Simon Arşakoviç Ter-Petrosyan
Tiflis örgütü 1902 yılında yeraltı matbaası kurma işini yeniden gündemine almıştı. Stalin’in de katıldığı RSDİP Kafkasya Komitesi toplantısı yapılmış, toplantının ardından matbaa kurma meselesi daha ciddi bir şekilde ele alınmıştı. Önümüzde yeni bir mücadele dönemi beliriyor, bu yüzden illegal yayın ihtiyacı her geçen gün artıyordu. Polisin matbaayı deşifre etmesini engellemek için kuruluş çalışmalarını dikkatli bir şekilde yürütmeliydik. Biz kendimizi geliştirip deneyim kazanırken polis de bizden geri kalmıyordu. Tiflis’teki bütün kapıcılar, çalıştıkları binalarda neler olup bittiğini gözlüyordu. Fabrikalarda da yöneticiler ve uşakları tarafından her şey izleniyordu. Öyle ki bu durum komik bir hal almıştı.
Çalışmalarımın niteliği sebebiyle teyzemlerde kalmam sakıncalı olacağından uzun süre Çerkezovskaya’ya taşınmıştım. Evimizin bodrum katında David adında Yahudi bir terzi yaşıyordu. David dikiş işleri haricinde Yahudilerin geşeft* dedikleri cinsten ticari işlerle uğraşıyordu. Bir keresinden satmak için uygun fiyata mısır unu almıştı. Mısır unu çuvalları David’in dairesine geldikten birkaç saat sonra polisler baskın düzenleyerek her şeyi alt üst ettiler. David’e gelen çuvalları merak eden kapıcı hamallara çuvalların içinde ne olduğunu sormuş ancak kendi işine bakması yanıtını almıştı. Bunun üzerine çuvallarda dinamit taşındığından şüphelenen kapıcı karakola koşmuştu.
Stalin matbaa için uygun bir yer aramak yerine gizlilik için bütün gereklilikler gözönünde bulundurularak yeni bir yer inşa etmenin daha uygun olacağını söyledi. Kenar mahallede sakin bir sokakta ev görünümü verilecek bir yer inşa edilebilirdi. Evde şüphe çekmeyecek biri oturacaktı, bu kişinin partili olmasına bile gerek yoktu, bize sempati duyan biri olması yeterliydi. Yoldaşlar tartıştıktan sonra Stalin’in önerisini kabul ettiler, matbaa işi Miho Boçoridze’ye verildi. (…)
Stalin önerisini bize açmadan öne her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüştü. Öneri kabul edilince bize hemen matbaanın kurulacağı ev için çizdiği planı verdi. Matbaa, yanında samanlık bulunan tek katlı bir evin bodrum katına kurulacaktı. Evden bodruma direkt geçiş olmadığından polis burnuyla toprağı kazsa bile bir şey bulamayacaktı. Matbaaya giriş evin bitişiğine inşa edilecek samanlıktaki kuyudan yapılacaktı. Kuyuya yukardan bakıldığında suyla dolu olduğu görülecekti. Suyun hemen üstünde ise matbaaya giden bir tünel olacaktı. Şimdi geriye doğru baktığımda içimizden çıkan hainler olmasaydı polisin matbaayı bulmasının mümkün olmadığını söyleyebilirim. Stalin’den aldığımız çizim dört dörtlük bir mimari plandı, öyle ki, ilk gördüğümde bir mimarın elinden çıktığını düşünerek planı kimin çizdiğini sormuştum.
Josef “Ben çizdim” diye yanıt verdi. “Böyle bir işi başkasına nasıl emanet ederiz?”
Josef’in böyle bir çizim yapabildiğini görünce şaşırmıştım. Josef haklıydı, en doğrusu çizimi bizim hazırlamamızdı. Matbaa kurulduktan sonra da çalışmalarını sıkı bir gizlilik içinde sürdürdü. Tiflis’te illegal bir matbaamız olduğunu yoldaşlarımızdan çoğu bile bilmiyordu. Matbaaya boya, kağıt getiren ve gazete, broşür taşınmasından sorumlu olan yoldaşlarımız dışında neredeyse kimse matbaanın yerini bilmiyordu. Kuyudaki girişi bilenler ise sadece matbaa çalışanlarıydı. Bize illegalitenin en ince ayrıntılarını öğreten hayatın ta kendisiydi. Zira herhangi bir hatanın bedelini yoldaşlarımızın canıyla ödüyorduk.

Demiryolu atölyesinde tesviyecilik yapan David Rostomaşvili partimize üye değildi, fakat bize çeşitli yardımlarda bulunan güvenilir biriydi. Ne demişler, iyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş. Miho, evi inşa etmek için uygun bir yer ararken David, Avlabari’de babasına ait arsayı değerlendiremediğinden yakınmıştı: “Bizimkiler evde, hemen bir şeyler yapmam için bana eziyet ediyorlar, aslında haksız da ayılmazlar, arazi için iyi para ödedilerl
Miho, “O zaman şöyle yapalım; biz sana o arsada bir ev inşa edeceğiz sen de onu benim Babe teyzeme kiraya vereceksin, o da kiranı düzenli olarak ödeyecek. Böylece herkes mutlu olacak. Sizinkiler ev yapmak için birinden borç para aldığını söylersin.
Mühendis yoldaşımız Lobjanitse, Stalin’in hazırladığı plana dayanarak uydurma bir plan hazırladı, yerel yöneticilere sunup inşaat izni alması için David’e verdik. Miho herhangi bir sorunla karşılaşmamak için evin geri kalanı için Tiflis’ten değil Kobuleti’den inşaatçılarla anlaştı. Miho’nun inşaat işçileriyle ne kadar sıkı pazarlık yaptığını görünce:
“Adamlara neden öyle davrandın? Biraz daha fazla ödeyebilirdin, neticede yoksul insanlar,” diye eleştirdim.
“Benim amacım şüphe çekmemek,” dedi. “Eğer normalde aldıklarından daha fazla ödeme yapsaydım, iyi bir işveren hakkında sağda solda gereksiz gevezelikler edebilirlerdi. Devrimden sonra her şeyi onlara vereceğiz zaten, dert eme,” dedi.
Kendimi iyi bir illegaliteci olarak görüyordum, fakat Miho bana bu konuda ders verebilirdi. Öyle ki kendisi ve ailesi komünist olmasına rağmen devrimden önce ona bakan biri tipik bir patron yalakası, muhasebe faresi görürdü. Hiç kimse onun bir devrimci olacağına ihtimal dahi vermezdi.
Matbaa hazırlandıktan sonra Miho’nun parti üyesi ve illegalite konusunda oldukça becerikli olan teyzesi eve yerleşti. Stalin’in ifadesiyle o matbaanın “koruyucu meleği” olmuştu. Babe matbaada çalışanlarla ilgileniyor, beslenme vb. ihtiyaçlarını karşılıyordu. Babe’nin asıl görevi ise matbaanın güven içinde çalışmasını sağlamaktı. Birçok yaşlı kadın gibi uzun uzun pencerede oturuyordu, tabii ki sadece dışarıyı izlemiyor, sokağı gözetleyerek olağan dışı bir durum olup olmadığını kontrol ediyordu. Babe, eve şüpheli birinin yaklaştığını gördüğünde elektronik zile basarak matbaadaki yoldaşları uyarıyordu. Matbaa yerin bir hayli altında olmasına rağmen makinenin sesi dışardan duyuluyordu. Bu yüzden zil sesini duyan yoldaşlar çalışmaya ara veriyordu. Babe komşuların evine gitmiyor, evine de kimseyi davet etmiyordu bu yüzden çevredekiler tarafından kibirli bir kadın olarak görülüyordu.
(*) Genellikle spekülasyona dayalı fahiş kâr getiren ticari bir iş.
[Yoldaşım ve Öğretmenim Stalin, KAMO (Simon Arşakoviç Ter-Petrosyan), Çeviren Fırat Sözeri, Ceylan Yayıncılık]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!