Zeytinliklerin, Orman ve Tarım Arazilerinin Yağmalanmasına Sınırsız Özgürlük!



AKP’nin maden ve enerji patronu milletvekillerinin de imzasını taşıyan ve 13 Haziran’da Meclis Başkanlığı’na sunulan Maden Kanun Teklifi bugün Meclis komisyonunda görüşülecek. Teklifle tarım alanları zeytinlikler, doğa koruma bölgeleri maden ve enerji projelerine sınırsızca peşkeş çekilecek, yetki Erdoğan denetimindeki bir kurula verilecek, ÇED süreci gibi engeller ortadan kaldırılacak. Komisyonda görüşmeler başlarken köylüler, çiftçiler, doğa savunucuları komisyona alınmadı.


13 Haziran 2025’te Meclis Komisyonu’na sunulan önerge maden, mera, zeytinlik, elektrik üretimi ve imar kanunlarında yapılan değişiklikleri içeriyor. Doğanın, tarımsal alanlar ve zeytinliklerin enerji ve maden patronlarına engelsizce peşkeş çekilmesine dayanak oluşturacak kanun, hiçbir ayrıntı es geçilmeden hazırlanmış. Yağma ve talana karşı yaşam alanlarını, ekolojik dengeyi, doğayı savunacak olanların yasal olarak dayanabilecekleri hiçbir hukuki tutamak noktası kalmasın mantığıyla farklı kanunlardaki değişikliklerle bütünlüklü bir tablo oluşturulmuş.

Tablo açık: Sadece Tokat’ta bile 900 maden arama ruhsatının verilmesi, hemen her bölgenin yağmaya açılması da yetmiyor bu vampirlere. Bu ruhsat dağıtımının kolaylaştırılması, ÇED süreçlerinin ortadan kaldırılması, yetkilendirmenin en tepeden Erdoğan’a bağlı bir kurula devredilmesi, yağma ve talan önündeki tüm engel ve bariyerlerin kaldırılması isteniyor.

Maden Kanunu AKP’li yıllarda dönemin ihtiyaçları temelinde yağma ve talan ihtiyaçlarına uygun olarak 22 kere değiştirildi, ama bu yetmiyor. Çünkü şimdi artık doğanın en vahşi biçimlerle yağmalanması önemli bir sermaye birikim politikası haline getirilmiş durumda. Bu strateji daha önce de defalarca gündeme getirilen orman, zeytinlik ve mera alanlarında maden arama ve açılması önerisinin artık öneri olmaktan çıkıp tamama erdirilmesini gerektiriyor. Yani maden yağmasının sınırsızlaşması için daha önce de gündeme getirilen Zeytin, Orman ve Mera Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklikler artık sonuca bağlansın isteniyor.

Çünkü değişikliklerin gündeme geldiği her defasında ciddi bir toplumsal tepki söz konusu oldu. Bunlardan sonuncusu 1 Mart 2022 tarihinde sabaha karşı, 31765 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ti. Bu yönetmelikle maden yönetmeliğine zeytinlik alanların talanı düzenlemesi getirilmişti. Bugün Meclis Komisyonunda görüşülecek tasarıda olduğu gibi madenlerin karşısında zeytinlikleri koruyan tüm engeller ortadan kaldırılmak istenmişti. Toplumsal tepki karşısında Danıştay 8. Mahkemesi Temmuz 2024 tarihinde yönetmeliği, Zeytin Kanunu’na aykırı olduğu gerekçesi ile iptal etmişti.

Sendika da patronlarla aynı safta

Maden patronlarının çatı örgütü Madencilik Platformu zeytinliklerin sınırsızca yağmaya açılmasını, sadece kömür için değil diğer maden çalışmalarına da peşkeş çekilmesini talep ediyor. İşin kötüsü Yatağan Termik Santrali’ni işleten Aydem ve Limak ile İC holdinglerinin Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri için kömür maden alanlarının genişletilmesini kolaylaştırmak için özel olarak hazırlanan son teklifi bu santrallerde örgütlü olan Türk-İş’e bağlı Genel Maden-İş de hararetle savunuyor. İşçilerle köylüleri ve yaşam savunucularını karşı karşıya getiren ve daha da getirecek olan bu yağma politikaları için sendika “tarım ve zeytincilik başka verimli yerlere kaydırılabilir ama maden öyle değil” gibi bir pozisyon alabiliyor!

Anlayacağımız zeytinliklerin, ormanların, tarım arazilerinin, doğal SİT alanlarının bir avuç kömür ya da diğer madenler için yağmalanması amacıyla oluşturulan cephe hayli geniş. Ama buna karşı mücadele edecek cephe de öyle ve şimdi bu saldırıyı da püskürtmek için mücadeleye hazır.

Aynı içerikte tazelenmiş hamle!

İktidar açısından zeytinliklerin yağmalanmasını mazur gösterecek gerekçe hazır: Elektrik ihtiyacı! Yenilenebilir enerjinin dengesizlikleri öne sürülerek kömüre dayalı termik enerjinin stratejik önemi vurgulanıyor, bunun için gerekli kömürün “yerli ve milli kaynaklardan” çıkarılmasının ülke güvenliği açısından ne kadar önemli olduğu tiratları cümleler değiştirilerek yineleniyor. Halkın zeytinliklerine sahip çıkmasına da onların rehabilite edilerek başka alanlara taşınacağı yanıtı veriliyor.

Kısacası daha önce 10 kez denenip tepkiler karşısında geri adım atılan Zeytin Yasası’nın ortadan kaldırılması saldırısı şimdi tazeleniyor.

Meclis Sanayi Komisyonu’nda bugün görüşülecek tasarıya göre arazisi kamulaştırılacak zeytinlik sahibine, zeytinliklerin taşınması için yeni tesis edilecek zeytinlik alanların rayiç bedel üzerinden 10 yıl süreyle kiralama yapılabileceği söyleniyor Yani köylülere yaşadığınız, emek harcayarak var ettiğiniz her şeyi terk edip göstereceğimiz başka bir yerde kiracı olun diye buyuruluyor!

Komisyondaki tasarıda Maden Kanunu’na geçici madde eklenmesi önerisinde işaret edilen ancak adı belirtilmeyen ama harita ile işaretlenen alanlar Yeniköy, Kemerköy, Yatağan termik santrallerinin kömür ruhsat alan. Yani Milaslıların yıllardır inatla sürdürdükleri mücadele şimdi kanunla engel olmaktan çıkarılmak isteniyor.

Bu tasarıyla zeytinlikleri koruyan kanun lağvedilmiş olacak. Maden yağmasını tüm her şeyin üstünde gören iktidar ve sermaye kesimleri, önüne gelen her yeri delik deşik etmekte, havasını, suyunu, tarımını göçertmekte kararlı. Bu yaklaşımın nelere mal olabileceğini son olarak İliç’te gördük.

Devlet ormanlarında madene acele ruhsat

Maden Kanunu’nun 7. Maddesindeki değişiklik önerileri ile, devlet ormanlarında maden ruhsatlarının daha fazla sayıda ve daha hızlı verilmesi, arama ve işletme sürelerinin bedelsiz uzatılabilmesi, herhangi bir izne tabii olma halinde de madencilik faaliyetine devam edilmesi isteniyor.

Kanun değişikliğiyle devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi için Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) 24 ay bedelsiz izin vermesi ve OGM’nin talep etmesi halinde 12 ay daha uzatılması isteniyor. Ayrıca mevzuat gereği alınması gereken kurum görüşlerinin ve çevresel etki değerlendirmesi belgesinin (ÇED) Maden ve Petrol Genel Müdürlüğü’nce alınması ve Orman Genel Müdürlüğü’nün verdiği izni ÇED yönünden uygun görüş olarak kabul edilmesi talep ediliyor.

Değişiklik maddesinde, ruhsat düzenlendikten sonra alan izne tabi hale gelse dahi madencilik faaliyetlerine devam edilir deniliyor. Özetle, bu düzenlemelerle, madencilik faaliyetinin durmaması, hızlanması ve tüm engellerden azade kılınması için ne gerekiyorsa yapılmasına sağlanmaya çalışılıyor.

Kaz Dağları’ndan Tokat’a, Dersim’den Cudi’ye Sivas’a, Malatya’ya, Maraş’a… kadar aklımıza gelebilecek tüm dağ ve ormanlar için yüzlerce, binlerce arama izni olduğu biliniyor. Bu izinler engelsizce uygulansın isteniyor.

Bu yağmaya da azami merkezileştirme!

Teklifle birlikte 3213 sayılı Maden Kanunu’nda cumhurbaşkanının görevlendirdiği ve çalışma esaslarını belirlediği bir Kurul tanımlanıyor. Bu Kurul’a, bakır, gümüş, altın gibi IV. Grup madenler ve stratejik öneme sahip madenlere izin verilmeyen hallerde, izin hakkında nihai kararı vermesi yetkisi verilmesi isteniyor. Kurul madencilik lehine karar verirse de büyük bir süratle 1 ay içinde ruhsat düzenlenmesi sağlanıyor. Kurul’un alacağı kararların “üstün kamu yararı” çerçevesinde alınacağı iddia ediliyor! Kamu yararı denilenin bir avuç madenci vampirin doğayı vahşi biçimlerle sermaye yığma aracına dönüştürme özgürlüğü! Havanın, suyun, tarımsal üretim ve hayvancılığın katledilmesi umurlarında bile değil!

ÇED süreci engel olmaktan çıkarılıyor

Bu yağma ve talandaki gözü dönmüşlük esasında bir ritüel niteliği kazanmış ancak halkın tepkisinin ölçüldüğü barometre muamelesi gören ÇED bilgilendirme toplantılarının bile geciktirici bir engel olduğu düşünülerek hazırlanmış. Teklifle ÇED süreçlerinin tamamlanması dahi beklenmeden diğer izin süreçlerine başlanması öneriliyor. ÇED süreci fiilen ortadan kaldırılarak kurumların 4 ay içinde yanıt vermediği maden izni ‘otomatik onaylanmış’ sayılacak.

Kısacası izne tabii olması gereken tüm projelere ve madene hız ve azami özgürlük sağlanması hedefleniyor.