12. Gününde Savaşın Güncel Durumu ve Kayıplar



ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşın 12. gününde İran’daki sivil kayıplar bin 300’ü aştı, bölgede toplam can kaybı ise bin 700’ün üzerinde


Savaşın 12. gününde İran’daki sivil kayıplar bin 300’ü aştı, bölgede toplam can kaybı ise bin 700’ün üzerinde.

ABD ve İsrail 12 gündür İran’da çok sayıda sivili hedef aldı. ABD’nin İran’a ait mayın döşeme gemilerini vurduğu ve Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditlerde bulunduğu da ajanslara yansıyan bilgiler arasında.

Bütün kaynaklar savaşın yoğun bir şekilde devam ettiğini doğruluyor. İran’a yönelik en yoğun saldırıların 10 Mart’ta düzenlendiği belirtiliyor. İran Devrim Muhafızları’nın, ABD ve İsrail saldırıları durmadığı takdirde Basra Körfezi’nden petrol sevkiyatını engelleyeceklerini açıklaması, Hürmüz Boğazı’nın kilit önemini vurguluyor. Trump’ın da buna karşılık, petrol akışının durdurulması halinde İran’ı “şimdiye kadarkinden 20 kat daha sert” vurmakla tehdit ettiği bildiriliyor. Petrol fiyatlarının savaşın etkisiyle 100 doların üzerine fırladığı ve kısa süreliğine 120 dolara yaklaştığı kaydediliyor.

Trump’ın ikilemleri ve savaştan çıkış arayışı

ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in “zorlamasıyla” girdiği savaştan çıkış yolu aradığını iddia ediyor. Bu arayışın nedenleri arasında, Kasım 2026’daki ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçilerin olası kayıplarını engelleme isteği, artan petrol fiyatlarının Amerikan tüketicileri üzerindeki etkisi ve savaşın başında Minab’da bir kız okulunun vurulması gibi olayların yarattığı iç siyasi baskı gösteriliyor. Trump’ın savaşı bir “zafer” olarak pazarlayıp bitirmek istediği ancak net bir stratejisinin olmadığı öne sürülüyor.

The Wall Street Journal’e dayandırılan bir haberde, Trump’ın danışmanlarının artan petrol fiyatları ve savaşın uzaması durumunda oluşabilecek siyasi tepkilerden korkarak kendisini savaştan çıkış planı bulmaya teşvik ettiği belirtiliyor.

Trump’ın açıklamaları: Trump, 9 Mart’ta yaptığı açıklamalarda savaşın “çok yakında” biteceğini söyleyerek operasyonu “kısa süreli bir çıkarma” olarak nitelendirerek çıkış sinyali verdi. Ancak aynı gün içinde “düşman tamamen ve kesin bir şekilde yenilene kadar durmayacağız” gibi çelişkili ifadeler kullanması, net bir stratejiden yoksun olduğu izlenimini veriyor.

Siyasi baskı: Demokratlar ve bazı analistler, Trump’ın savaş hedeflerinin muğlak olduğunu ve bunun siyasi bir karar alma sürecine işaret ettiğini vurguluyor. Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, Trump’ın “bir plânı ya da vizyonu olmadığı için” net bir strateji sunamadığını ifade etti. Kamuoyu yoklamaları da Amerikan halkının çoğunluğunun savaşa karşı olduğunu gösteriyor.

İsrail ile ayrışma ve Netanyahu faktörü

ABD’nin savaşı bitirme isteğine karşılık İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’da rejim değişikliği hedefiyle savaşın sonuna kadar gidilmesini istediğini ve bu durumun Washington ile Tel Aviv arasında görünür bir ayrışmaya yol açtığı iddia ediliyor. Netanyahu’nun, İran’ın İsrail’e dost bir rejimle değiştirilebileceği saplantısı içinde olduğu ve ABD’yi savaş tutmakta için İsrail lobisini kullanabileceği belirtiliyor.

BBC’nin yazdığına göre, Netanyahu için bu savaş “40 yıldır gerçekleştirmeyi umduğu” bir hedefin -rejimi yok etmek- doruk noktasıyken, Trump için durumun çok daha karmaşık olduğu şeklinde. Trump savaştan bir an önce çıkmak isterken Netanyahu için savaşın popüler olması bu ayrışmanın temelini oluşturuyor.

Trump, 8 Mart’ta yaptığı bir açıklamada savaşın ancak Netanyahu ile “ortak karar” alınarak sonlandırılacağını söyleyerek İsrail’le koordinasyonun altını çizmişti. Ancak birkaç gün sonra gelen erken bitirme sinyalleri, bu ortak kararın alınmasının zor olabileceğini gösteriyor. İsrail’in, Trump’ın savaşı bitirme ihtimaline karşı İran’a mümkün olduğunca fazla hasar vermek için yoğun saldırılarını sürdürdüğü belirtiliyor.

Putin ile diplomatik temas

Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesi resmi kaynaklar tarafından doğrulanan bir görüşmedir.

Trump ve Putin, 9 Mart’ta yaklaşık bir saat süren bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmenin ana gündem maddelerinden biri İran’daki savaştı. Kremlin, Putin’in İran sorununa “mümkün olan en kısa sürede siyasi ve diplomatik çözüm” bulunması için bazı fikirler öne sürdüğünü, Trump’ın ise devam eden operasyonlar bağlamında kendi değerlendirmelerini paylaştığını duyurdu.

Bu görüşmenin, Trump’ın savaştan çıkış sinyalleri verdiği gün gerçekleşmesi ve tarafların diplomatik çözüm arayışlarını masaya yatırması açısından büyük önem taşıyor.

ABD-İsrail arasındaki stratejik ayrışma ve Trump’ın iç siyasi kaygılarla çıkış arayışı yönündeki tezler, uluslararası haber kaynaklarıyla büyük ölçüde örtüşmektedir.

İran’ın karşı hamleleri

Öte yandan bütün bu süreçte İran da boş durmadı, ABD ve İsrail hedeflerini vurdu. Bu karşı taarruzun, ABD yönetimindeki bazı yetkililerin öngördüğünden daha kapsamlı olduğuna işaret edilen haberde, İran’ın çatışmaya hazırlık düzeyinin beklenenden yüksek olabileceği değerlendirildi.

New York Times (NYT) gazetesinin haberinde, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık İran’ın misillemelerinde 17 ABD askeri ve diplomatik tesisinin birden fazla kez vurulduğunun tespit edildiği belirtildi.

ABD’li yetkililerin saldırıların büyük kısmının önlendiğini belirttiği aktarılan haberde, bölgede bulunan en az 11 ABD askeri üs veya tesisinin zarar gördüğü, bunun bölgedeki tüm tesislerin neredeyse yarısına denk geldiği ifade edildi.

İran’ın özellikle ABD ve müttefiklerinin bölgedeki hava savunma ve iletişim altyapısını hedef aldığı kaydedildi.