AFAD gönüllülerinin basına da yansıyan açıklamaları karşımızda sadece beceriksizlik ya da koordinasyon sorunu değil, safi kötülük olduğunu gösteriyor. Sağlıkçılar, doktorlar, uluslararası heyetler hatta kurtarma çalışmasına diye gönderilen askerlerin bile saatlerce havalimanlarında, çeşitli merkezlerde bekletilmesi, halk soğukta-yağmurda öyle çaresizce beklerken gelen malzemelerin dağıtımının bile yapılmaması, enkaz altında kalan insanların adeta ölmeye terkedilmesi sadece kötülükle-düşmanlıkla açıklanabilir.
Günlerdir mültecilerle ilgili kışkırtıcı açıklama ve pratiklerle manipüle ediliyor emekçiler. Ya malzeme, insan varken kılını kıpırdatmayan, gönüllülerin çalışmasını engelleyen bu kafaya ne diyeceğiz! Yağmacı olduklarını iddia ettikleri gariban mültecileri “vatan haini” diye dövüp kameralara kaydetmelerindeki niyet ve yaklaşım neyse, bu pratik de aynı kaynaktan besleniyor. Birinde çarpık politikalarla halkı ölüme sürükleyen, enkaz altında da ölmelerini bekleyerek düşmanlık kusuyor, diğeri de sağ kalanlar bu gerçekleri görmesin, ırkçı-şoven histeriyle zehirlensin diye sistematik bir çalışma yürütüyor. Her ikisi de halkı öldürmeye kasteden yaklaşımlardır.
Bir AFAD gönüllüsünün İYİP İzmir Milletvekili Aytun Çıray’a yazdığı mesaj, söz konusu olanın beceriksizlik değil, düşmanlık ve saf kötülük olduğunu açıkça gösteriyor:
Gönüllünün yolladığı mesajlar şöyle:
*AFAD Destek gönüllüsüyüm. AFAD tarafından arama ve kurtarma eğitimi alan gönüllüleriz.
*Kısa mesaj ile çağırıldık ve depremin olduğu gün Antalya’dan dört otobüs yola çıktık. Sabaha karşı saat 05:54’te Hatay İl Afet Acil Yardım Müdürlüğü merkezine ulaştık.
*Bize araçları terk etmemizi ve beklememizi söylediler. Diğer gönüllü taşıyan otobüslerde oradaydı. Neden göreve gitmediklerini sorduk. Gece saat 12:00’dan beri beklediklerini ve bekleyin dendiğini söylediler. Bize de beklememizi söylediler.
*Saat 8:42’te ısrarlarımız sonucunda bize AFAD’ın personelinin malzemelerinin gelmediği ve onlar enkaz alanına gitmediği için bizim de gidemeyeceğimiz söylendi. Yine beklenmemiz istendi.
*Saat 9:20 civarı biz artık beklemek istemediğimizi söyledik.
Göreve gitmek istediğimizi söylediğimizde gerginlik oldu. Gerginliğin büyümemesi için normal AFAD gönüllüleri ile destek gönüllüleri ayrılsınlar dediler. Biz destek gönüllerini de bir enkaz var oraya gönderelim diyerek otobüse bindirdiler.
*Saat 9:24’te Hatay’da bir enkaza götürüldük. Bu enkaza giderken yol kenarında pek çok iş makinası, kepçe vs zaten park etmişlerdi. Ancak çalışmıyorlardı.
*Biz alana vardığımızda bir AFAD personeli ve hangi belediye olduğunu bilmediğim belediyeden iki kişi dört katlı olan ancak alttaki iki katı çökmüş bir binada çalışmaya başlamışlardı. Alanın çevresinde pek çok hasar görmüş bina da vardı.
*Bize alanı çember haline almamızı ve ekiplere kolaylık sağlamamızı söylediler. Çemberi sağladık. Sorularımız sonucu binada enkazda altı kişi olduğu ancak ikisinden ses alınamadığı, iki çocuk ve iki kadından ses alındığı söylendi.
*Bizden birkaç dakika sonra ATV muhabiri ve kameraman geldi; ara ara yayın yapmaya başladılar.
*Biz orada bir otobüs insandık ancak tek yaptığımız beklemekti ve dedik ki ‘Gidelim diğer enkazlara izin verin belki bir şeyler yapabiliriz.’ Yine ‘Bekleyin’ dendi.
*Saat 13:40 civarı ilk çocuk çıkarıldı, 13:54’te hala çıkarıldı, 14:44’te ikinci çocuk ve sonrasında da en son 14:51’de enkazdaki son kişi olan anne çıkarıldı. A haber sürekli çekim yaptı son ana kadar.
*15:00’te otobüse geri binmemiz istendi. ‘Biz diğer enkazlara gitmeyecek miyiz‘ diye sorduk; merkeze gideceğimiz söylendi.
*Geri dönerken sabah gördüğümüz bir sürü iş makinaları yine oldukları yerde duruyorlar.
*Saat 17:30’a kadar yeni görev verilmedi merkezde. AFAD binasının arkasındaki depolarda çadır, su ve battaniye vardı. Biz ‘İzin verin onları dolduralım otobüslere depremzedelere dağıtalım’ dedik. ‘Bekleyelim’ dendi.
‘Romanya’dan gelen ekip beş saat boşuna bekledi’
*Bahçede yine beklemeye devam ederken Romanya’dan gelen ekibin bizi sahaya götürün dediklerinde Hatay Expo’ya götürülüp bırakıldıkları söylendi. Expo’da insan olmayacağını söylememe gerek yok. Çünkü Fuar yok. Adamlar 5 saat boşuna beklemişler orada ve kızgındılar.
*Biz ısrarla neden ‘Antakya merkeze gitmiyoruz; dedikçe bekleyeceğiz arkadaşlar’ dendi. Biz beklerken iş makinalarının şoförleri de geldiler ve görev verilmesini istediler ancak onlara da görev verilmedi hatta tartışanlar oldu.
*Çadır kent kuruyormuş asker stadyumda yardım edelim dedik. Bekleyin dediler. Kendi imkanlarıyla yakında yaşayan ve AFAD merkezine gelen halka çadırları verip göndermeye başlamışlardı. Çünkü gelen halkta isyan ediyordu artık.
*Bazı vatandaşlar çadırlarını kuramıyorlardı yolun diğer tarafında görme mesafesindelerdi. Bazı arkadaşlarımız kendileri sormadan oraya yardıma gittiler. Saat 19:40 civarında bize görev verilip verilmeyeceğini tekrar sorduğumuzda bilmediklerini ve beklememizi söylediler.
*’Bizi Antakya merkeze bırakın, dönün siz. Bir çalışalım’ dedik onu da kabul etmediler. TIR’lar gelmeye başladı ve AFAD’ın arka bahçesine almaya başladılar. Biz ‘TIR’ları indirmeye yardım edelim mi‘ diye sorduk, ‘Bekleyin‘ dediler.
*Beklemek zaten gergin olan bizi iyice gerdi. Biz iş yapmadığımızı ve yapıp yapmayacağımızın da belli olmadığını geri dönmek istediğimizi söyledik. Kaç kişi dönmek istiyor diye sorular. 45 kişi dönmek istediğimizi söyledik. Saat 22:00’de bir otobüs ile yola çıktık.
*Daha sonra afet alanındaki başka illerdeki AFAD dostlarımızdan öğrendiğimiz benzer şeyleri yaşadıklarıydı. Hatta İstanbul’dan gelen Afat Destek gönüllülerinin 150 tanesinin de geri döndüklerini söylediler.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!