Yoğun katılımın ve coşkulu bir ortamın hissedildiği etkinlik, devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.
Saygı duruşunun ardından sokak röportajlarından derlenen “Geçinemiyoruz” video gösterimi yapıldı. Gösterimin ardından Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri adına hazırlanan ortak metin okundu. Ortak metni bileşenler adına Mustafa Karabudak okudu. Karabudak ortak metni okumadan önce ise şu açıklamayı yaptı.
Geçmişten günümüze devletin ve AKP iktidarının Alevilere olan bakışı, niyeti hiç değişmemiş nefret dili, ayrıştırıcı tutumu günden güne artmıştır. Son yaşanan olay, Dersim’de Düzgün Baba cemevimizin önünde Nazımıye Kaymakamı uzun namlulu silahlı kolluk güçleriyle yaptığı açıklamada Düzgün Baba cemevi yöneticileri ve Cemevimiz üzerinden tüm Alevilere tehdittir. “Size devletin gücünü göstereceğim” diye silahlı adamlarla beraber tehditler savuran devlet aklını kınıyoruz. Cemevimiz önünde bizleri tehdit eden, kendi gibi düşünmeyeni, inanmayanı yok sayanlara sözümüz. Bu ülkede Ermeniler, Kürtler, Aleviler vardır. Farklı dinler, inançlar, diller vardır. Cemevlerimiz kutsalımızdır.
***
“Zamlar ve hayat pahalılığı işçi emekçilerin belini bükmeye devam ederken sürekli yükselen döviz kuru yüzünden ücretler erimekte; yağ, un, ekmek gibi temel tüketim maddeleri akaryakıt ve doğalgaza yapılan fahiş zamlar nedeniyle toplum olarak açlığa, yoksulluğa, sefalete ve işsizliğe itiliyoruz.
Toplum yoksullaştıkça, toplumsal tepkiler arttıkça saray rejimi içerde baskı ve zoru arttırmaktadır. Bu baskılar sadece dışarıda değil tepkisini dile getirenin, onlar gibi düşünmeyenlerin terörist ilan edilip tutuklandığı, mahkum edildiği hapishanelerde daha da şiddetli yaşanmaktadır. Özellikle hapishanede kalamaz raporu olan siyasi tutsakların göz göre göre hücrelerinden cenazelerinin çıkması istenmektedir.
Sefalet ücretlerine mahkum edilen bizlerin hem yoksulluğu hem de açlığı gün geçtikçe hayatımızın her alanında yaşadığımız bir gerçektir. Bütün bunlara karşı gelişecek toplumsal tepkinin önünde sadece saray rejimi değil kendilerine muhalefet diyen düzen partileri de durmaktadır. Oluşacak fiili tepkilerin kitleselleşmesinden ve sokağa taşmasından endişelendikleri için ‘sokağa çıkmayın’ çağrıları ile çare biziz diyerek bizleri oyalayıp, sömürücü düzenin ve bugünkü iktidarın ekmeğine yağ sürmektedirler. Sanki yaşadığımız açlık ve yoksulluğun nedeni tanrının bir lütfuymuş gibi Erdoğan “Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir” demektedir.
Yaşanan açlık, yoksulluk ve siyasal toplumsal krizin nedeni AKP-MHP Hükümeti’nin yanlış politikalarıdır. Bunun faturası emekçi halklara ödetilmektedir. AKP-MHP Hükümeti’nin Osmanlıcı hayalleri yüzünden coğrafyanın dört bir yanında sürdürülen savaş ve savaşa ayrılan devasa bütçeler ülkeyi içinden çıkılamaz bir bataklığa sürüklemiştir. Ancak ekonomik kriz, açlık, yoksulluk, sefalet, kin ve nefret söylemleri, asıl olarak içinde yaşadığımız sistemden kaynaklanmaktadır. İnsanca yaşayacağımız bir dünyayı milyonların sırtından geçinen asalakların saltanatına son vermek için düzene karşı mücadele etmekle yaratabiliriz.
Değerli canlar, değerli halkımız
Bugün yaşananlar iktidarın savaş, rant, talan ve yağma politikalarının bir sonucudur.
Yürütülen bu politikalarda işçi emekçilerin, Türkiye halklarının hiçbir çıkarı yoktur. Yaşananlar dış güçlerin bir saldırısı da değildir. Temelleri 12 Eylül döneminde atılan ve son 20 yıldır yürütülen kin ve nefret politikalarının bir sonucudur.
Sözde “ekonomik kurtuluş savaşı” verdiğini söyleyenler yaşanan yıkımın bizzat sorumlusudur. Asıl olarak yaptıkları işçi, emekçi halka karşı bir ekonomik savaş yürütmektir.
Saray rejiminin her geçen gün daha da saldırganlaşmasının nedeni yaşadığı çok yönlü krizden kurtulamamasıdır. Bu nedenle baskıyı, zoru ve şiddeti arttırmaktadır.
Onun için diyoruz ki; ZAMAN ÇARESİZ, MEKÂN RIZASIZ, TOPLUM SAHİPSİZ DEĞİLDİR!
Toplumsal kaos ve krizin aşılması ancak halkların, inançların, işçi ve köylülerin toplumun tüm ötekilerinin ortak mücadelesiyle mümkündür.
Yaşananlar kader değildir.
Toplumun bu krizi kaldıracak gücü yoktur. Krizin faturasını, krizi çıkaranlar ödemelidir.
Son zamanlarda işçilerin ayağa kalkması, siyasal alanda sol, sosyalist, sosyal demokratların, inançların, doğa ve yaşam savunucularının bir araya gelmesi toplumda umut yaratmaktadır.
Bu nedenle diyoruz ki; Seçeneksiz değiliz. Seçenek sizlersiniz. Umut bizlerdedir.
Yağma-rant, talan ve savaş ekonomisinin faturasını ödememek için; sizleri örgütlenmeye ve bu talan rejiminden kurtulmak için mücadele etmeye davet ediyoruz.
TALEPLERİMİZ:
• Zamlar geri çekilsin
• İnsanca yaşamaya yeten ücret
• Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi
• Eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim
• Ücretsiz sağlık, ücretsiz ulaşım
• Faizler sıfırlansın
• Sağlık emekçilerinin talepleri karşılansın
• Direnişte olan işçilerin hakları verilsin
• İşten atılmalar yasaklansın
• Kod 25, 29, 46 gibi ahlaksız, maddeler Anayasadan çıkarılsın
• KHK’lar iptal edilsin
• Sınırsız söz, basın, örgütlenme, gösteri ve toplanma özgürlüğü
HAK VERİLMEZ ALINIR ZAFER SOKAKTA KAZANILIR..!
MAMAK EMEK ve DEMOKRASİ GÜÇLERİ
***
Ortak metnin okunmasından sonra etkinliğin sunumunu yapan Zarife Çamalan, Adil Okay’ın yazdığı “Ufak tefek kadın” şiirini okuduktan sonra kadınlar adına bir konuşma yapıldı.
Ardından İlmek Kadın Dayanışması’nın oluşturduğu İlmek Müzik Topluluğu bir dinleti sundu. İlmek Müzik Topluluğu’ndan bir kadın arkadaş, “Anadilimiz yasaklanamaz!” diyerek Zazaca Elgajiye parçasını seslendirdi.
Emekliler adına konuşma yapması için Nuran Kesiktaş davet edildi. Kesiktaş emeklilerin talepleri dile getirerek “Taleplerimiz için birlikte mücadele edeceğiz, örgütlenmemizi derinleştireceğiz!” dedi.
Daha sonra Nazım Hikmet’in “Büyük İnsanlık” şiiri okunduktan sonra Dersim’de, Eskişehir’de, Antepte, İzmir’de, İstanbul’da, Cizre’de, Tarsus’ta, Aliağa’da, ŞanlıUrfa, Kastamonu, Dilovası, Soma, Manisa, Milas, Muğla, Denizli, Konya ve daha birçok yerde fabrikalarda, sanayilerde, tekstilde sefalet ücretlerine ve zamlara karşı direnişlerin, eylemlerin olduğu ve büyük insanlığın ayağa kalktığı ifade edilerek fabrika direnişlerinin fitilini ateşleyen Çimsataş işçileri selamlandı.
Farplas, Migros Depo’da ve farklı yerlerde direnişte olan arkadaşlar selamlanıp onlarla dayanışma içinde olunacağı ifade edildikten sonra işçiler adına konuşmayı Songül Doğan yaptı.
Ardından kamu emekçilerinin oluşturduğu Grup Devinim müzik dinletisini yaptı.
Grup Devinim’in ardından gençlik adına konuşma yapıldı. Gençlik adına yapılan konuşmanın ardından genç bir sanatçı olan Emrah Balcı aşık Feyzullah Çınar’dan bir parça ile dayanışma gösterdi.
Daha sonra Köy dernekleri adına yapılan konuşmanın ardından Mamak’ta doğup Büyümüş olan sanatçı Oğuz Boran sunduğu dinletiyle etkinliğe katkı sundu.
Ekonomik krize, açlığa, yoksulluğa, sefalet ücretine, zamlara karşı birleşirsek kazanırız denilerek örgütlü mücadele çağrısı yapıldı. Etkinlik, direnişlerin sesini duyurmanın dayanışma içinde olmanın önemine vurgu yapılarak zamlara ve sefalete karşı sokakları doldurmak, direnmek ve mücadeleyi birleşerek büyütmeye çağrı yapılarak sonlandırıldı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!