Fransa’da 17 Ekim’de tarihi bir gün daha yaşandı. 17 Ekim’de sistemi ürküten iki hareket ortak eylem gerçekleştirdi. Liseliler hareketi ve Sarı Yelekliler.
Günlerdir çok farklı çevre ve hareketin de katılımı beklenen eyleme, çoğunluğu gençlerin oluşturduğu ülke genelinde 1 milyonun üzerinde katılım sağlandı.
Neoliberalizmin hız kazandırdığı sosyal hizmet alanlarına yönelik saldırıların ve hayat pahalılığının bütün toplumsal kesimlerde biriktirdiği ‘artık yeter’ denilen talepleri, gençlerin eylemiyle buluşma noktası oldu.
Bütün toplumsal dinamikleri buluşturan eylem zinciri
Bu yanıyla dünkü eylem kendinden önceki eylemlerden farklı bir noktaya sıçrayarak son yılların bütün toplumsal dinamiklerini buluşturan bir işlev gördü. 17 Ekim 2026’da tarihi bir gün daha yaşandı Fransa sokaklarında.
Paris, Marsilya, Lyon, Bordeaux, Strasbourg ve diğer bütün illerde sokaklar doldu taştı. Genç eylemciler sokakları terk etmek istemedi. Sabahın erken saatlerinde başlayan eylemler gecenin geç saatlerine kadar devam etti.
📍Marsilya
✅ Eylemciler Vieux-Port’taki belediye binasının kapısını zorlayarak holüne kısa süreliğine girdi
✅ “C’est la Révolution, on prend la Bastille” – “Bu devrim, Bastille’i alıyoruz” sloganları atıldı
#17Octobre #Marseille https://t.co/SmUpZrGFzs— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) October 17, 2026
Kalabalık kitleler uçsuz bucaksız kortejlerde sayısız dövizlerle taleplerini dile getiriyorlardı. “Biz çocukkarımızı gazlayın diye size vergi ödemiyoruz”, “yoksulların yiyecek bir şeyleri kalmadığında zenginleri yiyecekler”, “zenginleri vergilendirin geleceğimizi değil”, “kusura bakmayın rahatsız ediyoruz ama geleceğimizi elimze almak zorundayız”…
Binalara asılan “Halk kazanacak”, “Diktatörlüğe ve burjuvaziye karşı her şeyi yakıp yıkmalıyız bütün yetki proletaryaya” gibi çok politik ve gidilecek noktaya işaret eden yüzlerce anlamlı döviz ve pankart göze çarpıyordu.
📍Montpellier
✅ “Halk Zafer Kazanacak!” yazılı bir pankart açıldı
✅ İşçi sınıfı, bizi burjuvaziye ve savaş makinesine satmak için birlikte çalışan neoliberal ve neo-faşist politikacılara karşı insanlığın son savunma hattıdır
#17octobre https://t.co/vYRgjEXShx— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) October 17, 2026
Eylem öncesi onlarca toplantı yapıldı. işçi, emekçi, çiftçi, çevreci ve gençlik hareketinin sorunları tartışıldı. Ortak talepler belirlendi.
Sokaklar muazzam bir kitlesel gösteriye doydu. Camlardan, balkonlardan bakanları coşturdu, kimilerini ağlattı. Polisin ürkütme ve yıldırma girişimleri militan çatışmaların yaşanmasına sahne oldu. Fransa sokakları faşizme, kurumsallaşan devlet ayrımcılığına, savaşa, yoksulluğa ve polis şiddetine karşı atılan sloganlarla yankılandı. Dünyada yükseliş yapan faşist partilere Fransa’da yer verilmeyeceği haykırıldı.
📍Paris
🔹République Meydanı’ndaki heykele dev bir sarı yelek giydirilerken Yves Toudic Sokağı’nda birden fazla araç ateşe verildi
#17octobre #Paris https://t.co/EMMX3EYucB— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) October 17, 2026
Eylemler
Polisleri yoran sayısız eylem türlerinden tutalım otobanlar, benzin istasyonları, rafineriler, petrol depoları gibi stratejik noktalarda eylemler gerçekleştirildi.
Marsilya’da İsrail’e parça üreten silah fabrikası (Eurolinks) bloke edildi.
Fransa’nın küçük büyük illerinde yüzlerce eylem yapıldı.
Devleti ve zenginliği temsil eden binalar ateşe verildi, vitrinler parçalandı.
“Macron seni almaya geleceğiz” diye atılan sloganın gerçekleşmesine ramak kaldı.
Élisee’nin dibine kadar gidildi. Barikatlar kuruldu binalar ateşe verildi.
***
Komünarca’nın instagram hesabından yaptığı paylaşım da dile getirilenlerin eksik yanlarını tamamladı:
Fransa’daki Militan Eylemlerde Sistemin Görünen Yüzü Hedef Alındı
Fransa genelinde “hayat pahalılığına karşı” düzenlenen ve “Bloquons tout” (Hepsini Durduralım) adıyla anılan kitlesel protestolarda hedef alınan kamu binaları, emperyalist kapitalist sistemin somut aygıtlarıydı. Belediye sarayları, valilik rezidansları, turizm ofisleri; sermaye birikiminin merkezi otoritenin ve gündelik hayatı disipline eden bürokrasinin görünür yüzüdür. Kamu, tarafsız bir alan değil ücretlerin erimesini, kamusal hizmetlerin piyasalaşmasını ve geçim sıkıntısını organize eden düzenin sahnesidir. Bu yüzden biriken tepki kaçınılmaz olarak sistemin sembollerine yöneldi.
Limoges’da tarihi belediye sarayı binanın ateşe vermesiyle ağır hasar aldı çatı ve ahşap karkas çöktü, nikah salonu ile nüfus işleri dairesi küle döndü, resmi arşivler yok oldu. Öncesinde belediye polis aracının yakılması, hedefin devletin sokaktaki zor aygıtı olduğunu gösteriyordu.
Marseille’de Eski Liman yakınındaki belediye binasının kapıları kırıldı, giriş bölümü dağıtıldı duvarlara polis karşıtı sloganlar yazıldı.
Lille’de ofisler tahrip edildi; Angers’te giriş bölümü hedef alındı; Bordeaux’da valilik rezidansı tamamen tahrip edildi ve bölgeye RAID sevk edildi. Lyon’da Bellecour Meydanı’ndaki turizm ofisinin havai fişek ve molotoflarla kundaklanması tesadüf değildi: Turizm ofisi, kentin markalaşmasının, rantın ve sermaye sirkülasyonunun kamusal vitrinidir.
İçişleri Bakanlığı 500’den fazla noktada eylem yapıldığını doğruladı. Hükümet ve muhalefet Limoges’u “demokrasiye ve ortak mirasa saldırı” olarak kınadı. Bu perspektiften mesele demokrasinin biçimsel kabuğu değil, o kabuğun içinde işleyen kapitalist düzendir.
Kamu binası “ortak miras” retoriğiyle korunurken, hayat pahalılığı ve hizmetlerin metalaşması aynı düzenin sonuçlarıdır. 17 Ekim, bu çelişkinin şiddetle görünür olduğu gündür. Kamunun hedef alınması, sistemin sembollerinin hedef alınmasıdır ama şiddetin bilançosu kentin hafızasına ve sıradan insanların ortak yaşamına yazılmıştır. Devrimci perspektif, bu öfkeyi yıkımda değil sistemin köklerine yönelen örgütlü mücadelede görmelidir.

Döviz yazısı: “Yoksulluk eken öfke biçer”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!