Ankara’da Gezi ve Ethem Anması



Ankara’da Gezi’nin 12’inci yıl anması yürüyüş ve polis bariyerlerinin yıkılmasıyla Ethem yoldaşın vurulduğu yer ve saatte gerçekleştirildi. Anmaya Gezi ve 19 Mart sonrasında gelişip serpilen gençlik hareketinin ruhu damgasını vurdu


Konur Sokak’ta bir araya gelen Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri ve Gençlik Örgütleri buradan sloganlar, ölümsüzleşenlerin fotoğrafları ve Gezi pankartıyla yürüyerek Güvenpark’a geldiler.

Polis, Konur Sokak’ta toplanan kitleye yürüyüşe izin vermeyeceğini, isteyenin bireysel olarak Güvenpark’a gidip anmaya katılabileceğini söyledi. Ancak kitle Gezi pankartını açarak yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca ajitasyon konuşmaları ve sloganlar hiç susmadı.

Gezi ve Ethem yoldaşın ölümsüzleşmesinin 12. yılında Gezi’yle özdeşleşmiş isimlerden biri olan Sırrı Süreyya Önder’in dövizleri ve fotoğrafı da taşındı.

Konur’dan bulvara, bulvardan Güvenpark’a gelen kitle özellikle dün İstanbul’da Gezi Anması sonrası gençliğin ablukaya alınıp işkence edilerek gözaltına alınmasına duyulan öfkeyle polis barikatları yıkarak katil polis Ahmet Şahbaz’ın Ethem yoldaşı vurduğu noktaya geçti.

Ethem’in genç yoldaşları da “Ethem’in bakışlarını kuşandık! Bu sokaklar hala onun adımlarını hatırlıyor!” yazan Devrimci Proleter Gençlik imzalı dövizlerle yürüyüşte ve anmada yerlerini aldı.

Son kişi de alana girene kadar barikat üç kez yıkıldı. Anmaya gelen kitlenin tamamı alana girdikten sonra Ethem yoldaşın vurulduğu yere Ethem yoldaşın fotoğrafı, Gezi’de ölümsüzleşenlerin olduğu ozalit ve karanfiller bırakılarak mumlar yakıldı. Ardından anmaya geçildi.

Anmaya Ethem yoldaş şahsında Gezi ve devrim-sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler için saygı duruşuyla başlandı. Ardından gençlik örgütleri adına ortak açıklama yapıldı.

Daha sonrada Ankara Emek Demokrasi bileşenleri adına hazırlanan ortak açıklama okundu. Ortak açıklamanın ardından anma sona erdi.

Kitle sloganlarla alandan ayrılırken faşist iki güruhun sözlü saldırısına maruz kaldı, saldırı devrimci dayanışmayla karşılığını aldı.

Sloganlarla Konur Sokak’ın sonuna kadar yapılan yürüyüşün ardından eylem sonlandırıldı.

Anmada okunan ortak basın açıklaması şöyle:

12 Yıl önce bu toprakların isyan geleneği direniş zincirine güçlü bir halka ekleyerek, bu toprakların en güçlü direnişlerinden birini yarattı. Kölece sömürülmeye, yok sayılmaya, doğasının talan edilmesin, kirli savaş politikalarına, yaşam tarzına yönelik müdahaleye ‘artık yeter’ diyen milyonlar her yeri direniş alanına çevirdi. Düzenin bencil bir hayat aşıladığı milyonlarca genç, paylaşımı ve kolektif yaşamı deneyimledi. Milyonlar öfkesiyle alanlara aktı. Gezi’de ölümüne savunulan tek bir ağaç halk ormanına dönüştü.

Geleceği çalınan gençler, ücretli köleliğe karşı sınıf öfkesini büyüten emekçiler, iktidarın cinsiyetçi politikalarına sığmayan kadınlar ve tüm ezilenler öfke seli olup aktı sokaklara. İktidar en iyi bildiği taktiği uygulayarak polis terörüyle halkın bu onurlu direnişini engelleme çabasına girişti. Gezi Direnişinin Ankara ayağında Ethem, katil polis Ahmet Şahbaz’ın hedef gözeterek açtığı ateşte ölümsüzleşti. Komünist bir işçi olan Ethem, çocuk yaşlarından beri içinde bulunduğu sömürü çarkına olan öfkesiyle yerini almıştı Gezi’de. Sömürünün, yoksulluğun, yok sayılmanın ne olduğunu bilirdi. Nedenlerini de bilirdi bunların elbet. Her gün patronların kar hırsı nedeniyle ölümle burun buruna çalışmak zorunda kalan milyonlarca işçiden biriydi. Bu bilinçle oradaydı. Gezi’nin işçi yanıydı.

Onun için emekçi halklara yoldaş oldu. ‘Halkın yoldaşı’ dediler. Katil ise küçüldükçe küçüldü mahkeme salonlarında, insan selinin altında. Ethem’in katili de cezasızlıkla ödüllendirildi iktidar yargısı tarafından. Tıpkı Gezi’de Ali İsmail’i, Mehmet’i, Medeni’yi, Ahmet Atakan’ı, Hasan Ferit’i Berkin’i katledenler gibi.

Önemli olan halkın yargısıdır. Ethem ve gezi ölümsüzleri halkların bilincinde yaşıyor. Biz Ethem’i sadece bugün burada anmıyoruz.

Ethem ve Gezi’de ölümsüzleşenlerimiz, işçi direnişlerinde ve gençliğin dizginsiz mücadelesinde yaşıyor. Gezi yargılanmaya çalışılsa da onlarca kişi tutsak olsa da gezi ruhu zindanlara ve sistemin kalıplarına sığmıyor.

Yağmanın, talanın, hak gaspının olduğu her yerde kendi kıvılcımını buluyor ve ortaya çıkıyor. Dikmece‘de zeytinliklerine çökülmesine karşı direnen köylülerin öfkesinde, her an her yerde ortaya çıkan işçi direnişinde, özellikle 19 Mart sonrasında adeta yeni bir gezi yaratan gençliğin dinamizminde kendini gösteriyor.

Bugün tam da o bilinci, Gezi bilincini daha da ileri taşımanın zamanı. Halkın iradesinin gasp edildiği, her gün daha da yoksullaştığımız, gençliğin geleceksizleştirildiği, rezerv alan adı altında emekçi halkın varına yoğuna çöküldüğü, çocukların okullara aç gittiği ve tarikatların pençesine itildiği, her türlü itirazın tutsaklıklar ve baskıyla susturulmaya çalışıldığı bir ortamda Gezi bilincini kuşanmaktan başka çözüm yok. Ethem ve Gezi ölümsüzleri en iyi bu bilinçle anılabilir.

Kısacası, Gezi’nin o güzel sloganını daha güçlü seslendirme zamanı. ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz’. Başta Gezi tutsakları olmak üzere, tüm politik tutsaklara özgürlük. Gezi’de düşene, dövüşene bin selam!