2024’te En Az 1897 İşçi Çalışırken Öldü!



2024 iş cinayetleri raporunu açıklayan İSİG Meclisi, bu yılda en az 1897, her gün de en az 5 işçinin çalışarak öldüğünü tespit etti. Raporda “‘İç cepheyi sağlamlaştırma’ siyasetinin örtmeye çalıştığı gerçeklerden birisi de iş cinayetleri” denildi.


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 2024 yılı iş cinayetleri raporunu açıkladı. Yüzde 70’i ulusal basından, yüzde 30’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından derlenen bilgilerle hazırlanan rapora göre 2024 yılında en az 1897, her gün “en az” 5 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

“‘İç cepheyi sağlamlaştırma’ siyasetinin örtmeye çalıştığı gerçeklerden birisi de iş cinayetleri” tespitiyle başlayan raporda Erdoğan ve Bahçeli’nin “iç cepheyi sağlamlaştırmak” açıklamasının “bölgesel dengelere ve parlamenter sistemin çıkarlarına göre toplumsal sınıfları sermaye kümesinde yeniden konumlandırma” çağrısı olduğu, altında da Türkiye’nin demokratikleşmesinin

Gazze, Lübnan, Yemen, İran, Suriye’deki gelişmelere işaret edilen raporda “gelişmeler bölgesel siyasal boyutunun yanında tedarik ve meta zincirlerinin güvenliğini ve sürekliliğini ilgilendiren devletlerarası bir iktisadi boyuta da sahiptir. Cumhur İttifakı “iç cephe” çağrısını, bölgesel savaş nedeniyle tedarik ve lojistik zincirlerinin güvenliğinin ve enerji sevkiyatının tehlikeye girdiği bir dönemde yaptı. Türkiye devleti ve sermayesi bu noktada bir NATO ülkesi olarak Ortadoğu’da yeni rol kapmak istiyor” diye vurgulandı.

“İç cephe”nin, orta vadeli program (OVP) ve yeni anayasa ekseninde parlamenter muhalefetin tüm bileşenlerini kapsayacak, siyasal alandaki basıncı azaltmaya ve kontrol etmeye yönelik politika manevrası olduğu ifade edilen raporda, “Sermayenin içerideki üretim temposunu korumak için siyasal hegemonyayı hedefleyen “iç cephe” stratejisinin somut görünümleri, OVP aracılığıyla ekonomik zor ve işçi hareketlerinin başını ezecek siyasal zordur” denildi.

“İç cepheyi sağlamlaştırma politikası işçi sınıfının teslim alınmasıdır” denilen raporda mevcut emek rejimi, burjuvazinin stratejik hedefleri ve nelerin garantiye alınmak istendiği özetlenerek, İSİG mücadelesinin temel başlıkları sıralandı:

  • Başta asgari ücret olmak üzere tüm ücretler insanca yaşayabilecek düzeye yükseltilmelidir.
  • İşten atmalar yasaklanmalı ve sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
  • İSİG önlemleri alınmalı ve iş cinayetlerinin sorumluları hesap vermelidir.
  • İşçi sınıfı ekseninde/önderliğinde demokratik haklar ve özgürlükler mücadelesi yükseltilmelidir.

Güncel kavram tartışmaları
2024 yılında raporlarda kullandığımız kavramlara dair kısa bir değinme yapmak gerekiyor. Zira yıllardır raporlarımızda yer verdiğimiz “iş cinayeti” ve “en az” ifadelerinin içeriğinin güncel olarak yeniden hatırlatılması gerekliliği ortaya çıktı.

“Neden iş kazası yerine iş cinayeti diyoruz?” ve neden “en az” vurgusunun yapıldığı başlıkları altında kavramlar arasındaki fark ve gerekçeler özetlenerek devam eden rapor 2024 iş cinayetlerine dair ayrıntılı bilgilendirmelerle devam etti.

2024 yılında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:

Ocak ayında en az 164 işçi,
Şubat ayında en az 152 işçi,
Mart ayında en az 125 işçi,
Nisan ayında en az 165 işçi,
Mayıs ayında en az 141 işçi,
Haziran ayında en az 139 işçi,
Temmuz ayında en az 149 işçi,
Ağustos ayında en az 192 işçi,
Eylül ayında en az 161 işçi,
Ekim ayında en az 168 işçi,
Kasım ayında en az 173 işçi,
Aralık ayında en az 168 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…

2024 yılında meydana gelen “en az 5 işçinin öldüğü” toplu iş cinayetleri şöyle hatırlatıldı:

  • 30 Ocak’ta, İzmir Dikili’de gece sularında ‘Oğuz İrgit’ adlı balıkçı teknesinin şiddetli rüzgârda alabora olması sonucu 5 balıkçı boğularak hayatını kaybetti.
  • 13 Şubat’ta, Erzincan İliç’te Anagold Madencilik’e ait Çöpler Altın Madeni’nde 10 milyon ton siyanürlü toprağın 800 metre kayması sonucu 9 maden işçisi göçük altında kalarak hayatını kaybetti.
  • 15 Şubat’ta, Marmara Denizi İmralı Adası açıklarında sabah sularında fırtına nedeniyle mermer tozu yüklü kargo gemisi Batuhan A’nın batması sonucu 6 gemi işçisi hayatını kaybetti.
  • 2 Nisan’da, İstanbul Beşiktaş Gayrettepe’de Masquerade Club’da tadilat yapılırken çıkan yangında 29 işçi (20’si inşaat 9’u gece kulübü işçisi) zehirlenerek hayatını kaybetti.
  • 15 Eylül’de, Sakarya Hendek’te Oba Makarna Fabrikası’nın un ve irmik değirmen ünitesinde meydana gelen toz patlaması sonucu (olay anında ve sonrasında hastanede) 5 işçi hayatını kaybetti.
  • 24 Aralık’ta, Balıkesir Karesi’de ZSR Patlayıcı Sanayi A.Ş. Fabrikası’nın kapsül üretimi yapılan bölümünde meydana gelen patlama sonucu 11 metal işçisi hayatını kaybetti.

Değişen İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kanunundaki gelişmelerin anlatıldığı raporda “2013 yılından itibaren uygulamada olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi sağlığı ve iş güvenliği, işçi ve halk sağlığı açısından bir hak olmaktan çıkarılarak hizmet sunumu ve piyasalaşmaya terk edilmişti” denilerek ayrıntılara yer verildi.

2024 yılında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:

İnşaat, Yol işkolunda 482 işçi;
Tarım, Orman işkolunda 326 emekçi (151 işçi ve 175 çiftçi);
Taşımacılık işkolunda 234 işçi;
Konaklama, Eğlence işkolunda 123 işçi;
Metal işkolunda 103 işçi;
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 99 emekçi;
Belediye, Genel İşler işkolunda 86 işçi;
Madencilik işkolunda 75 işçi;
Gıda, Şeker işkolunda 43 işçi;
Enerji işkolunda 43 işçi;
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 41 işçi;
Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 32 işçi;
Savunma, Güvenlik işkolunda 32 işçi;
Petro-Kimya, Lastik işkolunda 28 işçi;
Ağaç, Kâğıt işkolunda 27 işçi;
Çimento, Toprak, Cam işkolunda 27 işçi;
Tekstil, Deri işkolunda 24 işçi;
Basın, Gazetecilik işkolunda 2 işçi;
İletişim işkolunda 2 işçi;
Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi;
Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 67 işçi hayatını kaybetti…

En çok ölüm güvencesiz çalışmanın hakim olduğu işkollarında

İş cinayetlerinin güvencesiz çalışmanın hakim olduğu inşaat, tarım ve taşımacılıkta yoğunlaştığı belirtilen raporda işçi ölümlerindeki ilk sıranın inşaatta olduğu vurgulandı.

İnşaatta deprem bölgelerinde faaliyetin hızlandığı ve bu bölgelerdeki şantiyelerde en az 106 işçinin çalışırken öldüğüne işaret edildi. Bu bölgelerde işçilerin hangi koşullarda çalıştıkları da ayrıntılarıyla anlatıldı.

Madenler, taşımacılık, motokuryeler, belediyeler, metal, gemi-tersane, denizcilik işkollarındaki çalışma koşulları ve iş cinayetlerine ilişkin bilgi verilen raporda 2024 yılında iş cinayetlerinin sektörlere göre dağılımı şöyle sıralandı:

Sanayi sektöründe 656 işçi,
İnşaat sektöründe 484 işçi,
Hizmet sektöründe 431 işçi,
Tarım sektöründe 326 işçi hayatını kaybetti…
(Taşımacılık işkolundaki 234 iş cinayetinin 183’ünü sanayi ve 51’ini hizmet; işkolunu bilmediğimiz 67 iş cinayetinin 62’sini sanayi, 3’ünü hizmet ve 2’sini inşaat sektörüne dağıttık.)

2024 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:

Ölüm nedenleri işkollarına göre ayrıntılarla birlikte şöyle sıralandı:

Trafik, Servis Kazası nedeniyle 387 işçi;
Ezilme, Göçük nedeniyle 334 işçi;
Yüksekten Düşme nedeniyle 321 işçi;
Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 238 işçi;
Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 103 işçi;
Elektrik Çarpması nedeniyle 99 işçi;
Şiddet nedeniyle 90 işçi;
İntihar nedeniyle 78 işçi;
Patlama, Yanma nedeniyle 74 işçi;
Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 40 işçi;
Kesilme, Kopma nedeniyle 12 işçi;
Diğer nedenlerden dolayı 121 işçi hayatını kaybetti…

2024 yılında iş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımı şöyle: 106 kadın işçi ve 1791 erkek işçi hayatını kaybetti…

Cinsiyete göre iş cinayetleri

Kadın işçi ölümlerinde verilerin saklandığına işaret edilen raporda 2024’te yaşanan iş cinayetlerindeki kadınişçi ölümlerine dair şu ayrıntılara yer verildi:

  • 24 Aralık’ta, Balıkesir Karesi’de ZSR Patlayıcı Sanayi A.Ş. Fabrikası’nın kapsül üretimi yapılan bölümünde meydana gelen patlama sonucu ölen 11 metal işçisinin 8’i kadındı. Kadın işçiler, parmakları nispeten daha küçük olup kapsül dolumunu daha rahat yapabildikleri gerekçesi ile bu bölümde çalıştırılıyordu. Savaşa mühimmat yetiştirmek için hızlandırılmış üretim, ulu orta duran aşırı patlayıcı stoku, günde 16 saatlik çalışma, yorgunluk, uykusuzluk ve sadece 21 bin lira bir ücret… İşte toplu bir kadın işçi cinayetinin özeti bu…
  • Kadına yönelik şiddet, kadınları yalnızca hane içinde ve sosyal yaşamda değil, çalışma yaşamında da kuşatıyor. Çalışma yaşamında, kadına yönelik cinsel taciz ve şiddet sistematik bir biçimde “bireysel vakalar” olarak ele alınıyor. Oysa, şiddetin mekanları arasında en az tartışılanı olsa da çalışma yaşamı, hem sınıfsal hem de cinsel eşitsizliğin birleşimi olarak çok daha vahim bir şiddet tablosunun ortaya çıkmasına neden oluyor kadınlar için.
  • Çalışma yaşamının erilliği, işyeri ortamı ve tasarımından, işyerlerinin yönetim yapısı, işyerindeki işbölümü ve ilişkilere kadar her yerde kadınlar aleyhine işliyor. Cinsiyete dayalı emek sömürüsü, kadınların çalışma yaşamında fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik ve dijital şiddete maruz kalmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden oluyor. Kadınları zaman zaman çalışma yaşamının dışına da itebilecek toplumsal cinsiyet kökenli şiddet ve ayrımcılık, çalışma yaşamının kadınlar için sağlıklı ve güvenli olmamasının da en büyük nedenlerinden birisi. Bu nedenle, işyerinde kadına yönelik cinsel tacizi ve şiddeti de bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olarak tanımlıyoruz.

2024 yılında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle:

Raporda 14 yaşından başlayarak yaşlara göre ölümler rakamlarla şöyle ifade edildi:

14 yaş ve altı 22 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 49 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 395 işçi,
30-49 yaş arası 793 işçi,
50-64 yaş arası 462 işçi,
65 yaş ve üstü 96 işçi,
Yaşını bilmediğimiz 80 işçi hayatını kaybetti…

Raporda “Emekliler yılı” ilan edilen 2024’te maaşı yetmediği için çalışmak zorunda kalan emeklilere işaret edildi,2024 yılında 50 yaş ve üstü en az 558 işçi hayatını kaybetti” denildi.

2024 yılında en az 395 genç işçi hayatını kaybetti…

Genç işçi ölümlerine MESEM’li iş cinayetlerine yer verilen raorun o bölümünde şunlar söylendi:

  • İstihdam dağılımına baktığımızda genç işçi ölümlerinde ücretlilerin oranı genel iş cinayetlerindeki orana göre daha fazla.
  • Sektörel dağılıma baktığımızda genç işçi ölümlerinin başta metal, maden, enerji olmak üzere sanayide yoğunlaştığını görüyoruz. Yine şehirleşmenin bir sonucu olarak inşaaatlarda ve hizmetlerde genç işçi ölümleri artıyor. Çocuk işçi ölümlerinin yarısından fazlasını oluşturan tarımdaki ölümler ise bu yaş grubunda giderek düşüş eğilimi gösteriyor.
  • İşkolları açısından baktığımızda ise son yıllarda dikkat çekilmesi gereken işkolu “konaklama”. Son beş yıldır (özel olarak moto kurye mesleğinin artışının yanısıra) bu işkolunda güvencesizlik temelinde yaşanan kitlesel işçileşmenin bir sonucu bu.
  • Genç kadın işçiler yoğunlukla mevsimlik tarımda, gıda-metal-tekstil gibi sanayi işkollarında, market-büro-lokanta gibi hizmetlerde, sağlık alanında ve genel işler işkollarında çalışıyordu.
  • Genç işçilerde göçmenlerin ölüm oranı genel iş cinayetlerinin iki katıdır. Bu durum Türkiye işçi sınıfının bugün ve geleceğine dair örgütlenmesinde önemli bir duruma işaret etmektedir.

MESEM, tarım ve inşaat işçiliği, sokakta çalıştırma kıskacında çocuklarımız ölüyor
Her ne kadar yasalarımızda belli tanımlamalar olsa da bizler “çocuk işçi” olarak uluslararası tanımı baz alıyoruz. Çocuk işçi olarak kastettiğimiz yaş grubu 18 yaşını doldurmamış olan çocuklarımız. (Bunun yanında resmi bir kurum olmamamızın getirdiği kısıtlardan dolayı ölen çocukların yaşını ay ve gün olarak tespit etmemizin mümkün olmadığını ve basında yer alan 18 yaşında ölen işçileri “yaşını doldurmuş” olarak kabul ettiğimizi belirtelim).

2024 yılında en az 71 çocuk işçi hayatını kaybetti.

  • Çocuk işçi ölümlerinde her ne kadar hala tarım sektörü ilk sırada yer alsa da sanayi ve inşaatlarda ölen çocuk işçi sayısı giderek artıyor. Kırsal yoksulluğun devam etmesine rağmen çocuk işçi ölümlerinin kentlere kaymasının bazı nedenleri var. Zira kırsal yoksulluk bitmediği gibi derinleşerek devam ediyor. Ne var ki, kentsel yoksulluğun derinleşmesi, özellikle MESEM’de gördüğümüz üzere bizzat devlet politikalarıyla kitleselleştirilen çocuk işçilik ve tüm Anadolu kentlerinde yoğunlaşan Organize Sanayi Bölgesi (OSB) gerçekliği artık çocuk işçi ölümlerini kent merkezlerine ve çeperlerine taşımış durumda. Tarım işçisi çocuklar tamamen sosyal hayattan dışlandığı ve yerleşim merkezleri dışında hem yaşadıkları hem çalıştıkları alanda çevrelendiklerinden ötürü ölümleri devlet ve sermaye tarafından “görünmez” kılınıyordu. Oysa çocuk işçiler artık her yerde, kentlerin merkezinde, AVM’lerde, sokakta, şantiyelerde, sanayide ve OSB’lerde. Her ailede veya sülalede bir çocuk çalışıyor, her sokakta tanıdık bir çalışan çocuk var. Üretimden gelen bu gerçeklik çocuk işçiliği “görünür” kılıyor ancak çocuk işçilik; eğitim, öğrenim, yetişecek eleman argümanlarıyla “meşrulaştırılmaya çalışılıyor” ve ölümler maskeleniyor.
  • MESEM 2016 yılı sonuna kadar var olan ‘Çıraklık Eğitim Merkezleri’nin devamı niteliğindedir. Yani (4+4+4 modeliyle birlikte) eğitim sisteminin içine daha fazla entegre edilmiş ve kitleselleştirilmiş bir çocuk işçilik sisteminden bahsedebiliriz. MESEM kapsamında yaklaşık 1,5 milyon öğrencinin olduğu açıklandı. Bu öğrencilerin yaklaşık 300 binini ise 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Yani çocuk işçilik “bir gün okulda dört gün işyerinde eğitim alma” uygulamasıyla meşrulaştırılıyor.
  • MESEM aracılığıyla ortaokulu bitiren öğrencileri örgün eğitimden kopararak haftanın (resmi olarak) dört günü bedava işgücü olarak patronların sömürüsüne sunan MEB şimdi de yaz döneminde “beceri geliştirme programı” adı altında 7. ve 8. sınıftan itibaren tüm öğrencilerin katılabileceği “zanaat atölyeleri” açtı. On şehirde -İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Konya, Mersin, Rize, Samsun, Sivas ve Şanlıurfa- 196 okulda başlatılan pilot uygulamayla mesleki eğitim yaşı (12-13 yaşa) düşürüldü. 

Göçmen işçi ölümlerine, işçilerin örgütlü olup olmadıklarına, şehirlere göre iş cinayetleri dağılımına ve hayatını kaybeden işçilerin isimlerine yer verilen raporun ayrıntısına ŞURADAN ulaşabilirsiniz.