Eylem Şen Yazıcı
2 Haziran 2020’de yarı uyumlu nakilden tam bir yıl sonra, Öykü Arin ile Antalya’da kaldığımız evin balkonunda resim yapıyorduk. Öykü Arin her zamanki gibi, resimler çizerek bana bir öykü anlatıyordu. Ben de her zamanki gibi heyecanla dinliyor, yarattığı hayali kahramanları inceliyor ve onlarla ilgili sorular soruyordum. Birden gözlerindeki bakış değişti ve farklı bir üslupla anlatmasına devam etti.
Tombul yanaklı bir kedicik varmış. Kedicik canavarla karşılaşmış. Ama tek kelime etmemiş, çığlık atmamış. Endişe etmemiş. Canavarın ağzının içinde kötü kalp varmış. Kötü kalp her şeyi kötüleştiriyor. Kötü kalp taş olmuş. Taştan kalbi kırabilir misin?
-Hayır!
Meğer canavar aslında köpekmiş. Köpekçik çocukken çok hasta olmuş. Hiçbir şey yemeyecek kadar hastaymış o yüzden robota dönüşmüş. Tombul yanaklı kedicik mikroplarla savaşmış ama köpek savaşmamış. O yüzden robota dönüşmüş. Köpekçik onlara (mikroplara) izin vermiş. O yüzden kalbi taş olmuş.
-Hiç taş kalp olur mu?
Konuşmasını bitirdi, durdu ve gözlerime baktı. Tombul yanaklı kedicik öylece bana bakıyordu işte! “Hiç taş kalp olur mu?“ Bana soruyordu.
Hiçbir şey söyleyemedim. İlik savaşı yüzünden açılan kızarmış, kurumuş yara izlerine baktım. Özenle resmedilmiş tablo üzerindeki fırça izleri gibiydiler. Hayat Ağacı’nın dalları sarmıştı onu adeta, yeni bir yaşamı müjdeleyecekti.

…
Aslında en zor kısmı Öykü Arin yaptı, her açıdan ve sürecin her aşamasında. Tedavi sürecindeki zorluklarla baş etme çabasının yanı sıra; yaşadıklarını, hissettiklerini resimle, müzikle oyunla anlattı… Duygularını, düşüncelerini anlatmanın en güzel yollarını bulmak için özen gösterdi. Biz de ona eşlik ettik. Eğer içinden ağlamak geliyorsa sarılsın ağlasın istedik, içine düşen hüznü dışarı atabilsin diye… Eğer olmadık bir şeye bağırıp çağırıp öfkeleniyorsa kızgınlığı, adını koyamadığı başka şeylereydi, biliyorduk… Ama en çok gülsün istedik elbette; en tatlı, en muzip halleriyle, kıkır kıkır, kahkahalarla gülsün… Çünkü gülmek iyileştirir, çünkü gülmek direnç verir, güç verir.
Güldü, ağladı, öfkelendi…Ama hiç pes etmedi.
Tombul yanaklı kediciğimiz, karşılaştığı canavarın ağzındaki kötü kalbin olmasına razı gelmeyen bir çocuk. Bu nedenle onun hikayesinde köpek kendi içindeki robotu bile yendi. Artık canavardan kurtulma partisi yapmanın zamanı geldi. Çünkü hiç taş kalp olmaz ki!
Öykü Arin’in Kitabı: Umudun Öykü’sü, 17-21
Görsel-1: Kitap kapağı
Görsel-2: Öykü Arin’in yaptığı çizimler.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!