Öğretmenler Meslek Onurları için Ankara’ya Yürüyor



Öğretmen Sendikası üyesi öğretmenler meslek onurları, iş güvenceleri, örgütlenme hakları için tüm engellemelere rağmen İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş başlattı


Özel Sektör Öğretenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) üyesi öğretmenler geçen yıl Meclis Parkı’nda sürdürdükleri 52 günlük direnişle aldıkları taban maaş düzenlemesi sözünün yerine getirilmemesi üzerine bugün 4 temel taleple İstanbul’dan Ankara’ya 7 gün sürecek bir yürüyüş başlattı. Birçok ilden İstanbul’a gelen öğretmenler sendika merkezinde yürüyüş hazırlıkları yaparken sokağı bayram yerine çevirdi. Öğretmenlerin dinamik hazırlığına karşı polis de anında harekete geçerek binayı ablukaya aldı. Çok sayıda siyasi parti ve kurumun uğurlamaya geldiği öğretmenlerin yürüyüşü yapılan görüşmelerden sonra başladı.

Bugünkü hedef İstanbul Kartal olacak. Daha sonra sırasıyla İzmit-Bilecik-Bozüyük-Eskişehir-Polatlı ve Ankara şeklinde ilerleyecek öğretmenler 1 Temmuz’da Ankara’da olacaklar.

Meslek onurlarını, öğretmenlik mesleğinin ideallerini Fakir Baykurt’un ” Ayakların olsun da yürüme/Gözlerin olsa da görme…” sözleriyle pankartlaştırıp sendika binalarına asan öğretmenleri yol boyunca öğrencileri selamladı.

Öğretmenlerin hedefi Ankara’da Meclis Eğitim Komisyonu’nu toplatmak ve haklarını taleplerini yasal çerçeveye kavuşturarak dönmek.

4 talep meslek onurunu, iş güvencesini, örgütlenme hakkını kapsıyor

Öğretmenler özel okullarda, kurslarda, vakıf üniversitelerinde, etüt ve rehabilitasyon merkezlerinde kendilerine hâlâ asgari dayatmasının yapıldığını, baskı koşulları altında çalıştıklarını, sendikal haklarının açık şekilde ihlal edildiğini ve devletin de bunu mevzuatlarıyla desteklediğini belirtti.

Talepleri şöyle:

1) Taban maaş uygulaması

2014’te elimizden alınan, kamu öğretmenlerinin maaşlarını esas alan taban maaş hakkımız geri tanınmalı. Özel sektör öğretmenlerini yoksulluğa ve patronların keyfi uygulamalarına mahkûm eden ücret politikalarına son verilmelidir.

Patronların “piyasa koşulları” bahanesiyle emeği değersizleştirmesine artık izin verilemez.

Eğitim emeği, ucuz işgücü değildir!

2) Belirsiz süreli iş sözleşmesi

Öğretmenlik, mevsimlik değil; süreklilik gerektiren bir meslektir.

Ancak özel sektörde çalışan öğretmenlerin büyük çoğunluğu her yıl ya istifaya zorlanmakta ya da sözleşmenin yenilenmemesi tehdidiyle karşı karşıya kalmakta ve iş güvencesinden yoksun bir şekilde çalıştırılmaktadır.

Bu uygulama; öğretmeni susturmak, hak talep etmesini engellemek ve sürekli bir baskı altında tutmak anlamına gelmektedir.

İstiyoruz ki öğretmenler her eğitim-öğretim yılı başında “Bu yıl sözleşmem yenilenecek mi?” kaygısı taşımadan, güvenle işine odaklanabilsin.

3) Eğitim ve güzel sanatlar işkolu kurulması

Bugün özel sektörde çalışan öğretmenler, 10 No’lu Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar işkolunda yer almakta ve bu durum, bizleri fiilen grev ve toplu iş sözleşmesi hakkından mahrum bırakmaktadır.

Bu işkolu, öğretmenlik mesleğinin özgün niteliklerini ve kamusal sorumluluğunu yansıtmamakta; öğretmenleri büro çalışanı gibi değerlendiren, haklarımızı kısıtlayan bir yapıya sahiptir.

Eğitim ve Güzel Sanatlar İşkolu adıyla ayrı bir işkolu oluşturulmalı; öğretmenlerin grev ve TİS hakkı başta olmak üzere tüm sendikal hakları güvence altına alınmalıdır.

4) Kamu ile özlük haklarında eşitlik

Bugün kamu öğretmenleri ile özel sektör öğretmenleri arasında ciddi bir hak uçurumu vardır:

  • Maaşlarda devasa farklar,
  • Yaz tatili hakkının gaspı,
  • Sendikal baskılar,
  • Yeşil pasaport
  • İş güvencesinin olmayışı,
  • Emeklilik, kıdem tazminatı, izin ve sosyal haklardaki eşitsizlikler…

Oysa biz aynı müfredatı uyguluyoruz.

Aynı çocuklara, aynı sınıflarda, aynı kazanımlar için ders veriyoruz.

Birimiz güvenceli, diğeri güvencesiz olamaz!

Birimiz anayasal haklara erişirken diğerimiz bu haklardan mahrum bırakılamaz!

Eşit işe eşit hak ilkesi acilen hayata geçirilmeli; tüm öğretmenler, kamu ya da özel ayrımı olmaksızın eşit haklara kavuşmalıdır.