Erdoğan 8 Mart’ta da ‘kendi kanunları’nı önden haber verdi



“Kadın ile erkeğin eşitliği fıtrata ters” sözleriyle İstanbul Sözleşmesi’ni neden iptal ettiğinin de yanıtını veren Erdoğan, kadın muhtarlarla bir araya geldiği toplantıda bu tanımını herkesin gönlünde yeri olan Neşat Ertaş referansıyla yeniledi. Geçtiğimiz günlerde kızının başında olduğu KADEM Kongresi’nde de dile getirdiği yeni tanımı, “Bizim için kadın Neşet Ertaş’ın Anadolu irfanıyla ‘Kadın insan, erkek insanoğlu …


“Kadın ile erkeğin eşitliği fıtrata ters” sözleriyle İstanbul Sözleşmesi’ni neden iptal ettiğinin de yanıtını veren Erdoğan, kadın muhtarlarla bir araya geldiği toplantıda bu tanımını herkesin gönlünde yeri olan Neşat Ertaş referansıyla yeniledi. Geçtiğimiz günlerde kızının başında olduğu KADEM Kongresi’nde de dile getirdiği yeni tanımı, “Bizim için kadın Neşet Ertaş’ın Anadolu irfanıyla ‘Kadın insan, erkek insanoğlu dediği şekilde ifade ettiği gibi insanın yarısıdır. Kadın yoksa erkek, erkek yoksa kadın anlamsızdır. Rabbimiz, her şeyin eşli yaratıldığını söylüyor. Birbirini böylesine tamamlayan iki varlıktan birinin sırf cinsiyeti sebebiyle ötekileştirilmesini, ayrımcılığa uğramasını, şiddete maruz bırakılmasını kabullenemeyiz. Kadınlara hak ettiği değeri vermek bize emridir” şeklinde açımladı. Yani aslında önceki tanımını incelterek cinsiyet eşitliği meselesindeki takıntısını bir kez daha ama belli ki KADEM’li kadınların yönlendirmesiyle daha da inceltilmiş bir şekilde yinelemiş oldu. Kadın ona göre özünde ve aslında ikiliğin zayıf tarafı ve “insanoğlu” denilen erkek tarafından korunup kollanmalı.

Nasıl olur?

Bu tespitlerinin ardından İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıran, bütün ideolojik aygıtları ve başta kendi söylemleriyle kadına sınır çizmeyi özel iş edinen kendisi değilmiş gibi kadına yönelik şiddete karşı mücadeleyi de kendinde özelleştirmeye kalkıştı. Eşi Özlem Ağ’ı 23 yerinden bıçaklayan Samet Ağ denilen adamın nasıl olur da 3 gün sonra serbest bırakılabildiğini sorarak, bu kararı veren yargıya çattı. Tokat Milletvekili Özlem Zengin’e “bu olayın peşini bırakma” talimatı verdiğini belirtti. Bu olayların peşini bırakmadıkları için sapkın ilan ettiği kadın hareketine dair bu seferlik küfür ve hakaretlerini sıralamadı.

Kadınlar onlar sayesinde okuyabilmiş

Ardından “AKP olmasa kadınların vay haline” manasında cümleler sıraladı. Elbette ki bu kadınlar yıllardır mağduriyetlerini tepe tepe kullandığı türbanlı kadınlardı. Yani Erdoğan’ın “makbul” kadınları, onlar içinden de kendi kemikleşmiş tabanı. Keza türbanlı kadınların hepsinin makbul kategorisine girmediğini biliyoruz. Aradan yıllar geçtikten sonra bile yeni mağduriyetler yaratmakta tıkandığı için halen onları propagandasının malzemesi yapan Erdoğan, “kadınlara eğitim hakkını verdik” dedi. Erdoğan’ın kadınların eğitim oranlarını arttırdıkları, istihdama kattıkları, yasakları kaldırdıkları gibi söylemlerle sürdürdüğü konuşmasının devamı konuya nasıl bir siyasi perspektifle yaklaştığının da özeti gibi:

Hakikat buyken, maalesef yakın tarihimizde buna ters düşen uygulamalara şahit olduk. Bizim en büyük mücadele alanlarımızdan biri de kadınlarımızı haklarına kavuşturmak olmuştur. Yıllarca haksız yere eğitim hakkını kullanmaktan engellenen kadınlara eğitim hakkını biz verdik. Başörtülü bir şart bulunmamasına rağmen kadınların seçilme hakkının kullanılmasını biz sağladık. 2002 yılında yükseköğretimdeki okullaşma oranı yüzde 14,6’dan yüzde 43,4’e yükselirken, kız öğrencilerimiz arasında bu oran yüzde 48,5 ile rekor seviyeye çıkmıştır.

Her alanda ülkemizin beşeri sermayesinin zenginleşmesi önündeki engelleri biz kaldırdık. Başörtülü veya başı açık ayrımını biz sona erdirdik. Türkiye’yi yasakların ülkesi olmaktan çıkarıp, adaletin hakim olduğu yer haline biz dönüştürdük. Kadın hakları konusunda kadınlardan yana biz tarafız. Kadına karşı şiddet konusunda kadınlardan yana tarafız. Aile içi şiddeti re’sen takip edilen suçlar arasına aldık.

Erdoğan düzenlemeleri

Konuşma, İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıran kendisi değilmiş gibi pişkince akmaya devam ediyor. Kadın şiddet görürken bile polisin “konumunu at” ya da “butona bas” diyebildiği, bu açıdan da güvenilmezliği test edilmiş ŞÖNİM, KADES gibi uygulamalardan bahseden Erdoğan, kadın düşmanlarına elektronik kelepçe gibi uygulamalar getirdiklerini iddia etti. O kelepçelerin sadece kadın düşmanlarına kullanılmadığını, kadınların hakları için mücadele eden kadınların bileklerine takıldığıysa biz biliyoruz.

Kadınların can güvenliği açısından geniş bir yasal çerçeve getiren İstanbul Sözleşmesi’nden tek bir imzayla çıkan Erdoğan şimdi yeni bir tasarı hazırladıklarını söyleyerek dolaşıyor. O tasarıda kravat takan, takım elbise giyinen iyi hal indiriminden yararlanamayacağını müjdeliyor. Cezalarda artışa gideceğiz derken, sembolik kalacağı daha başından belli olan kimi artışlardan bahsediyor.

Erdoğan’ın o müjdeleri şöyle:

Şimdi yeni adımlar atıyoruz; iyi hal indirimini daraltıyoruz. Failin indirim almaya yönelik tutum ve davranışları dikkate alınmayacak. Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve eziyet suçlarının nitelikli hal kapsamına alarak cezaları artırıyoruz. Israrlı takip suçları, haberleşme ve iletişim araçlarını kullanarak temas kurmak suç sayılacaktır. Boşanan eşe karşı işlenmesi, mağdurun evini, okulunu değiştirmesi veya bırakmasına neden olması ısrarlı takip suçunun cezası yükselmektedir. Eşe veya boşanan eşe karşı işlenen kasten yaralama katalog suçlar arasına alınacaktır. Vekili bulunmayan kadınlara ücretsiz avukat görevlendirilmesi sağlanacaktır.