Asgari ücret için ikinci toplantı bugün



Çalışma Bakanlığı, en büyük patron örgütü TİSK ve en büyük işçi konfederasyonu olan Türk-İş temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu (AÜTK) bugün ikinci kez toplanıyor. Aralık sonunda yapılan yüzde 50’lik zammın 3 ay geçmeden buharlaşması ve emekçilerin hayatlarının enflasyon karşısında cehenneme dönüşmesinin yaratacağı toplumsal patlamalara barikat oluşturmak için 6 ay sonra toplanmak zorunda kalan komisyon, …


Çalışma Bakanlığı, en büyük patron örgütü TİSK ve en büyük işçi konfederasyonu olan Türk-İş temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu (AÜTK) bugün ikinci kez toplanıyor. Aralık sonunda yapılan yüzde 50’lik zammın 3 ay geçmeden buharlaşması ve emekçilerin hayatlarının enflasyon karşısında cehenneme dönüşmesinin yaratacağı toplumsal patlamalara barikat oluşturmak için 6 ay sonra toplanmak zorunda kalan komisyon, dün ilk toplantısını yapmıştı.

Grev lafzı etmeyen DİSK de görüşme trafiğine katıldı

Dünkü toplantı öncesinde yapılan açıklamalar, gerçekleşen görüşme trafiği oldukça manidardı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’i ziyaret ederek asgari ücrete yapılacak artış konusundaki yaklaşımlarını anlattı. Şimdiye kadar asgari ücret konusunda dişe dokunur bir tutum almayan DİSK de çözümü görüşme trafiklerinde bulduğunu, grev gibi sınıfın gücünü konuşturabileceği araçların lafzını bile etmemeyi çizgileştirdiğini göstermiş oldu.

Atalay yine Erdoğan’ın inayeti ve kendi iş bitiriciliğine bağladı

Daha önce ‘asgari ücrete yasal olarak yılda bir artış yapılır o nedenle 6. ayda zam beklentisi yaymak doğru değildir’ diyen Türk-İş Başkanı Ergün Atalay da aralık sonunda yapılan o zammın artan enflasyon karşısında 3 ayda buharlaştığını söyleyiverdi. AÜTK’nın da kendisinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşmeden sonra toplandığını özellikle vurgulayarak “Asgari ücrette Ocak’ta güzel zam yaptık ama gıdadaki enflasyonla eridi. Sabit gelir, dar gelirli, emekli ve çalışanlar en büyük sıkıntıyı çeken kesimler. Savaş, kovid bitmedi biliyorum. Bizim burada son geçen hafta Cumhurbaşkanını ziyaretinin ardından bu toplantı organize edildi. Temennim oluşan enflasyon çerçevesinde asgari ücretliye nefes aldıracak bir düzenleme yapılmasıdır” dedi. İşi yine görüşmeler trafiği, Erdoğan’ın inayeti ve kendisinin iş bitiriciliğine bağlamış oldu kısaca.

Sendikaların söylemediklerini Bilgin “söyledi”

En ilginç konuşma da Bakan Bilgin’in konuşmasıydı. Türkiye’deki sendikalaşma oranının düşüklüğünün emekçileri asgari ücrete mahkum eden bir rol oynadığından, örgütlenmeyi arttırmak gerektiğinden, sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasından dem vurdu. Sanki onca kuralsızlık, sendika düşmanlığı, işçi kıyımları kendi gözetimleri altında yapılmıyormuş, sendikalaşan hemen her iş yerinde patronlar kıyım sopasını sallamıyor ve kendileri de buna ortak olmuyormuş gibi. Sendikal örgütlülüğün büyütülmesinden anladıkları kendi arka bahçeleri haline gelmiş sendikaları örgütlemek değilmiş gibi. İşin bu yanı bir yana sendikacıların lafını etmedikleri gerçeklerin Bilgin tarafından ifade edilmesi (içerik ve kasıt ne olursa olsun!) oldukça manidardı. Keza sınıfın kavramlarının içeriğini boşaltsa da, riyakarlık koksa da o kavramları sendika ağa ya da bürokratlarının değil, Bilgin tarafından dile getirilmesi gibi bir garabet yaşandı.

Bilgin daha ileri bile gitti. Patronların üretime dayalı kar oranlarının nasıl arttığından ve bu artışın işçiye de yansıtılmasından bahsetti mesela. Türk-İş ağası Atalay daha birkaç ay önce “olur mu öyle şey asgari ücret aralık ayında belirlenir” derken Bilgin’in mealen “karı bölüşün” demesi anlamıyla mevcut sendikal tablonun hangi noktada durduğunun özeti oldu. Elbette Bilgin ve temsil ettiği devletin patronlara ne kadar vergi indirimi yaptığı, teşvikler yağdırdığı gündeme gelmedi!

2 formül üzerinden görüşülüyor

Bu tablo altında komisyonun bugünkü toplantısından bir sonuca varılması bekleniyor. Enflasyonun çoktan 3 haneli olduğu ve izlenen ekonomik-siyasi politikalarla daha da tırmanacağını öngörmenin zor olmadığı bu koşullarda asgari ücretteki artış için iki formül üzerinde durulduğunu Sabah yazdı.

Birinci formül olan prim düzenlemesi öne çıktı. Buna göre kamunun asgari ücret üzerinden aldığı vergilerden vazgeçmesi gibi prim kesintilerinden oluşan bir düzenleme ile net rakamın yukarı çekilmesi söz konusu olacak.

İkinci formül ise yıllık enflasyona tamamlama şeklinde olacak. Yüzde 50,5 oranındaki yılbaşında yapılan artış oranının yıllık enflasyona tamamlanması sağlanacak.

Bu durumda artış yüzde 26 civarında ve net asgari ücret 5.363,53 lira olacak.

DİSK’in asgari ücret yaklaşımı

Şimdiye kadar açıklamalar yapmanın ötesine geçmeyen DİSK AÜTK’nın dün yapılan ilk toplantısına paralel olarak, asgari ücrete ilişkin görüş ve taleplerini sosyal medya hesabından maddeler halinde açıkladı. Şimdiye kadar değil dün yaptı bunu. Grev ya da eylem gibi kavram ve pratiklerse hak getire!

Sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, asgari ücretin tespitinde asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği dikkate alınması gerektiğine vurgu yapılarak, asgari ücret artışında gayri safi yurt içi hasıla esasın alınması gerektiği kaydedildi.

DİSK’İn diğer talepleri şöyle:

– Brüt asgari ücret net olarak ödenmelidir.
Asgari ücretli işçinin SGK prim payı bütçeden karşılanmalıdır. Hükümet 14 yıldır işverenlere 5 puan SGK prim desteği sağlıyor. Bunun bir benzeri de işçi için yapılmalı. İşçilerin SGK pirim payı yüksek enflasyon döneminde bütçeden karşılanmalıdır.

– Yüksek enflasyon döneminde asgari ücretin iki katına kadar bütün ücretler vergiden istisna tutulmalıdır.
Yüksek enflasyon döneminde ücretler bir yandan enflasyonla öte yandan vergi ve kesintilerle azalmaktadır. Asgari ücrete sağlanan vergi istisnası yüksek enflasyon döneminde (enflasyon yüzde 10’un altına ininceye kadar) asgari ücretin iki katına kadar yükseltilmeli. Asgari ücretin iki katına kadar olan ücretlerden geri vergisi alınmamalıdır.

– Asgari ücret sonrası ilk vergi dilimi oranı yüzde 10’a indirilmelidir.
Asgari ücrete sağlanan vergi istisnası yanında, asgari ücret sonrası ilk vergi dilimine uygulanacak tarife oranı da yüzde 10’a düşürülmelidir. Böylece asgari ücrete yakın ücretlerle çalışan işçiler daha az vergi vermiş olurlar.

– Gelir vergisi tarife dilimleri en az asgari ücret artışı kadar artırılmalıdır.
Vergi tarife dilimlerinin, enflasyondan ve asgari ücret artışından az arttırılması nedeniyle ücretliler her yıl daha fazla vergi vermektedir. Vergi tarife dilimleri en az asgari ücret artışı kadar arttırılmalıdır.

-Asgari ücret uluslararası kurallara uygun saptanmalı, İşçinin kendisi ve ailesi birlikte hesaba katılmalıdır.
Türkiye’de asgari ücretin tespitinde uluslararası standartlara uyulmuyor. Asgari ücret tespitinde işçinin ailesi hesaba katılmıyor. Asgari ücret tespitine ilişkin 131 sayılı ILO Sözleşmesi onaylanmalı, Avrupa Sosyal Şartı’na asgari ücretle ilgili konan çekince kaldırılmalıdır.

– Asgari ücret yüksek enflasyon döneminde yılda dört kez belirlenmelidir.
Enflasyon yüzde 10’un altına düşene kadar asgari ücret üç ayda bir (yılda 4 kez) belirlenmelidir. Temmuz’dan sonra Ekim ayında da asgari ücret yeniden belirlenmelidir.

– En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.
2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı yasadan önce asgari ücretten düşük emekli aylığı söz konusu değildi. Günümüzde emekli aylıkları Hazine tarafından karşılanan farla 2.500 TL’ye tamamlanmaktadır. En düşük emekli aylığı alan emeklinin aylığı, asgari ücretin yüzde 42 altındadır. Bu haksızlık giderilmelidir.

– Destekler için işsizlik sigortası fonu kullanılmamalıdır.

Küçük ölçekli işletmeler için ayrı bir asgari ücret kabul edilemez. Küçük ölçekli işletmelere asgari ücret için verilecek desteklerde Bütçe ve Hazine kaynakları kullanılmalı. İşsizlik Sigortası Fonu, asgari ücret destekleri için kullanılmamalıdır.