Cumartesi, 18 Temmuz 2026

Kadın Cinayetleri Politiktir



Biz kadınlar sayılardan, verilerden, isimlerden ibaret değiliz ve aramızdan bir kadın daha eksilmesin diye mücadelemiz…


Eylül Gökçin

İstanbul Fatih’te İkbal Uzuner ve Ayşegül Halil, Semih Çelik adlı erkek tarafından canice katledildi…

Aydın’da yaşayan iki çocuk annesi Sibel Aygan İşe gitmek için evden çıktığı sırada boşandığı Mustafa Yıldırım tarafından ateşli silahla vurularak katledildi…

Adana’da Ayşegül Sefer, Emre Naynal adlı erkek tarafından ateşli silahla vurularak katledildi…

Tekirdağ’da Fatma Özdemir, işyerinin yakınlarındaki bir çay ocağında Eren Uzuner adlı erkek tarafın dan “kıskançlık” bahanesiyle katledildi…

İkbal, Ayşegül, Fatma, Ayşegül Sefer, Ekim ayında katledilen 48 kadından yalnızca dördü. “Yalnızca dördü” demek dahi üzüyor, öfkelendiriyor insanı. Çünkü biz kadınlar sayılardan, verilerden, isimlerden ibaret değiliz ve aramızdan bir kadın daha eksilmesin diye mücadelemiz…

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Ekim ayına ilişkin kadın cinayeti verilerini açıkladı. Ekim ayı verileri 2010’dan bu yana en yüksek kadın cinayeti verileri olarak tarihin kara sayfalarına kazındı. Geçtiğimiz ay 48 kadın erkekler tarafından katledildi. 23 şüpheli kadın ölümü yaşandı. Ekim ayı verileriyle beraber içinde bulunduğumuz 2024 yılının ilk 10 ayında 343 kadın cinayeti yaşandı. 207 kadın şüpheli bir biçimde ölü bulundu. Özcesi 2024’te her gün en az bir kadın katledildi.

Faşist, dinci-gerici rejimin cezasızlık politikaları, 6284’ün etkin bir biçimde uygulanmaması, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkılması ve caydırıcı cezaların uygulanmaması her gün bir kadını yaşamdan koparıyor. Üstelik yaşanan kadın cinayetleri iktidar ve iktidarın yandaş kalemşörleri tarafından “aşk cinayeti”, “kıskançlık”, “uyuşturucu bağımlısı”, “akli dengesi bozuk”, “onun da orada ne işi vardı” gibi bahanelerle tekil birer olay gibi lanse ediliyor. Oysa kadınlar erkek egemen sistemin kendilerine biçtiği rolleri kabul etmedikleri için katlediliyor. Kadına yönelik şiddetin ve kadın katliamlarının en başat nedenini ise iktidarın erkek şiddetini meşrulaştıran kadına ve kadın haklarına yönelik saldırıları oluşturuyor. KCDP’nin Ekim ayı verileri de bu durumu doğruluyor.

Rapora göre: Katledilen kırk sekiz kadından onu boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesiyle, üçü ekonomik bahanelerle, üçü failin oğlunun intiharına sebep olduğunu düşündüğü bahanesiyle, biri ise evli olduğu erkeğe hakaret bahanesiyle öldürüldü. Otuz bir kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. Raporda, otuz bir kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesinin, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucu olduğu vurgulandı. 

Raporda da belirtildiği gibi, kadınların kim tarafından neden öldüğü tespit edilmedikçe adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça önleyici tedbirler uygulanmadıkça erkek şiddeti boyut değiştirerek sürüyor. 

Erkek şiddetinin boyut ve şekil değiştirerek sürdüğünü Ekim ayı verileri de doğruluyor. Ekim ayında öldürülen kırk sekiz kadının on dokuzu evli olduğu erkek, altısı tanıdığı biri, beşi birlikte olduğu erkek, dördü akrabası, üçü babası, üçü boşandığı erkek, üçü eskiden birlikte olduğu erkek, ikisi kardeşi, ikisi oğlu tarafından katledildi. Bir kadının ise öldürüldüğü kişiyle yakınlığı tespit edilemedi. Yani Ekim ayında katledilen kadınların yüzde 40’ı babaları, kocaları, kardeşleri, oğulları, sevgilileri olan erkekler tarafından katledildi. Kısacası, geçtiğimiz ay yine erkekler katletti. Devlet ise kolluğuyla, yasasıyla, yargısıyla her zaman olduğu gibi kadın katliamlarını seyretmekle yetindi. Yazının başında kurduğumuz cümleyi bir kez daha yineleyerek bitirelim sözümüzü: Biz kadınlar sayılardan, verilerden ve isimlerden ibaret değiliz. Evde, sokakta, fabrikada, atölyede, tarlada; kadın cinayetlerinde, iş cinayetlerinde bir kadın daha aramızdan eksilmesin diye mücadelemiz!..