M/V Kafkametler kuru yük gemisi, içindeki 12 deniz işçisiyle birlikte şiddetli fırtınada battı. Denizcilerden ikisinin cenazesine ulaşılırken 10’unun aranmasına devam ediliyor. Deniz İşçileri geminin fırtına nedeniyle battığını söylemenin “bu işin fıtratın var” demekle eşdeğer olduğunu belirterek deniz işçilerinin hangi koşullarda çalıştırıldıklarını, geminin aslında neden battığını, battığı anlarda gerekli müdahalenin yapılmadığını anlattığı yazılı bir açıklama yaptı.
Gemiden gelen yardım çağrıları yanıtsız kaldı!
M/V Kafkametler gemisinin Türkiye sahillerinde batan ilk gemi olmadığını, bu coğrafyada birçok geminin battığını, deniz işçilerinin baskı, mobbing ve kölelik koşullarında çalıştırıldıklarını anlatan açıklamada, deniz işçilerinin yardım çağrısının nasıl yanıtsız bırakıldığı şöyle özetlendi:
19 Kasım 2023 tarihinde Kafkametler Denizcilik A.Ş. şirketine bağlı Kafkametler gemisi Türkiye limanı olan Karadeniz Ereğli limanının hemen önünde dalgalarla boğuşarak battı. Gemi telsizinden defalarca kez yapılan çağrılara liman kayıtsız kaldı. Türkiye devleti tüm bu süreçte yanı başında kurtarılmayı bekleyen denizcileri kurtarmadı. Tıpkı daha önce tehlike çağrısı gönderen M/V Arvin gemisinin batışını izledikleri gibi M/V Kafkametler gemisinin batışını da öylece izlediler. Kafkametler gemisinde bulunan 12 denizcinin kaybolduğu haberi verildikten sonra dahi Arama ve Kurtarma Operasyonuna (SAR) başlanmadı. 1 gün sonra bir denizcinin cansız bedeni kıyıya vurana kadar SAR yapılmadı.
Standart altı gemilerin kışın çalışması risktir!
Karadeniz’de standart altı gemilerin kışın çalışmasının büyük risk olduğu, armatörler ve devletin bu riski bildikleri halde sorumluluğu gemi kaptanına yükledikleri, kaptanın ise çoğu zaman baskıya maruz kaldığı belirtilerek bu gemilerin halen çalışmasında sorumluluğu olan adresler şöyle anlatıldı:
Standart altı gemilerin hâlâ çalışmasında, Liman Devlet Kontrolü (PSC) denetimlerindeki usulsüzlükler ya da rüşvet herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Zaten karinadaki ve balast tanklarındaki delikler ya da gemi saclarındaki sıkıntıların hiçbiri PSC’ler tarafından denetlenmez. PSC’ler can kurtarma teçhizatları ve yangınla mücadele ekipmanları denetimine bakar ve Karadeniz’de çalışan standart altı gemilerin hepsi PSC denetimlerini rüşvet vererek yaptırır. M/V Kafkametler’in PSC denetimlerine baktığımızda Ukrayna’nın İzmail limanından alınan PSC denetim raporlarında hiç eksiklik gözükmemesinin nedeni budur. Öyle ki, bu denetimler artık önem teşkil etmez.
Bayrak ya da Klas denetimlerine baktığımızda ise PSC’lerden farklı bir yapı görmeyiz. Eğer gemi Avrupa limanı yapmıyorsa bu denetimler de hiç sıkı tutulmaz.
Denetim ve kontrollerdeki bu usulsüzlüklerin açığa çıkması için M/V Kafkametler’in batığının incelenmesi ve tersane raporlarıyla karşılaştırılması gerektiği kaydedilen açıklamada, “Kafkametler’in Klas’ı olan Bureu Veritas (BV) ve bayrak devleti olan Türkiye’nin denetçilerinin 1992 yapım bir gemiye nasıl denize elverişli raporu verdiklerinin sorgulanması şarttır” vurgusu yapıldı.
Bu gemiler aslında nehir gemisi olarak tasarlandı ve yaşlı gemiler!
M/V Kafkametler ile aynı tarihte Ereğli’de ikiye bölünerek karaya oturan M/V Pallada gemisinin de tıpkı Kafkametler gibi çok yaşlı bir gemi olup aynı şekilde denetimlerden geçirildiği, bu gemilerin aslında nehir gemisi olarak tasarlandıkları, şiddetli fırtınalarda ve dalga tepelerinde kolayca kırılıp batabildikleri belirtilen açıklamada, “Şu an Karadeniz’de M/V Kafkametler ve M/V Pallada gibi çok fazla gemi bulunuyor. Bu tarz gemilerin açık denizde seyretmesine izin verildiği sürece denizci ölümleri de artacaktır” uyarısı yapıldı.
Batmadan 1 ay önce mayın patlamasına maruz kaldı
Ayrıca M/V Kafkametler gemisinin karinasında batmadan yaklaşık 1 ay önce Romanya’nın Sulina Limanı açıklarında mayın patlaması meydana geldiği, “herhangi bir hasar oluşmadı” denilerek geminin seyrine müsaade edildiği ifade edilen açıklamada, “Ukrayna Rusya arasında devam eden savaş sebebiyle mayın tarlasına dönen Karadeniz sadece fırtınalı havalarda değil mayın, İHA ve füze riskleriyle de denizcilerin yaşamını tehdit ediyor” denildi.
Depremde olmayan devlet denizciler boğulurken de yoktu!
Açıklama şu vurgularla bitirildi:
Türkiye tarafından denizcilerin ölmemesi için ne herhangi bir önlem alınıyor ne de karasularında tehlikedeki denizcileri kurtarabilecekleri güçlü bir kurtarma ekibi bulunuyor. Kısaca, 6 Şubat depremlerinde göremediğimiz devlet, denizciler boğulurken de ortada yoktu. 2008 yılından bu yana tüm isyanımıza rağmen devletin ısrarla yıpranmadığını söylediği denizciler bir kez daha ölüme terk edildi.
M/V Kafkametler için adalet sağlanana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Herkesi deniz mücadelesini sahiplenmeye, haklarımız için mücadeleye çağırıyoruz.
Yıpranmıyoruz ÖLÜYORUZ
Kaza değil, Kader değil, Bu bir KATLİAM!
Kafkametler için adalet Herkes için adalet!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!