşlukların giderilmesi için mevzuat ve denetim açısından gerekli tedbirleri alacağız” dedi.
İçişleri bakanlığı bildiriyle ilan etti
İran İçişleri Bakanlığı da önceki gün bir bildiri yayımlayarak İslam cumhuriyetinin başörtüsü konusunda herhangi bir geri adım atmayacağı duyurdu.
İçişleri bakanlığının söz konusu bildirisinin içeriği özetle şöyle:
*Dini ilke, kanun ve kaideler ile geleneksel değerlerde herhangi bir gerileme yaşanmadığı ve yaşanmayacağı, şeriat gereği başörtüsünün tartışmasız bir dini gereklilik olarak İran İslam Cumhuriyeti’nin her zaman pratik ilkelerinden biri olacağı vurgulandı.
*“Beyaz Çarşamba” ve “İnkılap Meydanının Kızları” gibi başörtüsünü reddeden protest kadın oluşumları İran’ı içeriden çökertmeyi hedefleyen dış mihrakların maşaları olarak görülürken düşmanın bu yolla fitne çıkarmaya çalıştığı ifade edildi.
*Başörtüsünün dini bir gereklilik olmasının yanı sıra başörtüsüzlüğün esasen “aile kurumuna” ve “İran toplumunun yapısına” tehdit oluşturduğu ileri sürüldü.
*Geçtiğimiz aylarda İranlı kadınların ezici çoğunluğunun başörtüsünü koruma içgüdüsüyle hareket ettiği iddia edildi.
*Genç neslin başörtüsü konusunda “ikna edilmesi” gerektiğine dair bir not düşüldü.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!