Çiftçi de esnaf da tepkisini eyleme döküyor!



Devletin aleni halk düşmanı kriz ve pandemi politikalarının yarattığı ekonomik-sosyal yıkımı derinden yaşayan esnaf da çiftçi de henüz toplumsallaşmasa da tepkisini çeşitli eylemlerle dile getiriyor


Siyasi iktidarın pandemiyle birleşerek derinleşen krizi yönetme politikalarının özündeki işçi, emekçi, halk düşmanlığının daha da alenileşmesi, çeşitli toplumsal kesimlerin eylemli tepkileriyle karşılanmaya devam ediyor. Henüz 2001 krizindekine benzer bir esnaf hareketi sokaklara sökün etmiş değil belki. Ama krizin de pandeminin de ağır faturasını ödeyen esnaf, tepkisini artık daha açık biçimde gösterir oldu.

Rejimin yandaş müteahhitlere milyar dolarlık hibeler, borç silmeler, vergi afları getirirken kendilerine hiçbir destek sunmadan kapanmayı dayatmasına isyan eden esnafın bir kesimi yasağı fiilen tanımayarak işletmelerini açarak tepki gösteriyor. Ekonomik sıkıntılar içinde boğulan çok sayıda esnaf depresyona sürüklenirken, ardı ardına intihar haberleri gelmeye devam ediyor. Bir kesim de gözlemlediği aleni halk düşmanlığına yönelik tepkisini çeşitli biçimlerle fiili eylemlere dönüştürüyor.

Dün Manisa’da bir kahvecinin “Artık devletten hiçbir şey istemiyorum” diyerek çay kazanını fırlatmasında olduğu gibi. Eyleminin görüntülerini TikTok hesabından paylaşan Ufuk Üçkan isimli esnaf çay kazanını fırlatırken, “Ben 21 yıldan beri kahveciyim bana bir tek destek yok. Lanet olsun böyle kahveciliğe. Bir tek yardım yok, lanet olsun böyle adalete. Devletten de yardım istemiyorum, kapatıyorum artık kahvehaneyi. Bana ‘aç mısın susuz musun’ diye soran yok. İstemiyorum, ocak da onların olsun” diyordu. Bu tepkideki “Lanet olsun böyle adalete” cümlesi bile kendi başına çok şey ifade ediyordu.

Esnafla birlikte büyük bir yıkım yaşayan çiftçiler açısından da durum farklı değil. Birçok işletmenin kapatılmasının yanı sıra, pandemi önlemi adı altında pazarların da yasaklanmasıyla ürünleri ellerinde kalan çiftçiler de isyanlarını ürettiklerini çöpe dökerek gösteriyorlar.

Basına yansımasa da benzer birçok tepkinin yaşandığı açık. Bunlardan biri de Antalya’dan yansıdı. Sebze-meyve hallerinde alımların durduğunu belirten üreticiler, satamadıkları ürünlerini çöpe döktüler ve o anların görüntülerini de sosyal medyadan paylaştılar.

Migros’un kriz vurgunculuğu: Kilosunu 1 TL’ye alıp, 13 TL’ye satacak!

Çiftçiler, kilosu 8-10 lira edecek ürünlerini 2 liradan satmaya hazır şekilde komisyonculara gitseler de, alım yapılmaması nedeniyle protesto amaçlı yetiştirdikleri sebzeleri çöpe döktüler. 

Bir çiftçi, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, çöpe giden ürünleri Türkiye’den bir zincir marketin kilosunu 1 liraya almaya çalışarak fırsatçılık yaptığını yazdı. Marketin kilosunu 1 liradan almak istediği biberi 13 liraya sattığı yazıldı. 

Bu aç insanların karşısına çıkmaya utanmayacak mısınız ey yönetenler” diyen çiftçinin sosyal medyadan paylaştıkları nasıl bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu çarpıcı br şekilde özetliyor:

‘2 liraya zararına bile satamadılar’

Bu gördüğünüz rezalet tam da bugün gerçekleşti. Antalya’nın birçok ilçesinde sebze halleri mahsül alımını durdurdu. Çiftçiler 8-10 liraya satacakları ürünleri 2 liraya zararına satma pahasına hallere götürdü ama sonuç bu! Kendi emeklerini kendi elleriyle çöpe döktüler!

Bu insanların emeklerini çöpe dökenler en ufak destek vermeden kapıları-pazarları kapatanlardır”

Sadece benim ailem bir haftadır satmak için sırada beklediğimiz, zararına topladığımız 1 ton mahsülü çöpe döktü, hala ağaçların başında bekleyen tonlarca mahsül var. Bu insanların emeklerini çöpe döktürenler, üreticiye en ufak bir destek vermeden kapıları, pazarları kapatanlardır.

Kime destek verdiniz?

“Bu mahsüller çöpe dökülürken kaç insan aç peki? Kime destek verdiniz? Nerde devlet müdahalesi? İç piyasadaki bu dengesizliğin, bu aç insanların karşısına çıkmaya utanmayacak mısınız eyy yönetemeyenler!

Köpek balıkları!

Fırsatçı Migros sebze halindeki komisyonları arayıp zararına toplanan 2,5 lira satış fiyatı olan biberi 1 liraya verirseniz bilmem kaç ton alacağız pazarlığı yapıyordu. Migros’taki etiket fiyatı ise 13 lira, ON ÜÇ LİRA!

Ey yönetemeyenler bankalar kapımıza dayandığında…’

Hiçbir destekte bulunmadığınız, mahsülünden gelir elde edecekleri dönemde emeğini çöpe döktürdüğünüz üreticiler her şeyin fiyatının kat kat arttığı bu dönemde borçlarını kapatıp üretime nasıl devam edecekler? Bankalar kapımıza dayandığında siz nerede olacaksınız ey yönetemeyenler.