Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri olarak İş Cinayetleriyle Mücadele Günü’nde Yüksel Caddesi’nde açıklama yaptık.
Açıklamada çalışırken ölmenin, yaralanmanın, sakatlanmanın “Kader, kaza, fıtrat” olmadığını, üç kuruş daha fazla kasalarını doldurmak isteyen ve İSİG önlemlerini almayan patronların, kan emici sermayenin bile isteye sebep olduğu vurgulandı. İnsanca çalışmak ve yaşamak için örgütlü olmanın önemine vurgu yapıldı. Eylemde okunan basın metni:
İş Cinayetlerine Son! Emeğine, Geleceğine Sahip çık! Örgütlen!
Bugün, 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Kozlu’da yaşanan ve 263 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın yıldönümü.
Madenlerde, fabrikalarda, inşaatlarda, tersanelerde, işyerleri çalışanların mezarı olmaya devam ediyor. Her yıl binlerce işçi emekçi çalışırken, işe giderken hayatını kaybediyor. Artan işçi cinayetlerine dikkat çekebilmek, insan hayatının, işçi sağlığının ve iş güvenliğinin önemini vurgulamak için 2013 yılında 3 Mart tarihi “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edilmiştir.
O günden bu yana işçi cinayetleri katlanarak sürüyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin açıkladığı rapora göre pandemi döneminden sonra en çok işçi ölümünün gerçekleştiği 2025 yılında en az 2105 işçi yaşamını kaybetti ve en az 94’ü çocuk işçi. İşçi ölümleri kapitalistler için bir sayı, bir istatistik, halledilmesi gereken bir sorun olarak görülürken işçiler tarlalara giderken yollarda can veriyor, çocuklar gece bir dönercide çalışırken ölüyor, inşaat işçileri depremde yıkılmış kentleri yeniden inşa etmeye çalışırken, liman işçileri fırtına olmasına rağmen çalışmaya zorlanırken, çocuklar mesleki eğitim adı altında emeği sömürülürken, kadınlar çalıştıkları fabrikalarda elini makineye kaptırıp, 70 yaşında madende çalışırken göçük altında kalarak ölmeye devam ediyor. Kadın-erkek-göçmen-çocuk; yaşı, cinsiyeti, kökeni fark etmeksizin her yıl yüzlerce işçi iş cinayetlerinde can vermeye devam etti, ediyor.
‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi’ şiarıyla öğrencilerin kapitalistler için ara eleman olarak yetiştirilmesi hedefinin bir parçası olarak meslek liselerinin sayısı arttırıldı, yoksul işçi ailelerinin çocuklarının buralarda adı eğitim olan ama emek sömürüsünden öteye geçmeyen stajlarda katlediliyor. 17 yaşındaki Alperen Enes inşaatta doğalgaz borusu döşerken, 14 yaşındaki Efe iş için bölgeye giderken trafik kazasında öldüler. Çocuk ölümleri günlük olaylara dönüştü. 16 yaşındaki Mustafa çalıştığı tuğla fabrikasında ısınmak için yaktığı ateşe döktüğü tinerin patlaması, 15 yaşındaki Muhammed Kendirci çalıştığı atölyede makat bölgesine yüksek basınçlı kompresörle hava verilmesi, 13 yaşındaki Ahmet pres işçisi olarak tamir etmeye çalıştığı tırın altında kalması sonucunda öldüler. Kocaeli Dilovası’ndaki parfüm deposunda çalışan 15 ve 16 yaşlarındaki Cansu ve Nisa çalıştıkları deponun hemen bitişiğinde Çalışma Bakanlığı’na bağlı İŞKUR olmasına, depo hakkında yıkım kararı bulunmasına, muhtar ve mahalleli tarafından sayısız kez işyerinin ruhsatsız olarak çalıştığından şikayet edilmesine rağmen öldüler. Ve daha sayamadığımız, bilmediğimiz niceleri…
Tüm bu katliamları gerçekleştirenlere ise ödül gibi cezalar veriliyor. Sakarya’nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasındaki 7 işçinin hayatını kaybettiği ve 127 kişinin yaralandığı patlamanın sorumlusu fabrika sahibinin yargılandığı davada, çok yakın zamanda mahkeme daha az ceza verdiği ilk kararında ısrar etti. Patrona yalnızca 16 yıl 3 ay hapis cezası verdi ve patronu 15 milyon TL teminatla tahliye etti. Dedi ki paranız varsa işçileri öldürüp yaşamınızı sürdürebilirsiniz. Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay gibi katliamların hesabını sormaya uğraşan avukatlar ise hala hapishanelerde tutuluyor.
Bugün, kapitalist sistemin krizi derinleşmektedir. Her işçi, her emekçi bu gerçeği günlük yaşamında derinden hissetmektedir. Gıda, ulaşım, elektrik, doğalgaz, kira gibi temel ihtiyaçların fiyatları son yıllarda büyük bir hızla artarken, işçi ücretlerine yapılan zamlar gülünç düzeylerde kalmıştır. Milyonlarca insan geçimini sürdürebilmek adına bankalara, tefecilere borçlanmak durumunda kalmaktadır. Pek çok işçi eve ekmek götürebilmek, borçlarını ödeyebilmek, işinden olmamak için, ölüm riskini bilerek ve göze alarak işe gitmekte, evinden ailesiyle helalleşerek çıkmaktadır. İşsizlik her geçen ay yeni rekorlar kırmakta, toplu işten çıkartmalar yaygınlaşmaktadır.
Alınteri / Ankara
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!