Eğitim Hakkı Yerine Üretim Baskısı



TTB, MESEM’in çocukların eğitim hakkını gasp ettiğini, fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini tehdit ettiğini açıkladı, çocukluğa da göz dikmiş durumdalar


Türk Tabipler Birliği (TTB), MESEM’in çocukların eğitim hakkını gasp ettiğini, fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini tehdit ettiğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartlarına göre 18 yaş altı çocukların “sağlığını, güvenliğini veya ahlakını tehlikeye atan işlerde” çalıştırılması yasak. Ama Türkiye’de “MESEM” adıyla bu yasağı delmek yasal bir kılıf bulmuş durumda.

Üstelik çocukların işe alınırken “sağlık sorunu bulunmaması” şartı aranıyor. TTB diyor ki:

Çocuk sağlıklı olsa bile gelişimini tamamlamamıştır. Dürtü kontrolü, risk analizi ve soyut düşünme becerisi tam oturmamıştır. Bu yüzden iş kazası riski çok yüksektir.

Ve rakamlar korkunç: 2013-2024 arasında 713 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Sadece geçen ağustosta ölen 192 işçiden 13’ü 14-18 yaş arasıydı. Yani “eğitim modeli” dedikleri şey bazı çocukların hayatına mal oluyor.

“Asgari Ücretin Altında, Sigortasız, Gözetimsiz”

MESEM’li çocuklar ayda üç-beş kuruş alıyor. Sigortaları var ama iş kazalarını kapsamıyor. Çalıştıkları yerlerde denetim yok, gözetim yok, koruma yok.

TTB’nin ifadesiyle:

Çocuklar yıl boyunca gözetimsiz işyerlerinde çalışıyor, ticari faaliyetin bir parçası haline getiriliyor. Bu ekonomik sömürüdür.

Ayrıca MESEM öğrencilerinin çoğu yoksul ailelerden geliyor. Yani bu sistem, yoksul çocukları erken yaşta işgücü haline getirip sınıfsal eşitsizliği daha da derinleştiriyor. Zengin çocuk okulda kalıyor, yoksul çocuk tezgâhın başına geçiyor.

Bu mu “fırsat eşitliği”? Yoksa sınıf düzeninin yeni versiyonu mu?

“MESEM’ler Derhal Kapatılmalı!”

TTB’nin çağrısı net:

Eğitim ortamını işyerine çeviren, çocukları ihmal ve istismara açık hale getiren MESEM’ler derhal kaldırılmalıdır. Çocuk işçiliğiyle mücadele kararlılıkla sürdürülmeli, çocuğun üstün yararı esas alınmalıdır.

Bugün bir çocuğun yeri tezgâh başı değil okul sırasıdır.

Ama faşist sermaye rejimi çocukluğa da göz dikmiş durumda.

Ve bu sistem, “meslek öğretmek” bahanesiyle çocukların geleceğini çalıyor.

Sözün Özü: MESEM adı altındaki bu model geleceğin işçisini değil bugünün ucuz iş gücünü yaratıyor. Ve biz buna sessiz kalırsak, yarının çocukları sadece elleriyle değil hayalleriyle de çalışmak zorunda kalacak.