Korona günleri sınıf sendikacılığı ve sınıfsal dayanışmanın örneği



Böylesi zor günlerde birbirimize uzattığımız dost elinin sıcaklığını hissetmek biz işçi ve emekçiler açısından yaşamsal önemdedir


Ayhan G.

Korona salgınının dünya ve Türkiye açısından nasıl korkunç boyutlara geldiği herkes tarafından açıkça görülüyor. Kapitalist devletlerinse, bu felakete bir çözüm bulmak bir yana, kar uğruna doğanın ve canlıların katledilmesinden, sağlık sistemindeki kar merkezli politikalarına kadar bu felaketin bizzat sorumlusu olduğu net olarak ortada.

Ayrıca her kriz ve bunalım sürecinde olduğu gibi bu sürecin faturasının da işçilere, emekçilere ödetilme hamleleri birbiri ardına devam ediyor. Türkiye cephesinden ilk “salgına karşı önlem paketi” olarak emekçilere kolonya dağıtımı ve ellerinizi yıkayın önerisi patronlara ise milyonlar çıkmasından, “20 yaş altı gençlere sokağa çıkma yasağı” koyup ardından bir genelge ile çalışan gençleri kapsam dışı bırakmasına, “Biz bize yeteriz” adı altında başlatılan kampanyanın ardında şirketlerin milyonları bulan vergi borçlarının silinmesine ve en son torba yasa ile “işten çıkarma üç ay yasaklandı” görünümünde sunulan işçileri günlük 39 lira ile en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamayacak bir sadakayla “ücretsiz izne” çıkarma planları en somut örnekleri bu politikanın. 

Peki ya karşı cephe…

Maalesef, üyeleri ya işten çıkarılmaya ya da salgınla burun buruna göstermelik birkaç önlemle, bazı yerlerde o önlem de alınmadan açlık-salgın tercih zorunluluğuna itilmekle karşı karşıya kalan koca koca sendikalar ve konfederasyonlardan henüz net somut bir adım göremiyoruz.

Adında Devrimci gibi bir iddiayı taşıyan “D”İSK’ in hükümete verdiği 48 saatlik süre dışında (o süre de çoktan doldu) hiçbir somut girişim yok!

Bu dönemde en acımasız koşullarda varlığını sürdürmeye çalışan işçi ve emekçilerin inşaat ve madencilik sektöründe çalışanlar olduğunu söylemek yanlış olmaz. İnşaat işçiliği, gerek çalışma alanındaki parçalı yapısı gerekse de günlük, haftalık, aylık ya da en fazla proje süresi boyunca çalışabilme olanağı bulunan, devamlılığın olmaması açısından da örgütlenmesi en zor olan işkollarından, ayrıca olumsuz çalışma koşulları ve iş cinayetlerinin de en yoğun yaşandığı sektörlerden biri.

Öyle ki 2012-2016 dönemindeki toplam ölümlü iş kazalarında inşaat sektörünün payı yüzde 31 olmuş **

Tüm bu özellikleriyle değerlendirildiğinde bu sektördeki örgütlülüğün önemi çok daha net ortaya çıkıyor.

İşte tam da böyle bir süreçte bu sektörde attığı kıymetli adımlarla dikkatleri çeken bir sendika var: İNŞAAT-İŞ.

Ne sendika ağası denebilecek yöneticileri var bu sendikanın ne yöneticilerinin altında son model zırhlı araçları ne lüks döşenmiş, işçilerin giremediği odaları var ne de onbinlerce liralık maaşları… Belki çok genç olmasından kaynaklı çok fazla bilinmiyor olabilir ama Üçüncü Havaalanı şantiyesinde örgütlenen direniş hatırlanınca hemen akla gelecektir İnşaat-İş adı.

Bu sendika şu an dişini tırnağına takmış bir yandan şantiye şantiye koşup resmen ölüme terk edilmiş inşaat işçlerinin örgütlülüğünü sağlamaya çalışırken bir yandan da “DAYANIŞMA YAŞATIR” adı ile bir kampanya örgütledi ve sürdürüyor hala.

İşte duyuruları:

DAYANIŞMA YAŞATIR KAMPANYASINA DESTEK OL!

Zor günlerden geçiyoruz. Zaten zar zor geçinebilen on binlerce inşaat işçisi arkadaşımız koronavirüs salgını bahanesiyle işten atılarak açlığa mahkum edildi.

 

Böylesi zor günlerde birbirimize uzattığımız dost elinin sıcaklığını hissetmek biz işçi ve emekçiler açısından yaşamsal önemdedir.

 

Bu kültür gereği İnşaat İşçileri Sendikası olarak, işten atılarak kendi kaderlerine terk edilen ve gerçekten zor durumda olan inşaat işçisi arkadaşlarımıza bir nebze de olsa yardım edebilmek amacıyla ‘Dayanışma Yaşatır’ adındaki yardım kampanyasının startını veriyoruz.

 

Yardım kampanyası çerçevesinde tarafımıza ulaştırılan tüm desteklerin ulaştığı noktalar isim verilmeden internet sitemiz üzerinden tüm kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır.

 

Bu zor günlerde daha da zor durumda olan arkadaşlarımız için tüm işçi ve emekçileri destek ve dayanışmaya davet ediyoruz.

Tüm desteği, dayanışmayı hakeden bu çalışmayı büyütmek önce diğer sektörlere oradan da işçi ve emekçilerin bütününe yayarak 1 Mayıs’a doğru sınıf tavrımızı koymak gibi bir sorumluluk önümüzde duruyor.

Evet, dayanışma yaşatır ve el verirsek bu sendika filizlendirdiği gerçek bir sınıf sendikacılığını da yaşatır.

** ÖHÜ Mühendislik Bilimleri Dergisi

Türkiye’deki inşaat sektöründe meydana gelen iş kazalarının genel değerlendirmesi

Atiye Bilim

Osman Nuri Çelik