Ulaştırma Bakanlığı’nın raporu faili gösteriyor!



Ulaştırma Bakanlığının Çorlu Tren Katliamı’ndan 416 gün sonra hazırladığı rapor birçok ihmali ortaya koyarken sorun bir kez daha “meteorolojik koşullar” gevelemesiyle ele alınmaya çalışıldı


Sinyalizasyon sisteminin çok da gerekli olmadığını söyleyen Ulaştırma Bakanlığı Çorlu Tren Katliamı’ndan 416 gün sonra hazırladığı raporda sorumluluğu yağışlı havaya havale etme çabalarına rağmen bir çok çarpıcı gerçeği ortaya koymaktan da kaçınamadı. Katliamla birlikte sözkonusu menfezin altının boş olduğu açığa çıkmıştı. Bakanlığın bu konuda söyledikleri özelleştirmeler, TCDD’nin birçok işinin sayısız şirkete yaptırılması ve bunlar arasında bir denetimin-kontrol ve koordinasyonun da sözkonusu olmadığının yeni bir teyidi oldu. Keza Bakanlık o noktanın aylar önce kontrol edildiği ve boşlukların şirket yetkililerince sözümona doldurulduğunu belirtiyor. Oysaki boşluğun doldurulmadığı, sadece üzerinin perdelendiği katliamla birlikte ortaya çıkmıştı. Bol bol yağmurdan, yağışlı havadan bahsederek katlamı bir doğa felaketi derekesine indirgemeye çalışan Bakanlık bu çabasıyla bile aslında sinyal ve uyarı sisteminin olmamasının hangi felaketlere yol açabileceğinin itiraflarını yapmış oluyor.

‘8 Temmuz 2018 Tarihinde 12703 Numaralı Trenin Deray Kazasına İlişkin İnceleme Raporu’ başlıklı raporun girişindeki ‘amaçlar’ kısmında “Bu kaza incelemesi adli veya idari soruşturma niteliğinde olmadığı gibi, amacı suçu ve suçluyu tespit etmek veya sorumluluk paylaştırmak değildir” denilerek sorumluluktan kaçan devlet aklı bir kez daha dile getirilmektedir.

Ardı ardına sıralananlar katliamın failini ele veriyor

Bakanlığın “kimseyi suçlamak için hazırlanmadığı”nı belirttiği rapordaki şu tespitler “suçlu benim” diyor:

Hat kesiminin aliyman olması, eğimin olmaması, platformun boşaldığı kısmın çok kısa mesafeli olması, yaklaşım güzergahında hat bozukluğu ile ilgili belirtilerin olmaması, sinyalizasyon ve elektrifikasyon sistemlerinde herhangi bir ikazın olmaması gibi nedenlerle çok kısa sürede meydana gelen kazada makinistlerin başkaca bir tedbir alamayacağı değerlendirilmiştir

Bunların söylendiği yerde “o halde gereğini yerine getir” demek bir zorunluluktur. Bu devlet aklının toplumun can güvenliği sorumluluğuyla kurduğu sözkonusu teknik, sorumsuz ilişkinin hesabının sorulmasıysa farzdır.

Raporun şu çarpıcı bölümleri hem sorumluluktan kaçınma çabasını hem insanların can güvenliği konusundaki umursamaz tutumu ortaya koyuyor. Neoliberal aklı ve iş yapış biçimini…

Menfezi hangi şirkete yenilettikleri ve nasıl bir kontrol yaptıkları yok

Faciaya neden olan menfezin, ‘Rumeli Demiryolu hattının İstanbul-Edirne kısmının 1873’de hizmete girdiği dikkate alınarak’, yaklaşık 145 yıllık olduğunun tahmin edildiği vurgulanan raporda, söz konusu menfezin kazadan önceki son kontrolünün, ilkbahar kontrolü kapsamında Mayıs 2018’de yapıldığı, bu kontrolde menfezin mecrasının dolu olmadığı ve mecrada herhangi bir temizliğe ihtiyaç olmadığının tespit edildiği belirtilerek, “Yalnızca balast tutucu yapılması önerilmiştir. Kaza tarihinde balast tutucu henüz yapılmamıştır” dendi.

Bol bol “meteorolojik koşullar” gevelemesi

Raporda, menfezin çökmesine yol açan meteorolojik koşullar ve buna bağlı olarak yapılması gereken ve yapılmış denetimlerle ilgili şu ifadeler yer aldı:

 105 Numaralı Genel Emir gereği Haziran 2018’de yapılan turne sonrası 29/06/2018 tarihli turne raporunda tüm Bölge Müdürlüğü mıntıkasını ilgilendiren uyarılar kısmında ‘MGM’den alınan bilgilerde önümüzdeki günlerde ve yaz dönemi içinde aşırı yağmur yağışlarının olabileceği bilgisi alınmıştır. Meydana gelen yağışlar lokal ve tropikal iklim yağışları gib yağış miktarı çok yüksek ve hortum şeklinde olup, yağış ve hortumun meydana geldiği yerlerde çok fazla hasar-zarara sebep olmaktadır. Bu nedenle özellikle meteorolojiden hava durumunun takip edilerek sicilli yarma ve dolgu şevlerinin akma ve heyelan tehlikesine karşın gözetim ve kontrol altında tutulması, kritik olan hava durumlarında nöbetçi bırakılması, gerekirse makinistler ve TSİ kumanda merkezleriyle iletişime geçilerek hava ve yol durumunun takip edilmesi doğal afetlerin kazaya sebep olmadan önlenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu gibi olağanüstü durumlarda gerekli görülen yerlerde yaya kontrollerin artırılması’ denilerek aşırı yağış konusunda ilgili birimler uyarılmıştır.

 

 Yoğun yağış sonrası alınması gereken tedbirler 2009 tarihli 105 Numaralı genel emirde belirtilmiştir. Yol bakım onarım şefinin görevleri kenar başlıklı 16’ncı maddesinin ‘Teknik Yönden’alt kenar başlıklı ‘b’ fıkrasının 2’nci bendinde ‘Şiddetli yağmurlarla, sel ve depremleri müteakip hattın sanat yapılarının (tünel, köprü, menfez..v.b), yarma, dolma, debuşe ve derivasyonlarla hendeklerinin derhal muayenesini yaptırmak, herhangi bir olay olmasa dahi muayene sonucunu Yol Bakım Onarım Müdürlüğü’ne ve diğer ilgililere telle bildirmek’ şeklinde belirtilmiştir.

 

 Kazanın meydana geldiği hat kesiminden sorumlu YBO Müdürü en son yol kontrolünü 26/06/2018 tarihinde yaptığını, turnede herhangi bir olumsuzluk tespit etmediğini, kaza öncesinde aşırı yağış hakkında herhangi bir ihbar gelmediğini, yağışın lokal olduğunu, en yakın istasyonlarda ciddi bir yağış olmadığından bildirimde bulunulmaması nedeniyle herhangi bir kontrol yaptırma durumunun olmadığını beyan etmiştir.

 

 YBO şefi ise Çerkezköy-Velimeşe-Çorlu-Balabanlı-Muratlı istasyonları dahil olmak üzere toplam 51 km mıntıkası olduğunu, kaza günü Çerkezköy istasyonunda makas değişimi yaptırdığını, havanın sıcak olduğunu belirterek saat 15:30-16:00’dan sonra hafif yağış yağdığını, 17:15 civarında Çerkezköy istasyon binasına ulaştığında kazadan haberdar olduğunu belirtmiştir.

 

 105 Numaralı Genel Emir ve Servis Müdürü turnesinde yapılan uyarılara rağmen ilgili işyerlerinin hassas davranmadığı değerlendirilse de yağışın lokal olması, istasyonlardan, trenlerden veya üçüncü kişilerden herhangi bir aşırı yağış bildirimi gelmediğinden reaksiyona geçilmediği hususu dikkate alınmalıdır.

İtiraftan kaçınamamak!

Facianın nedeni olarak gösterilen meteorolojik koşullar ile ilgili olarak ise “Saat 14:00-15:00 arasında meydana gelen yoğun yağışı ve altyapıya vermeye başladığı zararı görebilecek; hat üzerinde seyir eden bir tren veya çalışan personel bulunmadığından kazayı önlemeye yönelik ihbar veya uyarı olmamıştır” gerekçesinin sunulduğu raporda, ‘hattın kontrol ve gözetiminin modernleştirilmemiş olmasına’ atıf yapıldı. Böylece Devlet Demiryolları’nın (TCDD), facianın modern uyarı sistemlerine sahip olmamasından kaynaklandığı da itiraf edilmiş oldu.

Raporun söz konusu kısmında, şöyle dendi: “TCDD Hat Bakım El Kitabında ve 105 nolu genel emirde esasları belirtilen aşırı yağış sonrası yolda yapılacak işlemlerin lokal, beklenmedik, sicilli olmayan hat kesimlerdeki durumları karşılamaya yetmediği ortaya çıkmıştır. Yolu kontrol etmekle sorumlu personelin 40-50 km ötede meydana gelen yağışı konvansiyonel usullerle takibi yetersiz kalmaktadır. Demiryolu hatlarındaki köprü, menfez, yarma, tünel gibi sanat yapılarının modern algılama sistemleri ile takibi zaruret haline gelmektedir.