Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2025 yılında geçerli olacak asgari ücret üzerine “uzlaşı” tiyatrosunun son perdesini bu akşam kapattı. Dördüncü toplantı devlet ve sermaye temsilcilerinin kendilerinin çalıp kendilerinin oynadığı bir havada bitti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “makro ekonomi” ve “konjonktürel koşullar” gibi emekçilerin gerçek gündeminden kopuk kavramlarla dolu bir açıklama yaparak 2025 asgari ücret rakamını ilan etti: Yüzde 30’luk bir artışla 22 bin 104 TL! Bu rakam, patronların ve hükümetin beklentilerine uygun bir artış oranıyla masadan çıktı. Çünkü masada önceden yazılmış bir senaryo vardı.
Sınıf işbirlikçisi Türk-İş ağaları da bu tiyatroda rolüne devam etti. “Ben yokum bu kararda” diyerek tabanda bir öfke önleme çabasına giren Türk-İş ağaları, işçilerin gerçek çıkarlarını savunmaktan kaçarak aldatıcı bir sessizlikle oyunu tamamladılar.
22 bin 104 TL Ne Anlama Geliyor?
Resmi rakamlara göre yıllık enflasyon artışı yüzde 47 seviyelerinde seyrederken, gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğu su götürmez bir gerçeklik. Özellikle temel gıda ve barınma giderlerindeki artış, işçilerin maaşlarının alım gücünü sıfırlamış durumda. Yine resmi rakamlarla son bir yılda kiralar ortalama yüzde 60 oranında artış gösterdi. Bu şartlar altında 22 bin 104 TL’lik ücretin, bir aile için asgari geçim seviyesinin çok altında kaldığı açıktır.
Öte yandan patronlara verilen asgari ücret desteğinin 700 TL’den 1000 TL’ye yükseltildiği de açıklandı. Bu destek artışı, yüzde 42.8 oranıyla asgari ücret artışının çok üzerinde. Sermaye sahiplerine sağlanan bu ek kolaylıklar, sistemin hangi tarafı korumaya devam ettiğini gözler önüne seriyor.
Ekonomik krizin etkilerini daha derinden hisseden emekçiler, gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar, kiraların ödenemez hale gelişi ve enerji giderlerinin yükseldikçe yükselmesi karşısında bu maaşla bırakın geçinmeyi, karın doyurmak bile mümkün değil. Dolayısıyla bu rakam işçi sınıfı için bir artış değil, aksine daha fazla yoksullaşma anlamına geliyor.
Tiyatro Bitti, Sınıf Mücadelesi Devam Ediyor
Bu ücret artışı, katlanarak büyüyen emek sömürüsünün işçi ve emekçilerin açlık ve yoksullukla terbiyesine devam ettiği bir sistemi korumaktan başka bir amaca hizmet etmiyor. İşçi sınıfı ve emekçiler için yaşam koşullarını gerçekten değiştirecek olan şey, tabandan yükselen bir çıkış ve örgütlülüktür. İşçi sınıfı ve emekçiler kendi kaderlerine sahip çıkana kadar bu zulüm bitmeyecek!
Bu karar, sınıflar arasındaki çatışmanın düzeyini bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Türk-İş gibi “işçi sendikası” görünümü altında patronlarla işbirliği yapan kurumların gerçek yüzü bir kez daha görüldü. Bu tablonun değişmesi, masa tiyatrolarından değil işçi sınıfının örgütlü mücadelesinden geçiyor.
Son yıllarda, emekçilerin özellikle taban örgütlenmeleri ve grev hareketleri önem kazanmış durumda. Ancak bu hareketlerin daha etkili olabilmesi için mevcut sendikaların tabandan gelen taleplerle yıkılıp yeni devrimci sendikal örgütlenmeler yaratmasıyla eşgüdümlü şekillenecek.
Belirlenen sefalet ücretine karşı her türlü eylem, grev ve direnişin önü açıktır. İnsanca yaşanacak ücret talebiyle sokağa, eyleme! Milyonlarca emekçi için mücadele şimdi başlıyor!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!