KlimaStrike İsviçre’nin Bern kentinde “İklimi değil, sistemi değiştir!” çağrısıyla bir araya gelen sendikalar, siyasi partiler, anarşist oluşum ve devrimci örgütlerin birlikte düzenlediği eyleme 60 bin kişi katıldı.
İsviçre’de dört yıl önceki seçimler öncesinde de adı duyulmaya başlayan “System ch” sloganı (Yeni bir sistem) iklim gösterilerinde öne çıkan sloganlardandı. Genel seçimler öncesi parlamentoda “iklim krizi”yle ilgili bir organın oluşturulması talebiyle öne çıkan bu sloganla göstermelik olarak bir organ kurulsa da esasında bir işlevi olmadı ve aralarında Yeşiller’in de olduğu çok sayıda organ yetkilisi kararlarını büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda verdi.
Aradan geçen dört yılın ardından Ekim ayının son haftasında yeni bir genel ve yerel seçimler yapılacak. Seçimler öncesi iklim krizine dikkat çekmek isteyen siyasi parti, sendikalar ve ilerici-demokrat grup ve örgütler işlevsiz kalan bu organın yeniden işlev kazanması için uyarı niteliğinde eylem düzenledi.
İki önemli vurgunun öne çıktığı Ulusal İklim Krizi eyleminde, “İsviçreli büyük şirketlerin kârlarını artırmak pahasına doğayı yok eden ve insan sağlığını hiçe sayan projelerle daha iyi ve yaşanabilir bir dünya ve insan hakları” talebi sık sık dile getirildi.
Özellikle, fosil yakıt projelerine utanmadan yatırım yapmaya devam eden İsviçre finans merkezinin aktif desteğiyle sera gazı emisyonlarının artmaya devam edildiği, iktidardakiler için ise birkaç şirketin kârının büyük çoğunluğun iyi yaşamından daha önemli olduğunun vurgulanması herkesçe kabul edilen temel anlayışı ortaya koyuyordu. Büyük bir banka iflas ettiğinde, federal meclis üyeleri ve parlamenterlerin hemen harekete geçtiğinin de ifade edildiği yürüyüş konuşmalarında, gezegen alevler içinde kaldığında ise tüm yetkililer hareketsiz kalıyor söylemleri de öne çıktı.
Kapitalist sistemin iklim sorununu görmezden geldiği, dolayısıyla iklim krizinden çıkış yolunu da ıskaladığı ifade edilen konuşmalarda, kapitalist kâr ve büyüme mantığının insanları ve doğayı sömürmeye bağımlı olduğu, böylece birkaç kişinin büyük kârlar elde ettiği vurgulandı. Parlamentodaki sol ve yeşil gruplar da bu nedenlerin adını koymaktan kaçınıyor. Birkaç mevzuat değişikliğinin yeterli olacağı yanılsamasını körüklemeyi tercih ediyorlar denildi.
Anarşist ve ilerici-sol örgütler ise “Parlamento çözüm değildir!” şiarı ile yürüyüşe katıldılar. Göç ve insan hakları sorununu da bu bağlamda dile getiren ilerici güçler, iklim sorunu yanında Avrupa Birliği’nin dış politikasını ve dolayısıyla sınırlarda izlediği statükocu ve zorba anlayışla istikrara kavuşmayı hedeflediğini dile getirdi. Bunun adı düpedüz militarize edilmiş haydutluk denildi.
Yöneticilerin, güvencesiz kitlelerin Avrupa sınırına girmesini engellemek için daha önce güvenceye alınmış insan hakları sözleşmelerini dahi görmezden geldikleri vurgulandı.
“Devlet yöneticilerinin ve politikacılarının doğanın tahribatını sosyal olarak kabul edilebilir bir şekilde durdurmak için düzenli olarak yeni vaatlere kitleleri ikna etmeye çalıştıklarının da ifade edildiği konuşmalarda, bunlar arasında Paris İklim Anlaşması gibi girişimler ve İklim Fonu Girişimi gibi çeşitli ulusal inisiyatifler yer almaktadır. Ancak bizim için bağlayıcı olmayan bu anlaşmalar başarısızlığa mahkumdur, doğanın ve dolayısıyla geçim kaynaklarının yok edilmesine karşı direnişin tabandan örgütlenmesi ve en önemlisi de enternasyonalist olması belirleyicidir” denildi.
Ulus ve kimlik siyasetine karşı sınıf savaşını yükseltelim çağrısıyla konuşmalar bitirildi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!