Aksaray Genç Mucidler Bilim ve Sanat Derneği tarafından yürütülen “Gelecek Evinde Şekillenecek” projesinin online açılışına katılan İçişleri Bakanı sıfatlı Süleyman Soylu, bakanlığı döneminde dijital denetim ve kontrol mekanizmalarının geliştirilmesi için yapılıp edilenler konusunda bol bol hava attı.
Emekçilerin; sağlıktan banka hesaplarına, ehliyetten adli sicile, e-imzadan mal varlığına ve aklımıza gelebilecek tüm bilgilerinin e-devlette toplanması konusunda kendi döneminde yaptıkları atılımlardan (!) bahsetti.
Bol bol “pazarlama” yaptığı konuşmasında “Türkiye’nin bütün lokasyonlarını, bütün kameralarını, asayişini ve trafiğini bağladığınız ve hakikaten buradan da Cumhurbaşkanlığındaki ilgili birime aktarabileceğimiz olağanüstü bir mekanizmayı ortaya koyuyoruz. İnşallah o da tamamlanmış ve bitmiş olacaktır” diyerek devasa bir denetim ve kontrol üssü haline gelen Saray’ın bundan sonra ülkedeki tüm mobeseleri de izleyebileceğini haber verdi.
Yasama-yargı-yürütme erklerinin hepsini führerci tipte faşizmin mantığına da uygun olarak başkana bağlama faaliyetlerinin sistematik bir biçimde devam ettiğini biliyoruz. Hatta bunun bile yetmediği; mevcut polis örgütü varken ve bu güç zaten merkezi iktidarın kontrolündeyken kelimenin gerçek anlamıyla ona paralel şekilde bizzat Saray’ın denetiminde olacak takviye hazır kuvvetlerin oluşturulmasından da anlaşılmıştı.
Soylu’nun “Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi Başkanlığı” adıyla bir merkezin kurulduğu, birkaç ay içinde faaliyetlerine başlayacağı vurgusuyla haber verdiği yeni merkez de ülkedeki tüm kameraları Saray’a başlayacak.
Polis örgütünün dev bir orduyla zaten yaptığı bu gözetlemenin şimdi bir de Saray’da oluşturulacak bir birime bağlanmasına ihtiyacı duyulması halk üzerindeki denetim ve kontrolün sıkılaştırılmasının yanında belki de bundan daha fazla Saray’ın mevcut devlet yapılanması ve kadrosal niteliğine güvensizliğinin ifadesi değil de nedir? Tarikatlar, cemaatler, Ergenekoncular, MHP’liler, eski Susurlıkçular…la tam bir yengeç sepetine dönüşen ve her birinin ayrı bir çeteleşme içine girecekleri neredeyse kesin olan bu koşullarda Saray’ın kendi polisini, gözetleme birimi ve başka güvenlik yapılanmalarını oluşturmasından daha doğal ne olabilir ki!
Korkunun, bu korkunun motivasyonuyla girilen güvenlik saplantısının kaçınılmaz sonu en fazla geciktirebileceğini, ama önleyemeyeceğini de tarih gösteriyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!