Temmuz ara zammı için toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 3 perdelik tiyatrosu dün açıklanan 11 bin 402 liralık rakamla sona erdi. Patronlar ve hükümet resmi enflasyon oranında artış dedi, işçileri temsil eden Türk-İş aynı koronun “sessiz” parçası oldu ve asgari ücret bu enflasyon koşullarında dört kişilik bir ailenin düzenli ve dengeli beslenmesi için gerekli harcama tutarı anlamına gelen açlık sınırında kaldı. Gıda ve tüm ihtiyaçların toplam maliyeti olan yoksulluk sınırının 35 bin TL’ye dayandığı bu koşullarda açıklanan rakam, kirayı bile karşılamaktan uzak bir rakam oldu.
İşçi sınıfının hiçbir şekilde masada olmadığı, kelimenin gerçek anlamıyla senaryosunun patronlar tarafından yazılıp icra edildiği bu çadır tiyatrosunun öncesinde ve sonrasında sendikalar cephesinden yapılan açıklamalar işçi sınıfının örgütsüzlüğünün nasıl bir derinlikte olduğunun da yeni bir ifadesi oldu. Sınıf işbirliğinde yüzsüzlüğün, ahlâksızlığın kitabını yazan Türk-İş cephesi bu süreçte adeta level atladı. Daha önce kendisi asgari ücretin 500 dolar bandında tutulmasından bahseden Türk-İş, patronlar ve hükümet cephesinin “dolara endekslemek doğru değil” korosu karşısında hızla çark etti. Erdoğan sever Ergün Atalay, savunduklarını bir anda “unutarak”, “Ben dolar üzerinden konuşmam, TL ile konuşurum” deyiverdi. Sanki kur yerinde duruyormuş gibi. Kısacası aklımızla dalga geçti!
Ergün Atalay’ın asgari ücret rakamının açıklanmasının ardından katıldığı TV programında dile getirdikleri yoruma gerek olmaksızın işçi sınıfının tepesine çöreklenen bu kenelerin nasıl bir sınıf düşmanı olduklarının çarpıcı ifadesidir. Enflasyonu iktidarla aynı telden çalarak “ücret artıyor, zam üstüne zam geliyor” diye açıklayan, Erdoğan’la hiçbir pazarlık yapmadığından övünerek bahseden, grev konusunu sanki esnaf örgütüymüş gibi “Ben Bayburt’taki manavla mı grev yapacağım?” sorusuyla savuşturan, TÜİK’in enflasyon ayarları konusunda “yapıyorlar mı yapmıyorlar mı bilemem” diyen, ardından çiçeği burnunda bakan Şimşek’e “Lütfen tereddütleri giderin” diye çağrıda bulunan, siyasetle ilgili olmadığını söylemesinin ardından Erdoğan sevgisini dillendirerek pek bir “siyaset üstü” duran Ergün Atalay, işçi sınıfının onurunu, haysiyetini ayaklar altına alan bir patron temsilcisidir! Bu sınıf düşmanlarının yıllardır o koltuklarda oturmalarının esas sorumlusu da işçi sınıfının örgütlenmesi derdi taşıyan güçlerin hal-i pür melalidir!
Habertürk’te yayımlanan ‘Türkiye’nin Nabzı’ isimli programa konuk olan Atalay’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
Ulukışla’daki kasabı, çırağı temsil ediyormuş!
“Türkiye’de gıdanın geldiği konum, zamlar nerede, TÜİK’in açıkladığı rakamlar neler? Türk İş oraya temsilci veriyor. Şu anda yeni bakana ifade ettim, ‘Sayın Bakanım bizim bu masada olmamızın bir anlamı yok, kanunu değiştirin biz burada olmayalım’. Biz Ulukışla’daki kasabı, çırağı temsil ediyoruz. Akyazı’daki bakkalı temsil ediyoruz. Bunlar benim üyem değil. Bunlara gel desem gelmezler, dur desem durmazlar. Bunlarla insanlığın ötesinde bir bağım yok.
Bir rakama göre 8 milyon, bir rakama göre 9 milyon asgari ücretli. Sendikanın olduğu yerde asgari ücretli olmaz. İkramiye olur, yemek parası olur. Benim 1 milyon 300 binin üzerinde resmi üyem var. Kamu sözleşmesi yaptık. Grev yapma hakkım var. Ancak asgari ücretliler evlatlarım yaşındaki insanlar. Ben kasabı, manavı, bakkalı buluyorum. Birebir görüşüyorum. Bizim elimizde yetki yok. Tek yetkim masaya oturup, oturmamam. 45 kere olmuş, masaya 5 kere oturmuşum. İmzalanmış, asgari ücret yürürlüğe girmiş.
‘Cumhurbaşkanımızla pazarlık falan yapmadım’
Ben dolar üzerinden konuşmam, TL ile konuşurum. Ben inanmadığım, kafama yatmayan hiçbir işi yapmam. Yönetimle, komisyonla, Başkanlar Kurulu’nda, işçiyle konuşurum. Türk İş’te ali kıran baş kesen değilim. Başkanlar Kurulu ne derse onu yaparım. Bu insanlar bana üye değil. 81 ilde olan insanlar. Kanun değişmeli, biz burada olmamalıyız. Bedelini ben ödüyorum. Ben Bayburt’taki manavla mı grev yapacağım? Grevi üyenle yaparsın. Üyen olmayan adamla yapamazsın ki. Biz burada kamu görevi gibi iş yapıyoruz. Gelsin masada 5 tane asgari ücretli otursun, ben orada oturmayayım.
Sayın Cumhurbaşkanımızla pazarlık falan yapmadım. Sayın Bakan 500 dolara karşılık gelecek rakam olsun demişti. Bugün 16-17 dolar eksik bir tablo oldu. Geldiğimiz noktada 483 dolar oldu. Yarın faiz indiği zaman 500 dolar olacak. Yani söylenene yakın anlaşma olmuş. Bu rakam yeterli mi? Değil. Mükemmel mi? Değil. Ama ülke şartlarında bu başlangıç ücreti. Dolar üzerinden asgari ücret görüşmeleri başladığından bu yana en yüksek rakam bu. Yeterli mi, tabii ki değil.
‘TÜİK’le ilgili tereddüdümüz var’
TÜİK’le ilgili tereddüdümüz var. Belki doğru, belki yanlış yapıyorlar. Sayın Mehmet Şimşek’e sesleniyorum. Lütfen bu tereddütleri giderin. Çünkü TÜİK’in açıklamalarından sonra memur, işçi para alıyor. Vatandaş olarak Türk İş Başkanı olarak bunu istemek hakkım. TÜİK’le ilgili kafamızdaki sorunları çözsünler. Bakan bey nasıl yapar bu işi bilmiyorum. TÜİK’te yetişmiş elemanlar var, haklarını yemeyelim. Bizim kafamız, toplumun kafası bir rahatlasın. Bu rakam daha yüksek, bunlar aşağı gösteriyor diye insanlarda kanaat var.
‘Adam daha asgari ücret lafı çıkmadan zammı koymaya devam ediyor’
Ne zaman enflasyonun önüne geçeriz o zaman işi rahatlatırız. Biz enflasyonun arkasından koşarak bu işi çözemeyiz. Her yerde ifade ediyorum. Enflasyon da olmasın bana para da vermesinler. Enflasyonun arkasından koşmanın bir anlamı yok. Bugün asgari ücret açıklandı. Biz bu parayı 40 gün sonra alacağız. Biz 100 gündür asgari ücret çalışıyoruz. Bunu konuşurken ete, süte, ulaşıma, kiraya, suya zamlar devam ediyor. Adam daha asgari ücret lafı çıkmadan zammı koymaya devam ediyor. Dolar, avro, altın, benzin yerinde duruyordu. Et oldu 350 lira nasıl oluyor bu işler? Bir malı alırken satıcı gibi, satarken alıcı gibi davranmazsan iki yakan bir araya gelmez diye bir laf var. Haksız kazançların önüne geçelim, haksız kira artışlarının önüne geçelim. Enflasyon olmasın, asgari ücrete de zam olmasın.
‘Kemal Bey’in ‘sarı sendikacılık’ sözünü kabul etmiyorum’
Ben siyasetçi değilim, Türk İş Başkanıyım. Benim CHP’li üyem var. MHP’li üyem var. Bizi siyasete bulaştırmasınlar. Geçmişte muhalefet partileri Türk İş’i kucaklar, sorunlarını anlatırlardı. Şimdi Türk İş Başkanı sarı vs. Ne sarısı? Ben dimdik yürürüm. Ben bunun hesabını arkadaşlarıma veririm. Allah’a havale ediyorum. Allah da gereğini yapıyor zaten zaman zaman. Ben hiç siyaset yapmadım. Herkesin bir fikri var. Ben Türkiye’den işçiden yanayım. 40 senedir ne yaptığım ortada. Cumhurbaşkanımızı da severim. Ama o iş başka, bu iş başka. Benim siyasetçiliğim yok. Ortalama bir adamım ben. Kemal Bey’in ‘sarı sendikacılık’ sözünü kabul etmiyorum. Ben köşeli adamım. Hayırlı ömür hayırlı ölüm. Herkes ağzından çıktığına dikkat etsin. O lafları ben hiç hak etmiyorum. Onlar Meclis’te örgütlenmeyle ilgili çözüm üretsinler.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!