Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, çoğunluğunu patron ve devlet temsilcilerinin oluşturduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu (AÜTK) toplanmadan, önden yaptığı açıklamayla içimize su serpti! Yaklaşık 8 milyon işçiyi doğrudan ilgilendiren, milyonlarca işçi ve emekçinin ücret ve maaşları üzerinde dolaylı etkide bulunan ve özünde işçi sınıfının en büyük toplu sözleşmesi anlamına gelen asgari ücretin belirlenmesiyle ilgili “Asgari ücret ile ilgili yaklaşık 2 bin 500 muhtelif sektörlerde çalışan işçi, işveren, yöneticiler, esnaf başka mesleklerden insanları kapsayan araştırma ile topumun beklentilerini belirleyen bir araştırma yapıyoruz. Bu bizim için bir kamuoyu beklentisini de gösterme şeklinde bir çalışma olacak. Hesaplarımızı yaparak işçilerimizi koruyacak Asgari Ücret meselesini gündemden çıkaracak bazı rahatlamalar sağlayacağını şimdiden söyleyebilirim” dedi Bilgin.
Türk-İş’in Ekim ayında açlık sınırının (Sadece gıda ihtiyacı) 3.093,20 TL, yoksulluk sınırının da 10.075,58 TL (Gıda ve diğer yaşamsal giderler) olarak hesapladığı, çarşı-pazarda enflasyonun yüzde 50’ler gibi astronomik bir seviyede hissedildiği bu koşullarda Bakan “2 bin 500 muhtelif sektörlerde çalışan işçi, işveren, yöneticiler, esnaf başka mesleklerden insanları kapsayan” bir araştırmayla asgari ücret rakamını belirleyeceklerinden bahsediyor.
Asgari ücretin vergi kapsamı dışına çıkarılmasına bile yanaşmayan burjuva devletten dört kişilik bir ailenin insan gibi yaşayacağı bir rakamı esas almasını beklemek saflık olur. Asgari ücret belirlemesinde gerçek enflasyonu değil “TÜİK’in masalları” diye tanımlanan rakamların esas alındığı bu koşullarda Bakan Bilgin’in sözünü ettiği “2 bin 500 muhtelif sektörlerde çalışan işçi, işveren, yöneticiler, esnaf başka mesleklerden insanları kapsayan” araştırmalarının manasının ne olduğunu kestirmek güç değil.
İşçi ve emekçilerin kelimenin gerçek anlamıyla ekonomik yıkım yaşadığı ve bu yıkımın faşist iktidar koalisyonunu oluşturan güçlerin tabanlarındaki çözülmeleri de hızlandırdığı içinde bulunduğumuz koşullarda Bakan’ın “çok demokratik” hesaplama yönteminin seçim atmosferinin de basıncıyla olsa olsa açlık sınırının biraz daha üstünde bir rakama tekabül edeceğini öngörmek zor değil.
Yandaş medya eliyle de bu yılki asgari ücretin işçiyi enflasyona ezdirmeyecek bir rakam olacağı propagandası körükleniyor. Bu propagandayla işçi sınıfının yatıştırılmasının hedeflendiği açık. Yüzde 30 zam önerilerinin yapıldığı metal grup sözleşmelerinde bile teklifin mevcut gerçeklik içinde hızla eridiği ve asgari ücret rakamının bu TİS’ler dahil tüm ücret ve maaşları dolaylı olarak etkileyeceği düşünülecek olursa bu sürecin grev de dahil büyük bir toplu sözleşme süreci biçiminde yürütülmesinin yakıcı bir ihtiyaç olduğu anlaşılır.
Bakanın önden çektiği pek demokratik peşrev, yandaş medyanın işçi sınıfının duyarlılıklarını törpülemeyi hedefleyen propagandası ve dahası seçim atmosferinin basıncıyla yapılacak çeşitli atraksiyonlar işçi sınıfının asgari ücret sürecinin işçi sınıfının en büyük toplu sözleşme süreci olduğu gerçeğini perdelememeli. İşçi sınıfı süreçle bu yaklaşımla ilişkilenmediği sürece asgari ücret ve genel olarak çalışma ve yaşama koşulları dibe çekildikçe çekilecektir.
Sürecin grev hakkının kullanılması ve görüşmelerin işçi sınıfının ağırlıkta olduğu mekanizmalar içerisinden yürütülmesi gerektiği yaklaşımının sınıfın kolektif yaklaşımına dönüştürülmesi yaşamsal önemdedir. Asgari ücretin gerçek enflasyonun dikkate alınması, dahası insanca yaşanacak bir ücrete tekabül etmesi, burjuvazinin büyük karları ve hava atılan milli gelir oranları dikkate alınarak belirlenmesi, gerekirse grev hakkının kullanılması ve patron ağırlıklı AÜTK’nun bu haliyle kabul edilmemesi içinde bulunduğumuz yıkım koşullarında çok daha büyük önem kazanmıştır.
Bir kez daha faiz, silahlanma ve bizden kesilen vergilerle oluşturulan devlet bütçesinin yandaşların yağmasına açılması anlamına gelen 2022 bütçe tartışmaları ve metal grup toplu sözleşme görüşmeleriyle iç çe geçen asgari ücret sürecinde net bir mücadele hattının kurulması emeğin korunması mücadelesi kapsamında bile yakıcı önemdedir. Keza şimdiki yangının önümüzdeki aylarda cehennemi bir kavuruculuğa dönüşeceğini hepimiz biliyoruz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!