Yerel Seçimler İşçi ve Emekçiler Açısından Ne Anlam İfade Eder?



Toplu İş Sözleşmeleri işçilerin Anayasasıdır. İşçiyi patron karşı savunur. Patronu kollamaz. Sendikal çürümüşlük tam da burada başlıyor. Sendika yöneticileri siyaset ile öyle iç içe geçmişler ki bazen patronumuz sendika başkanı mı belediye başkanı mı ona dahi karar veremiyoruz.


Bir Belediye İşçisi

Yerel seçimler biz belediye işçileri açısından öncelikle patronumuzun kim olduğunu belirler. İlk olarak şunu belirteyim patron her yerde patrondur, adı sanı ünvanı ne olursa olsun bu değişmez. Belediye işçileri arasında iyi başkan-kötü başkan kıyaslaması genellikle yapılır. “Giden başkan çok kötüydü, yeni başkan çok iyi biriymiş. Bizlere iyi zam yapacakmış.” Bizlere göre iyi-kötü patrondan öte sınıf bilinci ile hareket eden, hakkını almak için sonuna kadar mücadele eden işçilerin kararlı mücadelesi değerlidir. Kaderini işverenin insafına bırakan işçiler çoğunlukla hayâl kırıklığı ile karşılaşır. Çünkü “Hak verilmez Hak alınır” direnirsen kazanırsın, direnmez kabullenirsen kaybedersin.

İşini kaybetme korkusu 

Yerel seçimlerin belediye işçilerinin üzerinde yarattığı en büyük travma iş korkusudur. Yeni seçilen başkan bizi işten çıkarır mı? İşten çıkarırsa ne yapacağız? İşten çıkarılırsam kiramı nasıl öderim? Çocuklarıma nasıl bakarım? Bu soruları işçilere düşündüren başta örgütsüzlüğün çaresizliğidir. Mevcut sendikalara üye olmayı örgütlenmek olarak değerlendirmiyoruz. İşçilerin mevcut sendikalardan bağımsız tabanda örgütlenmeye ihtiyacı var. Çünkü mevcut sendikal düzen işçiyi değil patronu kayırıyor. 

Belediye işçilerinin kadro hikayesi 

Belediye işçilerinin NEDEN işten çıkarılma korkusu yaşıyor? Hani 7 yıl önce belediye işçileri kadroya alınmıştı? Öncelikle nasıl bir “kadro” aldık? Bununla başlayalım… 

24 Aralık 2017 tarihinde yayımlanan 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile belediye işçilerinin sözümona “kadro” hikayesi başladı. 1 Nisan 2018 tarihinde belediyelerde taşeron firmalarda çalışan 450 bin işçi Belediye İktisadi Teşekküllerine geçişleri yapıldı. Mevcut iktidar taşeron şirketlerinden belediye şirketlerine geçişi yapılan 450.000 belediye işçisini kadroya aldık diye kamuoyuna sundu. Oysa hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bizler belediye şirket işçileri olarak 7 yıldır kadro alamadığımızı meydanlarda haykırıyoruz. TBMM’de kadro mağduriyetini dile getirmek amacıyla muhalefet milletvekilleri ile görüşmeler gerçekleştirdik. Milletvekilleri kanun teklifi, soru önergeleri verdi. Sesimizi bir tek mevcut iktidar partisi ve ortağına duyuramadık. Daha doğrusu bizleri duymak istemediler.

İstanbul, Ankara, Adana, İzmir’de basın açıklamaları gerçekleştirdik. Basın açıklamalarında belediye seçimlerinden sonra binlerce belediye işçisinin işini kaybedeceğini vurguladık. Belediye işçilerinin iş güvencesinin Belediye başkanlarının iki dudağının arasında olduğunu meydanlarda haykırdık. 

Bizleri duymak istemedikleri için birçok belediyeyi kaybettiler. Şimdi kaybettikleri belediyelerde işçi kıyımı başladı. Hâlâ binlerce işçi arkadaşımız bayramdan sonra işimden olacak mıyım tedirginliği yaşıyor. 

“Örgütlü” olduğumuz sendikalar da sessiz, üyeleri işlerini kaybediyor. Sendika başkanları el değiştiren belediyelerde üye devşirme derdine düşmüşler. Bazı sendikalar da üyelerini karşı mahalledeki sendikaya kaptırmamak için kapalı kapılar ardında görüşmeler gerçekleştiriyorlar. Tek dertleri var: Yeni üye yeni aidat, daha fazla kazanç elde etmek. Sendikaları mücadele alanlarından uzaklaştırıp birer dükkâna, ticarethaneye dönüştürdüler. 

Belediye şirket işçilerinin iş güvencesi NEDEN belediye başkanının iki dudağının arasında, belediye başkanının keyfine bırakılmış. Bir ülkede yasalar işçiden, emekçiden çok patronun çıkarlarını koruyorsa, işçiler adına imzalanan Toplu İş Sözleşmeleri işçiyi değil patronu koruyorsa o ülkede işçilerin işten atılmasına şaşmamak gerekir. Bunu bir örnek ile açıklayalım. Toplu İş Sözleşmelerinde “Disiplin Kurulu, Disiplin Ceza Cetveli” yer alır. Disiplin kurulları yarısı patron temsilcisi diğer yarısı işçi temsilcilerinden oluşur. Kurulun başkanı patron vekilidir. Eşitlik durumunda başkanın oyu iki sayılır. Sizce bu kurullardan işçi lehine bir şey çıkar mı? 

Toplu İş Sözleşmeleri işçilerin Anayasasıdır. İşçiyi patron karşı savunur. Patronu kollamaz. Sendikal çürümüşlük tam da burada başlıyor. Sendika yöneticileri siyaset ile öyle iç içe geçmişler ki bazen patronumuz sendika başkanı mı belediye başkanı mı ona dahi karar veremiyoruz. İşçilerin çıkarından çok, aman patron üzülmesin kaygısıyla Toplu İş Sözleşmeleri imzalıyorlar. Sizler son zamanlarda sendikaların grev kararı alıp uygulayarak bir hak aldıklarına şahit oldunuz mu? 

Belediye seçimleri işçilerin Toplu İş Sözleşmelerinde yeni haklar kazanmaları için birer fırsattır. Bu dönemde işçiler yüksek enflasyon girdabının etkisi ve sendikaların uzlaşmacı tavırlarıyla yeni haklar elde etmek şöyle dursun mevcut haklarını dahi kaybettiler. 

Bir SMS ile işten atılmak 

Altındağ Belediyesi’nde olduğu gibi gasp edilen haklarınız için direniyorsunuz. Aşağıdaki gibi bir mesaj ile iş akdiniz sonlandırılıyor: “Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeyen feshi NEDENİYLE, 08.04.2024 TARİHLİ İŞTEN AYRILIŞ BİLDİRİMİNİZ İŞVEREN TARAFINDAN YAPILMIŞTIR.” 

Hani 7 yıl önce kadroya alınmıştık ya, yukarıda paylaştığımız mesaj NASIL bir kadroya alındığımızın delilidir.