ÇGD’den baskı, sansür, iletişim engellerine karşı açıklama



ÇGD deprem sonrasında basına yönelik engellemeler, gazetecilerin gözaltına alınması, sansür politikaları, iletişim engellemeleri hakkında basın açıklaması yaparak, “gerçeklerin ortaya döküldüğü gün mutlaka hesap verecektir” dedi.


Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Maraş depremlerinden sonra, sosyal medyaya hesaplarına getirilen kısıtlama ile basın emekçilerine yönelik gözaltı ve engelleme girişimlerine tepki gösterdi.

Maraş depremlerinin Türkiye tarihinin en büyük depremleri olduğuna işaret edilen açıklamada, depremin üzerinden geçen dört günün ardından ortaya çıkan can kayıpları ile; yaralanmalar, karşı karşıya kalınan durumun, birilerinin ‘kader planı’ ya da dini duyguları sömürme anlayışıyla izah edeceği noktayı çoktan geçtiği vurgulandı.

İnanca dayalı yorumlarla yaşanan gerçeklerin üstünü örtmek, hatta üstlenilen sorumluluğu ortadan kaldırmaya çalışmak acizlik olduğu kadar suçtur” denilen açıklamada, bir deprem kuşağında bulunan ülkede bu gerçeğe rağmen alınmayan önlemlere, deprem sonrasında sergilenen beceriksizlik-hazırlıksızlık ve partizanca yaklaşımların yıkımın sonuçlarını büyüttüğüne vurgu yapıldı.

“Ölüm kusan bu kirli düzenden beslenenlerin, deprem ve benzeri olaylarda alışılageldik tutumlarından biri de basın-yayın organlarının gerçeği halka duyurmasını engellemektir” denilerek devam eden açıklamada basına yönelik baskılar, halkın haber hakkının gaspı anlamına gelen tutumlara dair şunlar ifade edildi:

Depremde; arama-kurtarma ve yaralıların, başta sağlık hizmetleri olmak üzere barınma ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanmasından sonra gelen en önemli konu, tartışmasız biçimde, iletişimin kesintisiz sağlanması ve haber akışının gerçeklerin bilgisine dayalı paylaşılmasıdır. Ancak yaşadıklarımız, bizzat bu sorumluluğu taşıyanların, gerçekleri gizledikleri yönündedir. Aralarında göçük altında kalmış insanların da olduğu sesini duyurmak isteyen milyonların, günümüzde ilk akla gelen iletişim yollarından sosyal medyayı kullanımları kısıtlamalarla engellenmiş; sorunları ve yetersizlikleri dile getiren vatandaşların ekranlardaki feryatları, mikrofonun sesi kısılarak susturulmuş; gerçeklerin sözcüsü olmak isteyen gazeteciler tehdit edilmiştir.

Deprem öncesi ve sonrası ‘işini yapmayanlar’; işini yapan gazetecileri, basın kuruluşlarını, sesini duyurmak isteyen vatandaşları susturmak için gayet iyi organize olmuş durumdadır. Bu organizasyona, adına gazeteci demekten ar duyduğumuz ekran yüzleri ile sahadaki bazı muhabirlerin dünden hazır tutum ve yorumları ise, bile isteye suça ortaklıktır.

6 Şubat Maraş Depremi bir suç zinciridir ve iletişimi kısıtlayarak, fiili sansür uygulayarak, gerçekleri aktarma sorumluluğuyla hareket eden meslektaşlarımızı tehdit ederek devam eden bu suç zincirinin halkaları, toprağın altına giren binlerin, yaralarıyla yaşamak zorunda kalan milyonların ve kirli düzenin mağduru bütün bir halkın karşısında, gerçeklerin ortaya döküldüğü gün mutlaka hesap verecektir.