Barış Akademisyenleri’nin Mücadelesi Sürüyor*



Ellerinden alınan hakları için 7 yıldır mücadele eden akademisyenler, işe iade edilseler bile bu kez de üniversite yönetimlerine karşı aynı mücadeleyi vermek zorunda bırakılıyorlar


Çiçek Özgen

İmzaladıkları bildiri nedeniyle ihraç edilen ve kamuoyunda “Barış Akademisyenleri” olarak bilinen akademisyenler için işe iade kararları verildiği zaman zaman basına yansıyor. Henüz sınırlı sayıda akademisyeni kapsayan bu kararlar, işe iadesi onaylanan akademisyen için yargılama sürecinin sonuçlanıp nihayete ermesinden çok önlerine çıkarılan yeni engellemelerle aynı süreçlerin yeniden başlatıldığı, benzer mücadelelerin yeniden verilmesi gerektiği bir sürece evriltilerek cezalandırma mantığı sürdürülüyor.

Ne olmuştu?

Suruç ve Ankara Gar Katliamı’nın yaşandığı ve Kürt illerinde ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla bilikte devlet şiddetinin arttığı bir dönemde akademisyenler yaşanan sivil ölümlere ve devlet şiddetine karşı tepki gösterdi. “Bu suça ortak olmayacağız” kampanyası başlatarak sivil ölümlerin durdurulması ve barışın sağlanması talebiyle bir bildiri yayımlayan akademisyenlerin devletin hedefi haline gelmesi ise gecikmedi. O dönem Erdoğan’ın “Aydın müsveddeleri!” sözleriyle aşağılamaya çalıştığı ve “YÖK gereğini yapacaktır” sözleriyle direktif verdiği akademisyenlere karşı ihraç davaları açılmaya başladı.

Darbe girişiminin ardından 20 Temmuz 2016’da ilan edilen ve 2 yıl süren Olağanüstü Hâl (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) barış bildirisi imzacısı 406 barış akademisyeni kamu görevlerinden ihraç edildi. Bazı akademisyenler hakkında hapis cezaları verildi.

Devlet eliyle linç kampanyaları

Akademisyenler sadece meslekten ihraç edilmekle kalmadı, yürütülen linç kampanyalarıyla sosyal yaşamdan da ihraç edilmeye çalışıldılar. Sosyal güvenceleri iptal edilen, pasaportlarına el konulan akademisyenlere karşı basın ve sosyal medya aracılığıyla yoketme/sosyal ölüm kampanyası sürdürüldü. Bunun sonucunda akademisyenler arasında intiharlar görülmeye başlandı. Bildiriye imza attığı için hedef gösterilen Çukurova Üniversitesi’nde akademisyen Dr. Mehmet Fatih Traş intihar etti. Bu olay, linç kampanyasının boyutunu da göstermiş oluyor.

İşe iade kararları verilmesine rağmen…

Uzun süren yargılama sonunda Anayasa Mahkemesinin “ifade özgürlüğü” kararına rağmen OHAL komisyonunun göreve iade etmediği akademisyenlerin bir kısmı için idari mahkemelerde işe iade kararları çıkmaya başladı. Henüz tamamı sonuçlanmayan ve ağır işleyen bu süreçte, işe iade kararı verilen akademisyenlerin karşısına da bu sefer üniversite yöneyimleri çıkıyor. Üniversite yönetimleri verilen işe iade kararına karşı hemen iptal davaları açıyor. Bu da akademisyenlerin işe başlatılmasını engelleyerek sürecin uzamasına, yeni bir mahkeme sürecinin devreye girmesine neden oluyor. Yani ellerinden alınan hakları için 7 yıldır mücadele eden akademisyenler, bu kez de üniversite yönetimlerine karşı aynı mücadeleyi vermek zorunda bırakılıyorlar. Bu aslında bitmeyen bir cezalandırma çarkının döndürülmeye çalışıldığını gösteriyor

Dayanışmayla geçen 7 yıl..

Yıllarca emek verdikleri mesleklerinden men edilen akademisyenler, kurdukları dayanışma akademileri vasıtasıyla, akademiden kopmadan bu süreci geçirmeye çalışıyorlar. Yıllardır sürdürdükleri dayanışma sayesinde hem öğrencileri hem de toplumun farklı kesimleriyle ile farklı platformlarda bir araya gelerek, seminerlerine ve paylaşımlarına devam ediyorlar. Böylece hem mesleki anlamda kendilerini var edebiliyor hem de baskı ve yok etme politikalarına karşı ayakta kalabiliyorlar. Bir yandan da hukuki mücadelelerini sürdürüyorlar.

Barış Akademisyenlerinden geri adım yok

Tüm baskı ve linç kampanyalarına rağmen imzaladıkları bildirinin arkasında duran ve bu zorlu süreci  dayanışmayla göğüsleyen akademisyenler, tüm imzacılar için işe iade kararlarının verilmesini ve üniversite yönetimlerinin düşmanca tutumlarından vazgeçerek işe iade edilen hocalarının derhal işe başlatılmalarını istiyor. Bu konuda mücadele etmeye ve direnmeye kararlı olduklarını ifade ediyorlar.

(*) Barış Akademisyenleri bu imzadan önce var olan bir grup ve imzaya önayak oldular. Ancak imzacıların hepsi -Barış Akademisyeni olarak- bu grubun içinde değiller. Bilinirlik anlamında Barış Akademisyeni de Barış İmzacısı da kullanılıyor.