Çiğli Belediyesi, 10 Haziran 2024’te “fazla istihdam” gerekçesiyle 104’ü kadın 147 işçiyi işten çıkardı. İşçilerin 125’i belediye iştiraki ÇİBEL, 22’si de Çiğli Gıda şirketinde çalışıyordu. Bu keyfi kıyıma karşı işçiler direniş başlattı. Günlerce belediye binası önünde eylem gerçekleştirdi, Ankara’da CHP Genel merkezi önüne taşıdılar direnişi. Çiğli Belediyesi Başkanı Onur Emrah Yıldız ve CHP yönetimi kendilerine yeni yılda işe geri alınacakları sözü verince direnişi sonlandırdılar. O günden bu güne “torpili” olan ya da direnen 25 işçi işe alındı, ancak 16 kadın işçiye hiçbir dönüş yapılmadı. Üstelik “istihdam fazlası” denildiği halde 50 yeni işçi alımı yapıldı.
Gerek Çiğli Belediyesi’nin gerekse CHP Genel Merkezi’nin sözünü tutmaması üzerine 16 kadın işçi bir kez daha direnişe başladı ve 1 Mayıs’ta İzmir’den Ankara’ya yürüyüş başlattı.
10 günlük yürüyüşün ardından Ankara’ya ulaşan işçiler 10 Mayıs’tan bu yana da CHP Genel Merkezi önünde direnişte olan işçiler hem kadın işçiliği hem taşeron belediye işçilerinin güvencesizlik sorununu dile getiren simgelere dönüştüler.
Ankara’da CHP Genel Merkezi önündeki direnişlerinin 13’üncü gününde yaptıkları basın açıklamasında işçiler bir kez daha kadın emeği vurgusu yaptılar.
İşten çıkarılan işçilerden Hale Ören Özdinçer tarafından yapılan açıklamada şunlar belirtildi:
“Bir İşten Çıkarma, Bir Kadının Hayatından Eksilen Her Şeydir”
Bizler, Çiğli Belediyesi’nde bir gecede işinden edilen kadın işçiler olarak sadece bir maaş bordrosundan silinmedik. Hayatlarımızın içinden silindik. Kadınların çalışma hayatına katılımının zaten türlü engellerle karşılaştığı bir ülkede, güvencesiz istihdamla, keyfi işten çıkarmalarla, emeğimiz yok sayıldı. Bizimle birlikte çocuklarımızın geleceği, evlerimizin huzuru, toplumdaki varlığımız da tehdit edildi.
Kadın emeğinin değersizleştirildiği her yerde, yoksulluk kadınlaşır. İşten çıkarıldığımız gün itibariyle birçoğumuz, evin tek geçim kaynağını kaybettik. Eşinden ayrılmış, çocuğuna tek başına bakan kadınlar, kiralarını ödeyemez hale geldi. Emek veren değil, yük görülen haline getirildik.
Oysa kadının kamusal alandaki varlığı sadece bir bireyin değil, tüm toplumun ilerlemesidir. Kadını üretimden, toplumsal hayattan, ekonomik bağımsızlıktan uzaklaştırmak; onu yeniden evin içine hapsetmektir. Bugün bize reva görülen, sadece bir işten çıkarma değil; aynı zamanda bir geri gidişin, cinsiyetçi zihniyetin açık tezahürüdür.
Kadınların haklarını savunduğunu iddia eden bir partinin yönettiği belediyede bu yaşanıyorsa, biz sorarız: Söz konusu kadın emeği olunca hangi ilke, hangi hak, hangi sosyal belediyecilik anlayışı devrededir?
Biz susmuyoruz, çünkü bu haksızlığı sadece kendimize yapılmış görmüyoruz. Bugün Çiğli’de işten atılan kadınların sesi kısılırsa, yarın başka belediyelerde, başka kurumlarda kadınlar aynı karanlıkla baş başa kalır.
Toplumsal cinsiyet eşitliği, nutuklarla değil, alın terine sahip çıkmakla sağlanır. Biz direnişimizle bu eşitliğin altını çiziyoruz.
Bir kadını işinden etmek, onu görünmez kılmaktır. Biz görünmez değiliz. Buradayız. Direniyoruz. Ve kazanana kadar susmuyoruz!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!