D. Emrah Zıraman
İnşaat-İş’in öncülüğünde kurulan Dayanışma Arama Kurtarma’nın (DAY-AK) yaklaşık 1 yıl önce başlattığı deprem arama kurtama eğitimleri 3-4 Ağustos’ta Gebze ve Kartal’daki arama kurtarma tatbikatı ile bir üst noktaya taşındı.
Son 1 yılda ağırlıklı teorik, kısmi pratik eğitimler (bir deprem anı ile karşılaştırılması mümkün olmasa da) pek çok yönüyle zorlayıcı bir tatbikata tabi tutulmuş oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir’den 30 kursiyer bir araya geldi.
Kimler yoktu ki aramızda?.. Bıyıkları yeni terlemeye başlamış, geçtiğimiz günlerde okuyacağı lisesi belli olan rüzgar gibi her yere ulaşan Poyraz‘ımız mı; “aslında kapalı yerde kalamam, sıkılır çıkarım” diyen ancak enkaz altında yukarı doğru delme işini gık demeden yapan değerli Şeyma‘mızmı; bir akrabasının vefat haberini alıp bu haberin şokununu atlatır atlatmaz “nerede kalmıştık” dercesine hiltiyi eline alıp beton delen Betül‘ümüz mü; Ankara’da direğe yapıştırılan bir stiker sayesinde eğitimlerden haberdar olup deprem eğitimlerine katılmış, “tamam anladık elinden her iş gelir de! Sen ne iş yaparsın? Onu söyle” sorularını her seferinden “her iş” diye cevaplayan Ulaş‘ımız mı ?
Birinci gün
Ankara ve İzmir ekipleri Cuma gecesi yola çıkıp Cumartesi sabahı İnşaat-İş’in Kartal’daki sendika binasına ulaştı. İstanbul ekibinin de gelmesinin ardından “İstanbul’da deprem oldu. Ekip olarak Gebze’de kamp kurup ardından yıkımın olduğu Kartal’da arama kurtarma yapılacak” anonsuyla kamp alanına doğru yola çıkıldı.
Gebze’deki kamp alanına varıp ilk iş olarak çadırları kurduktan sonra, 6 ay önce geçirdiğim ameliyatın bir sonucu olarak ben erkenden fasulye, eğitim veren hocamızın nazik tabiriyle gözlemci kategorisine ayrıldım. Fasulye ufak tefek işler yaparken fiziksel olarak iflahım kesilmişken, güneşin altında eğitim alan kursiyerlerin geldiği durumu tahayyül etmek cidden zordu.
İlk günde, gündüz doğru iletişim, sessiz iletişim ve ekibe güven üzerine kurulu oyunlarla gerçekleşen eğitimlerin ardından, gün batımında kamp bölgesinde kısa doğa bir yürüyüşü yapıldı. İkinci gün yapılacak tatbikatta kullanılacak temel deprem arama kurtama araçlarının tanıtımları ile akşam eğitimi de sonlanmış oldu.
İkinci gün
Sabah 06:00 ve “arkadaşlar kalkın” seslenişi işe uyanış. Vücutta sızlamayan kemik yok sanki… “Günaydın”lar içinde hızla hazırlanan kahvaltı ve toplanan çadırlar. Sonrasında Kartal Belediyesi Ara Kurtarma Ekibi’nin tatbikat alanına varış.
Kısa bilgilendirme sonrasında 4 istasyon için 4 ekip kuruldu. Benim gibi sağlık sorunu olan arkadaş ve ben ekipman ve ekip takibi yapanlar olduk. Enkaz biçiminde tasarlanmış yerde bir ekip hilti ile yukarıdan, 3 ekip enkaz içine girip içeriden delme pratiği yapmaya başladılar. Bir ekip de en profesyonellerin bile çalışırken ürktükleri canavar ile kesme işini öğrenmeye başladı.
Ekipler güneşin bunaltıcı sıcağında çalışırken dışarıdan izleyen birisi olarak ilk fark ettiğim yüksek derecede bir konsantrasyon oldu. Hayatı boyunca eline ilk defa bir aleti alan bir kişinin bile deprem enkaz alanında olduğunu varsayarak o işi öğrenmek için gösterdiği çaba, akıttığı ter görmeye değerdi…
Tabii işi öğrenmeye yönelik bu yüksek konsantrasyon, tatbikat ve eğitim bağlamında bir eksiliği ortaya çıkardı. Bunun sonucunda tatbikat alanında birdenbire ekipmanlar, ekipman parçaları ve hatta insanlar “kaybolmaya” başladı. Yukarıdan delme işini yapan ekip tatbikat sorumlusu arkadaş tarafından birdenbire durduruldu ve ardından kritik soru geldi: Yangın tüpünüz nerede?
Ekip ilk anda durumu ve soruyu anlamadı. Yangın tüpünü ararlarken bu sırada belediyenin arama kurtarma ekibinden bir arkadaş yangın tüpünü herkesin gözleri önünde götürdüğünü ve ekibin kendisini durdurması, en azından ne yaptığını sorması gerekirken kimsenin kendisini durdurmadığını açıkladı. Sonrasında tatbikat sorumlusu ile birlikte ekipteki insanları kaybetmeye başladık. Bir ekip üyesine yaklaşıp tatbikat alanından uzaklaştırıyor, bir vakit sonra ekiplerden sorumlu arkadaş ekipleri yoklamaya geldiğinde bir kişi eksik olduklarını fark ediyordu.
Kızgın güneşin altında dinlenmelerle yaklaşık 6 saatlik yorucu bir çalışma sonrasında paydos yapılarak genel bir değerlendirme yapıldı. Tatbikat koşulları gerçeğe olabildiğinde yakın olması yanında, havanın çok sıcak olmasına rağmen değerlendirmelerde hiç kimsenin zorluklardan bahsetmeyip daha iyi ne yapılabilir sorusuna cevap bulmaya çalışması anlamlıydı.
Ekipmanların sendikaya getirilmesi sonrasında geri dönüş yoluna çıkmadan önce daha bir gün öncesinde tanışılan yeni yüzlerle vedalaşılırken, bu içten kucaklaşma enerjisi yüksek şu soruyu beraberinde getirdi: Bir sonraki tatbikat ne zaman?
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!