İSİG Meclisi: Ocak ayında en az 158 işçi çalışırken öldü!



İSİG Meclisi: MESEM’li çocuk işçiler, Akkuyu’da menenjit salgını, şantiyelerde yangınlar… Ocak ayında en az 158 işçi hayatını kaybetti


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, yüzde 65’ini ulusal basından, yüzde 35’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından derlenen bilgilere dayanarak hazırladığı Ocak ayıiş cinayetleri raporunu açıkladı. Rapora göre ocak ayında en az 158, her gün “en az” 5 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Rapora göre ocak ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:

İnşaat, Yol işkolunda 45 işçi; Taşımacılık işkolunda 22 işçi; Tarım, Orman işkolunda 16 emekçi (10 işçi ve 6 çiftçi); Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 11 işçi; Metal işkolunda 9 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 9 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 9 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 6 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 5 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 5 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 4 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 2 işçi; Enerji işkolunda 2 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 5 işçi hayatını kaybetti…

En çok ölümün inşaat işkolunda olduğu, deprem kentlerindeki inşaatların başlamasıyla şantiyelerdeki ölüm oranının arttığı, bu ayda sözkonusu TOKİ inşaatlarında en az 6 işçinin hayatını kaybettiği, Türk inşaat şirketlerinin yurtdışında yaptıkları işlerde 4 işçinin çalışırken öldüğü, kaydedilen raporda şoförler, motokuryeler, gemi işçilerinin çalışma koşulları ve iş cinayetlerindeki yükselişe yer verildi:

• Şoförlerin ölümü ise trafik kazası olarak görülüyor. Oysa yoğun aşırı-fazla-yoğun çalıştırma, araçların bakımının yetersizliği ve yol sorunları birçok şoförün (tır, kamyon, servis minibüsü, taksi vd.) ölümüne yol açıyor.

• Ocak ayında en az 5 moto kurye arkadaşımızı çalışma koşulları nedeniyle kaybettik. Gerek sektördeki örgütlenme faaliyetleri gerek “Moto Kurye Haber-Yorum” gibi çalışmalar da bu ölümlerin daha fazla gündem olmasını sağlıyor.

• Gemi işçisi beş arkadaşımızı kaybettik. Moto kuryeler gibi aynı şekilde gerek sendikal hareketin mücadelesi gerek “Deniz İşçileri Platformu” gibi ağların çalışmaları deniz işçilerinin hak mücadelesini ve ölümlerini de görünür kılıyor.

Sektörel açıdan iş cinayetleri:

• Ocak ayında 59 sanayi sektörü işçisi, 45 inşaat sektörü işçisi, 38 hizmet sektörü işçisi ve 16 tarım sektörü işçisi hayatını kaybetti.

Kentlere göre iş cinayetleri:

Ocak ayında 42 şehirde ve yurtdışında 7 ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti tespit etmiş durumdayız:

24 ölüm İstanbul’da; 17 ölüm İzmir’de; 11 ölüm Şanlıurfa’da; 10 ölüm Gaziantep’te; 8 ölüm Konya’da; 7 ölüm Mersin’de; 4’er ölüm Balıkesir, Bursa, Diyarbakır, Hatay, Kocaeli ve Tekirdağ’da; 3’er ölüm Adana, Afyon, Kahramanmaraş, Kayseri, Manisa, Mardin ve Sakarya’da; 2’şer ölüm Aksaray, Bartın, Bolu, Denizli, Elazığ ve Sinop’ta; 1’er ölüm Ağrı, Amasya, Ankara, Çorum, Eskişehir, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kütahya, Malatya, Muğla, Niğde, Osmaniye, Rize, Sivas, Uşak, Azerbaycan, Bulgaristan, Gana, Rusya, Senegal, Sırbistan ve Yunanistan’da meydana geldi…

• Raporlarımızda toplu bir iş cinayeti olmadığı sürece en çok ölümün olduğu şehir İstanbul oluyor. Gerek nüfus yoğunluğu gerek sanayi ve hizmet sektörünün merkezi olması ve güvencesiz çalıştırmanın bir sonucu bu.

• İzmir ise ölümlerde her ay ilk sıralarda. Sanayi, hizmet sektörü ve ek olarak Aliağa bölgesi ve yine tarımsal üretimin yoğunluğu göze çarpıyor.

• Şanlıurfa ve Gaziantep havzası ise emek yoğun üretime dayalı olması; tarım, inşaat, tekstil, metal sanayinin ağırlığı ve çocuk, kadın, göçmen gibi korunmasız emeğin ucuz işgücü olarak çalıştırılması sonucu ölümlerin yoğunlaştığı bir havza.

Ocak ayında yaş gruplarına göre iş cinayetleri:

Bu ayda14 yaş ve altı 3 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 4 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 32 işçi, 30-49 yaş arası 62 işçi, 50-64 yaş arası 43 işçi, 65 yaş ve üstü 5 işçi, yaşını bilmediğimiz 9 işçi hayatını kaybetti…

• Ocak ayında ilk dikkat çekilmesi gereken husus 18 yaş altında 7 çocuk işçinin hayatını kaybetmesidir. İkinci husus ise 18-29 yaş aralığında 32 işçiyi kaybetmemizdir. Yani bu ay her dört iş cinayetinin birisinde genç ya da çocuk işçiler hayatlarını kaybetti.

• Bir yandan emekli olamama, EYT ve emeklilikte adalet tartışmaları yapılırken diğer yandan 50 yaş ve üzeri yaş grubunda iş cinayetlerinde ölenlerin oranı neredeyse üçte bir düzeyindedir. Bu yaş grubu emeklilik hakkını alabilse de çalışmaya devam etmekte ve bu güvencesizlik kıskacı altında olmaktadır.

• Çocuk işçi ölümleri her ay farklı işkollarında meydana gelmektedir. Ocak ayında; 17 yaşında olan iki işçi Muhammed Şahin ve Türkmenistanlı Vefa’yı (soyadını öğrenemedik) metal işyerinin sahasında kaldıkları konteynerde çıkan yangında; 12 yaşındaki Miraz Terazi ve 14 yaşındaki Faruk Alkan’ı okulların tatil olmasıyla birlikte iş öğrenmek için aileleriyle birlikte çıktıkları uzun yol tır yolculuğunda; 15 yaşındaki Erol Can Yavuz ve 14 yaşındaki Arda Tonbul’u MESEM kapsamında çalıştıkları ağaç ve metal fabrikalarında; 17 yaşındaki Mehmet Ali Nar’ı ise moto kuryelik yaparken kaybettik.

• MESEM’i ise bu kadar ön plana çıkaran çocuk işçiliğini mesleki eğitim adıyla pazarlayarak “bir gün okulda dört gün işyerinde” diyerek “öğrenci” adıyla kitleselleştirmesi, eğitim ile sanayiyi içiçe geçirmesi (her işkoluna dönük MESEM faaliyetleri ve OSB’lerin içine taşınan meslek liseleri) ve böylece çocukların devlet eliyle ucuz işgücü olarak işgücü pazarına fırlatılmasıdır. Bu durum özellikle mevsimlik tarımda sıkça meydana gelen çocuk işçi ölümlerini şehir içine taşımakta ve görünür kılmaktadır. MESEM’li çocuklar 81 şehirde 922 ilçededir, her ailenin bir üyesidir ya da tanıdığımız bir çocuktur.

Ocak ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı:

Ezilme, Göçük nedeniyle 28 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 27 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 25 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 23 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 11 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 9 işçi; İntihar nedeniyle 9 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 7 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 4 işçi; Şiddet nedeniyle 3 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi, Covid-19 nedeniyle 1 işçi; diğer nedenlerden dolayı 10 işçi hayatını kaybetti…

Menenjit nedeniyle ve yangınlarda ölüm!

Ocak ayında iş cinayetleri nedenlerinden 2 hususa dikkat çekilen raporda, “Birincisi, menenjit nedenli işçi ölümleri. İkincisi, işyerlerinde, şantiyelerde ve barınma alanlarında meydana gelen yangınlar…” denilerek bu iki başlıkta şunlar söylendi:

Akkuyu Nükleer Santral İnşaatında menenjit nedenli işçi ölümleri

• 11 Ocak’ta, 22 yaşındaki işçi Muhittin Oral menenjit tanısıyla tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Muhittin, Şırnak Güçlükonak Şıkeftêspî Köyü’nden çalışmaya gelmişti.

• 14 Ocak’ta, hastanede tedavi gören 26 yaşındaki işçi Mustafa Avşar hayatını kaybetti. Mustafa, 2 yaşında bir kız çocuk babasıydı, 20 gün sonra da bir evladı olacaktı. Çalışmak için Şanlıurfa Harran’dan gelmişti. Mustafa’nın ölümü için ailesine kandaki enfeksiyon dendi. Ancak ailesi Mustafa’nın birkaç hafta “menenjit” tedavisi olduğunu, tam iyileşmeden işe başlatıldığını, yeniden rahatsızlanması sonucu şantiye revirinden hastaneye kaldırıldığını ve sekiz günlük yoğun bakım servisi süreci sonrası hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bu ölümler üzerine Akkuyu Nükleer A.Ş. yaptığı yazılı bir açıklamada “Sosyal medyadaki iddialar üzerine açıklama yapma gereği görüldüğünü, tüm önlemlerin alındığını ve denetimlerin yapıldığını” belirtti. Ancak daha evvelki açıklamalarımızda da değindiğimiz üzere Akkuyu’da sayısı belirsiz iş cinayeti ve hak ihlali yaşanmaktadır. Son ölümlerde de durum bellidir. Önlemler alınmamış, menenjit salgını yaşanmış ve en az iki işçi hayatını kaybetmiştir.

Rapor menenjit hastalığına dair bilgilerle devam etti ve önlemler bahsinde hijyen, aşılama, izolasyon gibi önlemlere işaret edildi.

İşçilerin barınma koşulları sadece hijyenden değil, güvenlikten de yoksun

İnsanca barınma hakkının işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinin bir parçası olduğu vurgulanan rapor, 11 Mart 2012’de Esenyurt Marmara Park AVM inşaatında çadırda çıkan yangında 11, Ümraniye’deki konteynerde de 4 işçinin çıkan yangınlarda hayatlarını kaybettikleri hatırlatılarak şöyle devam etti:

• 15 Ocak’ta 23 yaşındaki Murat Çolak, 17 yaşındaki Muhammed Şahin ve 17 yaşındaki Türkmenistanlı Vefa isimli işçiler, İstanbul Sultanbeyli’de çalıştıkları çelik yapı malzemeleri üreten Tube Çelik Yapı Sanayi sahasında kaldıkları konteynerde soba kaynaklı çıkan yangında;

• 6 Ocak’ta 40 yaşındaki işçi Serkan Yılmaz, İstanbul Çekmeköy’de çalıştığı metal işyerinde soba kaynaklı çıkan yangında;

• 31 Ocak’ta 31 yaşındaki işçi Mehmet Arslan, Gaziantep Şahinbey’de inşaat şantiyesinde kaldığı konteynerde elektrikli ısıtıcıdan çıkan yangında;

• 24 Ocak’ta 50 yaşındaki işçi Mehmet Sadık Beder, Kocaeli Körfez’de İlimtepe TOKİ konutları inşaatında kaldığı barakada çıkan yangında; hayatlarını kaybettiler…

İşçilerin barınma alanlarına ilişkin mevzuat ve tüzükler hatırlatılarak devam eden raporda özetle şunlar belirtildi:

İşçilerin barınma sorunu vardır acilen çözülmelidir.
İşçilere barınma yeri dahi sağlanmamakta, onbinlerce işçi işyerinde yatıp kalkmaktadır.
İşyerlerinin çoğu ruhsatsızdır, kaçaktır, Davutpaşa katliamı bunun en önemli örneklerinden birisidir.
İşyerleri acil durumlara hazır değildir.
İşyerleri yangına hazır değildir.
İşyerleri ısıtılmamakta, işçiler donmamak için yanarak ölmektedir!
İşyerlerinin elektrik tesisatı bırakın elektrikli ısıtıcıları, normal kullanımda bile sorun yaratacak kadar ilkel ve yetersizdir.
Mevzuatta yazan hiçbir maddeye uyulmamaktadır.

Rapor, 2024 yılının Ocak ayında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden 158 işçinin isimleriyle sonlandı.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz