Nuray Sarıyelek
Fransa’da toplam 73 kişi tarafından tecavüze uğrayan Gisèle Pelicot davası nihayet sonuçlandı.
Yaklaşık 4 aydır süren dava sonuçlarına göre, Dominique Pelicot (Gisèle Pelicot’un eski eşi) tecavüz etmek ve ettirmekten 20 yıl ağır hapis cezasına çarptırılırken 45 kişi 3 yıldan 17 yıla kadar hapse mahkum edildi. 6 kişi ise serbest bırakıldı.
Davanın sonuçlandığı 19 Aralık 2024 tarihi itibariyle 10 gün içinde sonuca hiçbir itirazın olmaması durumunda dava bu haliyle sonuçlanmış olacak.
Gisèle’e tecavüz 73 kişi tarafından gerçekleştirilmiş olmasına karşın sadece resmi kanıtlarla belgelenen 52 kişi yargılandı.
Davayı Gisèle’in en büyük yardımcıları olan üç çocuğu, 52 tecavüzcünün avukatları ve 180 gazeteci takip etti.
4 ay boyunca devam eden dava süresince taciz ve tecavüze maruz kalan kadınlar ve feministler Gisèle’i yalnız bırakmadılar. Her mahkeme sürecinde yüzlerce, binlerce kadının yaptığı eylemler mahkeme üzerinde baskı oluştururken Gisèle için moral ve motivasyon kaynağı oldu.
Sonuç memnun edici mi?
Gisèle’in çocukları ve Gisèle’e destek verenler cezaları yetersiz bulurken Gisèle, davanın yorucu ve yıpratıcı olduğuna dikkat çekerek tecavüzün tanınması ve yapanlara verilen cezalar dolayısıyla mahkeme heyetine güvendiğini belirtmekle yetindi. Dışarda sloganlarla Gisèle’e destek veren kadınlar, özellikle altı kişinin serbest bırakılmasına tepki gösterdi. Kadın kalabalığının içine karışan ataerkil anlayışın savunucusu bir avukat kadınlara, “Örgülerinizin başına dönün” deme cüretinde bulundu ve bir anda kadınların öfkesinin büyümesine neden oldu.
Dava neden uzun sürdü
Fransız yasalarında tecavüz konusunun net olarak tanımlanmaması davanın uzamasına neden oldu. Tecavüz ancak “rıza göstermek” ya da “göstermemek” üzerinden yargılanıyordu. Bu da sanık avukatlarının durumdan faydalanmalarına olanak sunuyordu.
Bir taraftan tecavüz anlarında çekilmiş 20 bin video diğer taraftan erkek egemen yasaların tecavüzcülere sunduğu boşluklar ve esneklikler davanın ilerlemesini engelliyordu. Bu nedenle mahkeme heyeti İstanbul Sözleşmesi dahil diğer Avrupa Birliği ülkelerinin konu hakkındaki maddelerini inceleyip uygun bir sonuca gitme yöntemini izlemek zorunda kalmıştı.
Gisèle ataerkil yasaları sorguluyor
Gisèle tecavüzcülerin cezalandırılmaları için ataerki sistemin yasalarının gözden geçirilmesini sağladı. Hukukçular bu süre boyunca yaptıkları araştırmalarda gördüler ki, 31 AB ülkesinden sadece İspanya, Belçika, Danimarka ve Finlandiya gibi ülkelerin yer aldığı 14 ülke tecavüzü açıklığa kavuşturan tanımlara yer vermiş. Diğerlerinde bunu açıklıkla tanımlayan bir madde yok.
Gisèle davasının önemi
Her şeyden önce kadına taciz, tecavüz ve istismarın bilmem kaç yüzyıllık ataerkil sistemin yasalarından beslenerek bir kültüre dönüşmüş olmasının muazzam teşhirini sağladı. Erkek egemen yasaların gözden geçirilmesini, tecavüzü açıklığa kavuşturan yeni yasaların oluşturulmasının zorunluluğunu dayattı. Kadına tecavüzün her yaştan, meslekten “normal” erkekler tarafından yapılmış olmasıyla gelinen noktanın vahametine dikkat çekti.
Cesaret sembolü oldu
Yıllarca eşi tarafından içirilen uyuşturucuların verdiği zararlardan ölme noktasına geldiği yerden ayağa kalktı. Dimdik durdu ataerkil sistemin yarattığı tecavüzcülerinin karşısında. Davacı oldu bütün kadınlar adına tecavüzcülerden hesap sordu kendisi ve bütün kadınların onuru adına…
Gisèle, mahkeme salonunda 52 tecavüzcüsü ve onların avukatlarıyla karşı karşıyaydı. Tecavüz sahnelerinin mahkeme salonunda delil olarak kullanılmasına izin verdi. İsminin açıklanmasında bir sakınca görmedi. Bunun toplumsal bir dava olduğunun bilinciyle hareket etti.
O artık sadece Gisèle Pelicot değildi. O, yüzyıllardır susturulan kadınların sesi, onların üzerine atılmış utanç yükünü üstünden atan, bunu ait olanların yüzüne vuran bir cesaret simgesi olmuştu. Ataerkil sistemin tekrar tekrar baskıladığı, yorduğu, çaresizliğe mahkum ettiği kadınları silkeleyen, cesaretlendiren bir simge oldu. “Bu utanç bizim değil, yerini bulmalı” dedi ve buna uygun hareket etti. Başlattığı savaşın takipçisi oldu. 52 tecavüzcüsü ve onların avukatlarıyla aynı salonda bulunmaktan geri durmadı. Hiçbir mahkemeyi kaçırmadı. Alnı açık başı dikti. Ona göre utanç yer değiştirmeliydi.
Gisèle Pelicot dünya kadınları için cesaret simgesi oldu. Yorulduğumuz, yarım bıraktığımız, yasalarına-kurallarına teslim olduğumuz, “Sonuç alamayız, başa çıkamayız, böyle gelmiş böyle gider” diyenlerimize umut oldu cesaret verdi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!