Soylu’nun dediği gibi ‘O paralar millete gidiyor’!



Lüks, şatafat, çürüme… Bu sefer de AKP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’ın Özel Kalem Müdürü Kürşat Ayvatoğlu’nun lüks aracında kokain kullanırkenki görüntüleri sosyal medyaya düştü!


İçişleri Bakanı sıfatı taşıyan Süleyman Soylu’nun 2021 yılı bütçe görüşmeleri sırasında, belediyelere kayyum atanması ve diğer saldırgan politikaları eleştiren HDP’li vekillere Meclis kürsüsünden verdiği, “Oh paralar PKK’ya gitmiyor, millete gidiyor ohhh ohhh!” yanıtının üzerinden çok zaman geçmeden paraların nerelere gittiği, “itibardan tasarruf olmaz” denilerek nasıl savrulduğunu ve aslında “milletten” ne anladıklarını anlatan pek çok gelişme yaşandı. Bu gelişmeler içinde damat Berat Albayrak’ın istifası ve ortadan kaybolmasının ardından bütçe rezervlerindeki 128 milyar dolarlık kayıp da var, yanıtı olmayan pek çok harcama da…

Devlet katında benzer birçok yanıtsız soru ve harcama varken, AKP döneminde devlet katına yükselen ya da iktidarın sunduğu olanaklarla palazlanarak “zamane zenginleri” katına tırmanan kesimlerin lüks ve şatafatlı yaşamlarını yansıtan da sayısız gelişme var.

Ne diyorlarsa tersini yapan, neyi savunuyorlarsa aslında ondan uzak olduklarını pişkince sergileyen bu toplamın son vukuatı da AKP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’ın Özel Kalem Müdürü Kürşat Ayvatoğlu’na ait görüntüler oldu. Görüntülerde Ayvatoğlu’nun lüks aracında kokain kullandığı görülüyor.

Twitter’daki AkpCocuklari hesabından paylaşılan görüntülerin ardından sosyal medyada çok sayıda paylaşım yapılarak, iktidarın pişkinliğine, ikiyüzlülüğüne tepki gösterildi.

Daha önce Kastamonu Belediyesi’nde görev yapan, AKP’li yetkililerle çok sayıda fotoğrafı bulunan, Meclis’le ilişkili olduğu da bu fotoğraflardan anlaşılan, Ayvatoğlu’nun siyasi kimliği apaçık ortadayken, hızla özel kalem müdürü olmadığı açıklaması yapıldı tabi ki ve Ayvatoğlu gözaltına alındı, alınmak zorunda kalındı! Tıpkı Aleyna Çakır’ın katili Ümit Can Uygun’a uyuşturucu kullandığı anların görüntüleri sosyal medyaya düşmeden dokunulmaması gibi!

Öyle ya, iktidarın baş aktörlerinden olup, uyuşturucuyla mücadele konusunda polise “uyuşturucu satıcılarına işkence yapın, suçu benim üzerime atın” manasına gelen direktifler veren (!) bir İçişleri Bakanı’nın olduğu bir ülke burası. O açıdan da gözaltına alınması şart oldu! Yoksa tıpkı kadın katili Uygun’a olduğu gibi Ayvatoğlu’na da “dokunulacağı” yoktu. Keza her türlü kötülük, israf, çürüme bizzat kendi saflarında yani “millet” olarak gördükleri kesimlerde olunca görünmezleşiyor-dokunulmazlaşıyor, bilmez miyiz!

Tüm bu gerçeklerle birlikte bu iktidar sarhoşluğu, bu zehirlenme, debdebe ve israf çılgınlığı içinde battıkça batanların, her defasında daha derinlere kulaç attıklarına tanık oluyoruz. Halka açlığı, sefaleti, ölümleri, cinayetleri reva gören ve tüm bunlara şükretmesini buyuranlar hatta imamları üzerinden “pazara akşam saatlerinde çıkın daha ucuz olur” şeklinde akıl verecek kadar kendilerini kaybedenlerin yaşadıkları çürümeyi şimdilik “millet” kapsamına aldıkları kendi emekçi tabanları da er ya da geç görecektir. Gördükleri ve tepki gösterdikleri oranda “millet” olmaktan çıkıp, lanetliler kampına geçirildiklerini de… O lanetlilerin neler yapabileceklerini de iktidarın kendisi deneyimleyecektir!