2020 yılında İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme hamlesini geri aldıran, kadın cinayetlerine, pandemi döneminde kadınların yaşadığı ek sorunlara işaret etmekten vazgeçmeyen, sokağı terk etmeyen kadınlar, 2020’nin son günlerinde ardı ardına yaşanan dört kadın cinayetine karşı da “Erkeklerin şiddeti her gün kadınları öldürüyor, İsyandayız!” diye haykırdılar.
Birlikte oldukları erkekler ya da oğulları tarafından katledilen Aylin Sözer, Selda Taş, Vesile Dönmez ve Betül Tuğluk’un ardı ardına katledilmesine karşı Türkiye’nin pek çok ilinde sokağa çıkarak isyanlarını ifade eden kadınlar, Ankara’da polis saldırısına uğradı, yedisi gözaltına alındı.
İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula Kampanya Grubu’nun çağrısıyla Kadıköy Eminönü İskelesi’nde bir araya gelen yüzlerce kadın da erkek egemen sisteminin örgütlü bir kadın düşmanlığına dönüşmesine, ardı ardına gerçekleşen cinayetlere, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmak bir yana vazgeçilmesinin tartışılmasına karşı alkışları, sloganları, zılgıtları, pankart ve dövizleriyle “Yeter artık, yaşamak istiyoruz!” dediler.
3 buçuk yaşındaki torunu ve iki kızını istismar etmekten tutukluyken pandemi bahanesiyle tahliye edilen Cafer Yılmaz, İpek Er’in katili Uzman Çavuş Musa Orhan, Gülistan Doku’nun katili Zaynal Abarakov, Aleyna Çakır’ın katili Umutcan Uygun gibi kadın katillerinin, çocuk istismarcılarının serbest bırakıldığı ya da yargılanmadığı belirtilerek, sistematik şiddete karşı özsavunmasını kullanan Nevin Yıldırım’ın hala tutuklu olduğuna işaret edildi.
Kadınların değil tecavüzcülerin, katillerin, çocuk istismarcılarının ve nefret cinayeti işleyenlerin uykusuz kalmasını istediklerini haykıran kadınlar, zılgıtlarını yükseltti.
Eylem Saruca tarafından okunan basın açıklamasında şunlar ifade edildi.
Eril zihniyetin ve cinsiyetçiliğin mevcut politikalarla beslenerek kadın cinayetlerini cesaretlendirdiği, taciz ve tecavüz kültürünü yaygınlaştırdığını görüyoruz. Yargıdan ve onun cezalandırma sisteminden korkmayan erkekler artan bireysel silahlanma ile kadınları katletmekten çekinmiyor. Bu ülkede kadınlar öldürülüyor, bu ülkede kadınlar kadın katilleri ve şiddet faili erkekler tutuklansın diye sosyal medyadan adalet arıyor, bu ülkede kadınlar her gün yaşamak ve yaşatmak için mücadele ediyor. Peki ilk imzacısı olmakla övünen devlet neden İstanbul Sözleşmesini etkin uygulamıyor? uygulamakla sorumlu olduğunuz sözleşmeden vazgeçerek kadınların yaşam güvencesini nasıl ortadan kaldırırsınız? Sayısal verilerle kadına yönelik şiddeti manipüle etmekten vazgeçin, ‘’aile düzeni’’ adı altında kadınlara rol biçmekten vazgeçin, erkekleri kışkırtmaktan ve yanlarında durmaktan vazgeçin. 6284 ve İstanbul Sözleşmesini etkin uygulatarak yükümlü olduğunuz sorumlulukları yerine getirin.
Çünkü kadınlar vazgeçmeyecek. Evde, sokakta, fabrikada, AVM’de, okulda, yaşamın her alanında yaşamak ve yaşatmak, bir kişi daha eksilmemek için mücadele etmeye devam edecek. Çünkü kadınlar haklarını ve hayatlarını sizin insafınıza bırakmayacak, Çünkü kadınların taşan sabrı ve direnişteki ısrarı uykularınızı kaçıracak!
“Yaşasın kadın dayanışması!”, “Jin jiyan azadî!”, “Kadın, yaşam, özgürlük!”, “Travestiyeyiz buradayız alışın, alışın biz buradayız!”, “Geceleri de sokakları da meydanları da terketmiyoruz!”, “Yaşasın kadın dayanışması!” sloganları, alkış ve sloganlarla sona erdi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!