Eduardo Galeano
Yıllar önce Kiev’de Dinamo’lu futbolcuların neden bir heykeli hak ettiklerini dinlemiştim.
Bana savaş yıllarından bir hikâye anlatmışlardı.
Ukrayna Nazilerin işgali altındaymış. Almanlar bir futbol maçı organize etmişler. Silahlı kuvvetlerinin içinden seçtikleri ulusal takımlarına karşı kumaş fabrikası çalışanlarından kurulu Dinamo Kiev; süper adamlara karşı açlıktan ölenler.
Stad tıklım tıklım doluymuş. Muzaffer ordu o öğleden sonranın ilk golünü atınca tribünler sessizliğe bürünmüş; Dinamo beraberlik golünü atınca canlanmış; ilk yarı Almanların 2-1 mağlubiyetiyle tamamlanınca da tamamen coşmuş.
Birliklerin komutanı yardımcısını soyunma odasına göndermiş. Dinamo’lu oyuncular uyarıyı dinlemişler:
“Bizim takımımız işgali altındaki topraklarda oynadığı hiçbir maçı kaybetmedi.”
Ardından da tehdidi:
“Eğer kazanırsanız, sizi kurşuna dizeriz.” Oyuncular sahaya dönmüşler.
Çok geçmeden Dinamo’nun üçüncü golü gelmiş. Seyirciler may ayakta ve hep bir ağızdan bağırarak seyrediyorlarmış. Dördüncü gol: Stat yıkılacak gibi olmuş.
Hakem daha süre dolmadan maçı aniden bitirivermiş. Bir uçurumun kıyısında, üzerlerinde formalarıyla onlan ku şuna dizmişler.
[Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri, Eduardo Galeano, Türkçesi: Süleyman Doğru, Sel Yayıncılık]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!