Antep Valisi Yasağı Savunurken Korkularını Ele Verdi



Antep Valisi Kemal Çeber laf cambazlığıyla grev yasağını savundu, eylemlerin yaygınlaşma özelliğinden duydukları korkuyu dile getirdi


Antep Valisi Kemal Çeber, Antep’te Başpınar işçilerin sefalet zammına karşı iş bırakması üzerine getirdiği 15 günlük eylem yasağına ilişkin konuştu. Çeber, önceliklerinin “çarkların dönmesi” olduğunu söyledi.

Katıldığı bir ziyaret programında Antep’teki eylem yasağına ilişkin konuşan Vali Çeber burjuvazi ve devletinin karın ağrısını dile getirdi. Bütün bu konuşmadan hem işçi eylemlerinin yayılmasının yarattığı korku ve endişeyi hem de atmaya düşündükleri adımları anlayabiliyorsunuz.

Vali, yasağı savunurken 2024 ve bu yılki eylemlerin karşılaştırmasını yapıyor. Gerçi bir olgunun adını söylemezse o ortadan kalkacak diye düşündüğü için olsa gerek, iş bırakma ve grev eylemlerinin adını dahi anmıyor. Onları “bir eylem türü vardı” diye yuvarlıyor.

Sayısal veriler de onları düşünmeye itmiş: “2024’te Gaziantep’te yapılan toplantı, yürüyüş, basın açıklaması, gösteri vb sayısı bin beş yüzlerde. Bu yıl sadece ocak ayında yapılan 84.”

Başpınar işçilerinin bölgeye yayılmaya aday eylemlerini engellemek için yasak kararı yetmemiş olacak ki, BİRTEK SEN Başkanı Mehmet Türkmen bu sabah evinden çıkarken gözaltına alındı.

Antep Valisi Kemal Çeber kentte “başka türlü olaylar evrilmeye” başladığını dile getirerek bunlara örnek olarak dağıtılan bildiriler ve eylem çağrılarını gösterdi: “Şehrimizde enteresan yerlere ziyaretleri, enteresan temasları olmaya başladı ve bazı çağrılar olmaya başladı. Gaziantep’ten ülke geneline yayılmaya çalışılacak bir sürecin başlatılma amacına ilişkin söylemler olmaya başladı.” Zaten asıl karın ağrısı tam da bu!

Dili ne söylersek söylesin, “hepimiz aynı gemideyiz” diye bir argüman varsa orada durmak gerekir. “İşadamı da işçi de çok kıymetlidir” palavrasına kim inanır. Eylemleri bastırmak, iş bırakan işçilerin grev çadırlarını polis ve jandarma eşliğinde kaldırtan kendileri açısından kimin daha değerli olduğunu somut olarak göstermektedir. Patronların çıkarlarını devlet zorunu kullanarak Vali aklınca duygulara hitap etmeye çalışıyor, geri bilinçten iş çıkarmaya çalışıyor. Ama konuşmasının sonunda “Bu şehrin huzurunu bozmak isteyen kim olursa olsun, güvenliğini tehdit eden kişiler, kim, hangi grup olursa olsun buna da fırsat vermeyiz!” tehdidi savuruyor. Patronların ‘huzur’ arayışı, kölece çalışan işçilerden oluşan bir havzadır. İşçi sınıfının ‘huzur’ arayışı insanca yaşayabilecek bir ücret, insanca çalışma koşullarıdır.