Zehra Çaldağ
Hırsızlar, yalancılar, talancılar korkar. Aslında hepsinin temelinde yalanla, dolanla, dizginsiz sömürü ve kölelik koşullarını sürdürme vardır. Sırtını devlete ve devletin kolluk güçlerine dayayarak yıkılmaz, sarsılmaz çelikten bir abideymiş gibi yukarıdan ahkâm keserler ama kendi çöplüklerinde, kendi gibilerin safında, yandaş kanallarda. Fakat “üç beş kadın” diye küçümsedikleri, örgütlendikleri sendikanın karşısına çıkıp gözlerinin içine bakacak yürekleri de yoktur. Agrobay patronunun direnişteki kadınların karşısına çıkamadığı gibi…
Agrobay direnişçisi kadın işçilerden biri; “kendi işimiz gibi çalıştık” diyor. Çalışırken hiç başkasının işinde çalıştığını aklına bile getirmemiş, sağlığını, gençliğini, işin ağırlığını hiç düşünmeden sadece çocuklarına helal para götürebilmek için emeğini, gücünü sakınmasızca vermiş. Karşılığında üç kuruş kazanabilmek için. Hatta erkek gücü gerektiren işlere erkek işçiler dayanamayıp işten çok zor diye ayrılırken onlar o zor işleri yapmaya devam edip sağlıklarını kaybetmiş.
Fakat işçi ve kadın düşmanı patronları Arzu Şentürk’ün (bütün patronlar ve egemenler işçileri, emekçileri cahil, kafasız, bir şeyden anlamayan yaratıklar olarak görürler). “CAHİL” olarak tanımladığı elleri nasırlı, toprak kokan, dilleri hiç şehirli diline benzemeyen bu kadınlar patronlarının karşısına dikilince kandırılmış olarak nitelendirilebiliyorlar. Cahiller ya, akılları ermez sendikalı olmaya, haklarını aramaya hele direniş yapmaya… patronları yılanın deliğine girse deliği bulup önüne gitme iradesini gösteremez, öyle ya bunlar köylü cahil kadınlar!.. Ne bilsinler hakkı, hukuku, il il gidip patronlarının ahlâksızlığını, yalanını, emek hırsızlığını yüzüne yüzüne haykırmayı.
Ama devran her zaman patronların istediği gibi dönmüyor, dönmedi. Hasan Bey Çiftliği işçisi kadınlar Arzu Şentürk’ün şimdiye kadar döndürdüğü çarkın dişlilerine çomak soktu. Hem de fena halde….
Tabii Arzu Şentürk alışmış bugüne kadar işçilere ne sunduysa ses çıkarılmamasına. Patronları ne isterse yapan “köleleri” 44 gündür haykırıyor: “Bizim hakkımızı kim yiyorsa hırsız odur!” diye. Arzu hanım alışık değil buna, işçilerle karşılaşmamak için köşe bucak kaçıyor. Ama nafile, direnişteki işçiler de sendikalarıyla birlikte inançlı, kararlı bir şekilde “Fizan’a da gitsen bulacağız” diye haykırıyorlar.
Arzu Şentürk’ün dünyanın birçok yerine İhracat yapan serasından, kölelik yuvasından Tarım-Sen de örgütlenip nasırlı, toprak kokan yumruklarını sıkarak “Agrobay hakkımızı ver!” diye yükselen çoğu kadın direnişçilerin sesi yankılanıyor ülke geneline
Agrobay direnişçileri İzmir Dikili’den yola çıkarak İstanbul’da konsolosluklar önüne oradan Ankara Şenbay Holding önünde geldiler.
Bilindik bir basın açıklaması değildi yaptıkları, bir metin hazırlamamışlardı. Çünkü yazılı metine gerek yoktu. Her direnişçi yürekten kopup gelen kendi dilleriyle basın açıklaması yaptılar. Hırsızlar ise holding içinde parmaklıkların ardında ve balkonlardan kaçak göçek video çektiler, foto aldılar. Bunu farkeden işçiler durumu teşhir ederken onlar içeri kaçmak zorunda kaldı.
İçinden geçmekte olduğumuz dönem mücadelede kırılma yaşayan, umudunu kesenler Agrobay direnişçilerini dinlesin. Onlar aslında hepimizi ve mücadele gerçeğinin, kavga verilmeden kazanılamayacağı gerçeğini son derece yalın bir dille anlatıyorlar.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!