DEM Parti’den Tutuklamalara Tepki: Er Geç Hesap Verecekler



Bu sürecin, yalnızca DEM Parti değil tüm toplumsal muhalefet dinamiklerinin iradesine ve temel demokratik haklarına yönelik bir sınav olduğu açık


Türkiye’de siyaset, faşist baskı ve tutuklamaların gölgesinde şekillenmeye devam ediyor. Ankara merkezli bir soruşturma kapsamında aralarında DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ Karahalı ve Kayapınar Belediye Eşbaşkanı Cengiz Dündar’ın da bulunduğu birçok siyasetçi, gazeteci, sendikacı ve insan hakları savunucusu tutuklandı. Bu süreçte Bahçesaray Belediyesi’ne kayyım atanırken ana muhalefet liderine de soruşturma açılması dikkat çekti. Dersim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan’ın gözaltına alınması ise bu dalganın devam edeceğini işaret ediyor.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu yaşananlara sert tepki gösterdi ve iktidarın baskı politikalarını sert ifadelerle eleştirdi.

“Toplumun Taleplerine Baskı ile Yanıt Veriliyor”

DEM Parti’den yapılan açıklamada, iktidarın toplumun örgütlü güçlerine yönelik saldırılarının, siyasi meşruiyetin yitirilmesinden kaynaklandığı vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Toplum iş, ekmek ve adalet talep ederken, iktidar bu haklı talepleri baskı, gözaltı ve tutuklamalarla karşılıyor. Halkın haklarını gasp eden bu rejim, kriz ve kaos üretmekten başka bir şey yapmıyor.”

DEM Parti, bu saldırıların yalnızca bireylere yönelik olmadığını, toplumun iradesine ve özgürlük taleplerine yönelik bir darbe olduğunu belirtti.

“Er Geç Hesap Verecekler”

DEM Parti açıklamasında, baskıcı düzenin sürdürülebilir olmadığını savunarak şu ifadeleri kullandı:

“12 Eylül darbecilerinin başaramadığı zulüm düzenini kurma hayali bu iktidar için de hüsranla sonuçlanacaktır. İktidar sahipleri, halka karşı işledikleri suçların hesabını er ya da geç verecektir.”

DEM Parti, özgürlük ve eşitlik mücadelesinden geri adım atmayacaklarını vurgulayarak, baskılar karşısında daha sıkı bir mücadele çağrısında bulundu.

Liberal çözüm hayallerinin satılmaya çalışıldığı bugünlerde artan faşist baskı ve zorun ulaştığı nokta faşist iktidar blokunun nasıl bir hazırlık içinde olduğunu ele veriyor. Baskı ve tutuklamaların artması açlık ve yoksullukla terbiye edilmeye çalışılan emekçilerin üzerindeki faşist cenderenin daha da sertleşeceğine işaret ediyor. Ancak halkların ve örgütlü yapıların taviz vermeden mücadele azmini büyütmesi ülkedeki toplumsal gerilimin hangi yönde evrileceğini belirleyecek kritik bir etken olarak öne çıkıyor.

Bu sürecin, yalnızca DEM Parti değil tüm toplumsal muhalefet dinamiklerinin iradesine ve temel demokratik haklarına yönelik bir sınav olduğu açık.