Poyraz Soysal
“Kentleri susuşlar kanatır
Beni gömmeyin
Susmaya gömülmeyin
Susmak yanılsamadır”
Düzenleri kadar çürük evlerde, binbir emekle bir parça huzur bulduğumuz yuvamız mezarımız olur. Bir gece uyuruz ve uyanamayız. Yaşama değil ölüme planlanmış şehirlerde, yardımımıza koşan engellenir. Evler basılır acımızın ortasında. Kelepçeler yıkımın sorumlularına değil, bizim kollarımıza takılır.
Adına hızlı tren dedikleri ucubede insanlar vagonlar altında kalır. Ambulanstan önce yayın yasağı gelir.
İşçiler katledilir yüz liralık bir önlem alınmadığı için ve ilk müdahale olarak işçinin acılı arkadaşları tekmelenir yerlerde.
Kıbrıs’tan çocuklarını spor turnuvasına gönderir insanlar, çocukları geri dönmez.
Pamukova’da onlarca kişinin katledilmesine neden olan kişi yıllarca bakanlık yapar bu ülkede. Gemiciklere sahip olur. Sonra bu cezasızlık Çorlu’da onlarca insanımızın canına mal olur. Bize düşen ise birbirinin aynısı ölümlerde kahrolmaktır. En temel yaşama koşulları ateş pahası, yaşamlarımız ise sudan ucuz. Suskunluğumuzdan beslenirler. İstifa mekanizmasını çoktan unuttuk, acımızı haykırmamıza tahammül edemezler. Geleceğini kararttıkları emekçi halkla yüzleşemezler. Kaçınılmaz karşılaşmalara kadar tabii. “Nerede bu devlet” haykırışının yanıtı baskı olur. Çünkü devlet oradadır. O yalnızca bir baskı aygıtıdır artık. Vergi toplarken, ceza verirken ve en temel görevi olan sermayeyi ihya ederken ortaya çıkar. Tıpkı o ünlü halk deyişinin Osmanlı’yı betimlediği gibi.
“Şalvarı şaltak Osmanlı
Eyeri kaltak Osmanlı
Ekmede yok biçmede yok
Yemede ortak Osmanlı”
Böyle bir baskı, yoksulluk ve yabancılaşma altında kanıksama ve suskunluk ecelimiz olmaya devam ediyor. Dün Kartalkaya’da bir katliam gerçekleşti. Tatil yapmak için o çok bilindik otellerden birisinde konaklayan insanlar cayır cayır yandı. Ambulans yoktu, müteahhitler istedi diye yangın merdiveni yapılmamış. Muhtemelen göçmenleri alçakça uygulamalarla kentten göndermeye çalışan Bolu Belediyesi de denetlemeye vakit bulamamış!
Saatlerce ölü sayısının on olduğu söylendi. Klasik taktiktir ve hiç kimse bunu yemedi. Erdoğan AKP kongresinde yeni vekillere rozet takıyordu ve yine ateş düştüğü yeri yakıyordu. Sonra ölü sayısı altmış altı olarak açıklandı ve yetmiş altı olarak güncellendi. Ölenlerin çoğu çocuk. Gerçek rakamın o olmadığını biliyoruz yine. Suskunluğumuz ölüm getiriyor. Yani en güvenli sanılan, geceliğine asgari ücretten fazla para verilen bir yerde bile en temel önlemler alınmadığı için güvende değilsin. Katliamın olduğu yerde birilerinin kayak yapmaya devam etmesi de bu suskunluğun kökenindeki nedenlerden birisi olan yabancılaşmayı göz önüne seriyor. Susmanın bizi belalardan koruyacağına inandırıldık yıllarca. Oysa sustukça sıkıştırılıyoruz. Gerileye gerileye dayandığımız duvar da üzerimize çöküyor. Artık sakınmasız konuşmanın ve örgütlenmenin dışında bir çözüm olmadığını yaşayarak gördük. Daha büyük felaketler olmasın diye susmamalıyız. Çünkü “susmak yanılsamadır.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!