Vali “anız yangını” diyerek hemen köylüleri suçlarken, köylüler elektrik tellerinden başladığını gösterdiler. Sistematik şekilde elektrik kesintisine giden DEDAŞ aniden yüksek voltlu elektrik vermiş ve sıcaktan genleşen teller titreyerek birbirine sürtünüp kıvılcım saçmıştı.
Bugün ortaya çıkıyor ki köylüler tarlaların, kuru arazinin üzerinden geçen elektrik hatları için defalarca dilekçe vermiş, ama işleme konulmamış! Yüksek elektirik faturaları için jandarma ve polisi arkasına alarak köylülerin tepesine binen DEDAŞ yıllardır buralarda doğru dürüst bir bakım çalışması yapmamış, denetim desen o da hikaye!
Yangın her yeri sarıp köyleri yutarken, insanlar-hayvanlar ölürken, yangını söndürmek için herkes, her koldan savaşırken, havadan söndürmek için yardım istenilen kaymakamlıktan gelen yanıt: “Helikopterlerin gece görüşü yok”. Yangından sonra ortaya çıkan helikopterler ise cenazesi olan köylerin üzerinden uçarak “şov” yaptı!
Amed-Mardin sınırındaki yangın sonrası bilanço ağır: 11 ölü, onlarca ağır yaralı, yüzlerce telef, binlerce dönüm yanmış ekili toprak.
Yangın öncesinden yangına müdahalesine kadarki her bir adım devletin Kürt düşmanlığı politikasının kalın izlerini içeriyor: ‘Kürt’ün değil mi zaten, bırak yansın’!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!