Poyraz Soysal
“Darağacı darağacı
Yıkar seni halkın gücü
İçimizde öfke acı
Deniz Yusuf Hüseyin’im”
“Topraktan öğrenip kitapsız bilenler” severler isyanın rüzgârına silah çatanları. Onların değerini kentlerin uç mahallelerinde yaşayan, bütün ömürlerini makine başlarında, masa başlarında tüketen kentli yığınlar da bilir. Hem de ne bilmek… Dünyayı yaratan elleriyle yeni bir dünya kurmanın bilincidir o. Artık İnce Memed’ler bir sınıftır ve kolektif bir güçtür isyan ve grev ateşlerini yakan.
Deniz’lerin mücadele sahnesine çıktığı süreç de tam da böyle bir süreçtir. Dünyada öğrenci ve emekçi hareketin geliştiği, barikat savaşlarının, toprak işgallerinin, kampüs kavgalarının yaşandığı ve en önemlisi de dünyayı değiştirme idealinin oldukça canlı olduğu bir dönem. Öyle ki, bireysel koşulları oldukça iyi bir akademisyen olan Ulrike Meinhof, anlık bir kararla RAF savaşçıları ile birlikte camdan atlayıp RAF içerisindeki mücadelesini bir şehir gerillası olarak sürdürüyor.
’71 devrimci kopuşunu yaratan hareketler içerisindeki devrimcilerin büyük bir kısmı da, bu düzen içerisinde en iyi yerlere gelebilecek öğrencilerdi. Belki de bu kadar halklaşabilmelerinin, arkalarından türküler yakılmasının en büyük nedenlerinden birisi budur. Parlamenter siyaset yolunu seçmek isteselerdi zaten TİP içerisinde yer almıştı bir çoğu.
Onlar yeni bir dünya yaratmanın, devrimin yolunu seçtiler. Hiçbir şekilde eğip bükülmeye fırsat vermeyecek şekilde, darağacında “Yaşasın Marksizm–Leninizmin yüce ideolojisi, yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi!” diye imzalarını attılar. Onların bu tavizsiz tutumu “Deniz mahkemeye düşmüş avukatı ben olaydım” dedirtti emekçi halklarımıza. Tam da bu nedenden Deniz’lerin yapay saksılarda yetişmeyeceğini anlatmak, önemli bir görev olarak duruyor karşımızda.
Bugün burjuvazinin simgesel olarak istismar ettiği bizim Deniz’imiz değil. Gerçek Deniz kendisini pratiğiyle ortaya koymuştur. Geriye çok fazla yazılı döküman bırakmaması onun da tıpkı Che gibi istismar edilmesine yol açıyor. Lenin yoldaş Devlet ve Devrim’de böylesi durumlara dair çok güzel bir tespitte bulunuyor: “Tarihte devrimci düşünürlerin öğretileriyle kurtuluşları için savaşım veren ezilen sınıflar önderlerin öğretilerinin başına birçok kez gelen şey, bugün de Marx öğretisinin başına geliyor. Egemen sınıflar sağlıklarında büyük devrimcileri ardı arkası gelmez kıyıcılıklarla ödüllendirirler. Öğretilerini en vahşi düşmanlık, en koyu kin, en taşkın yalan ve kara çalma kampanyalarıyla karşılarlar. Ölümlerinden sonra büyük devrimcileri zararsız ikonlar haline getirmeye -söz uygun düşerse-, azizleştirmeye, ezilen sınıfları teselli etmek ve onları aldatmak için adlarını bir hale ile süslemeye çalışırlar…” Deniz’lerin başına gelen bugün tam da bu.
Kemalistlerin Deniz’i var, parlamento sevdalılarının Deniz’i var, burjuva hümanistlerin Deniz’i var. Var da var!.. Olsun varsın. O fidan kendi toprağında yetişir. 6 Mayıs’ı 14 Mayıs’a bağlamaya çalışanlara, dallarından hınzır bir gülümseme atar. Mahir ve İbo’ya şiddet kullanımı üzerinden kendisini örnek göstermeye çalışanlara
“İşte tarih
İşte şiddetin iğrenç yüzü
Biz başlatmamışız hiçbir savaşı
Bizimle başlamış bütün savaşlar”
dizelerini ve Engels’in burjuvazinin kavga davetini kabul ediş cümlelerini hatırlatır. Bunun için o ağacın altında ozanlar
“Bu acıyı insan olanlar bilir
Ağla gönlüm ağla durmadan ağla
Bugün ’72 Altı Mayıs’tır” diye ağıt yakar.
15-16 Haziran’ın, grevlerin, toprak işgallerinin can suyundan aldı bu ağaç gıdasını. Belki yol gösterecek güçlü bir komünist partisi olsaydı önlerinde, bu muhteşem potansiyel daha güçlü değerlendirilebilirdi. TKP’nin ’73 Atılımı diye adlandırdığı, Türkiye’de tekrar aktif mücadeleye başlama süreci 1973 yılına denk geldiğine göre, onlar eski kuşak komünistleri dolaylı olarak etkilemiş oluyor. “Yoldaşlar eyy!.. gerek yok fazla söze”
Deniz’ler de tıpkı 15’ler gibi komünistçe öldü ve özgür yarınlarda kök saldıkları topraklarda dallarını onurla savuracaklar.
Emekçilerin sömürü, yıkım ve yağmaya karşı mücadelesiyle Denizlerin devrime inancı birleştiğinde kazanacağız!..
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!