Türkiye işçi sınıfının tarihine “2. yalınayaklar yürüyüşü”* olarak geçecek Fernas işçilerinin Ankara yürüyüşü dün önce Polatlı’da ablukaya alınarak durduruldu. Barikatı açtıran işçiler daha sonra Meclis’i zorlamak için eylemlerini sürdürdüler.
38 gündür direnen, 8 gündür de Ankara’ya doğru kararlı bir yürüyüşle yollarda olan Fernas işçilerinin önü Ankara Girişinde Eskişehir Yolu üzerinde Turkuaz’da emniyet tarafından kesildi.
Kurtuluş Parkı’nda Fernas işçileriyle buluşup meclise birlikte yürümek için bekleyen Ankara Emek Demokrasi Güçleri Fernas işçilerinin önlerinin kesildiği noktaya ulaştıklarında işçiler tarafından büyük bir coşku ile karşılandı. İşçiler dayanışmaya gelenlere yürekten sarıldılar.
Fernas işçileri meclise gitmek için yola çıkarken Bağımsız Maden-iş Sendikası örgütlenme uzmanı Başaran Aksu yaptığı kısa açıklamada şunları söyledi:
“Ya sendikaya üye olma hakkını anayasadan kaldırsınlar ve holding patronları için yasa yaparak işçilere emekçilere bütün halka siz kölesiniz desinler biz de işçilerde şunu bilsin hiçbir şeye hakkımız yok. Tek hakkımız kölece çalışmak ve kölece çalışırken ölmek! Yani ya bunun yasasını yapsınlar ya da Fernas patronu AKP Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’yla görüşelim. Taleplerimizi yerine getirsinler, haklarımızı versinler. 8 gündür yalınayak yollardayız madencilerin ne yaşadıklarının temsilidir bu yürüyüşümüz!”
Meclis’e çıplak ayakla girmek yasakmış!
Meclise gittiklerinde, ayaklarının çıplak olması nedeniyle Fernas işçilerin hepsinin meclise giremeyecekleri söylendi. Görüşme heyet girebilsin diye diğer işçiler Meclis kapısında beklediler. Görüşmeci heyet içinde olan işçiler mecliste görüşmeler yaparken diğer işçiler mecliste vekillerle basın açıklaması yaptıktan sonra Kurtuluş Parkı’na geçtiler.
Burada konuştuğumuz işçiler Fernas patronunun tam da sınıfsal bir tutum ile taleplerini kabul etmemek için direndiğini belirtirken şunları söylediler:
“Biz Fernas işçileri patron ile görüşmeyi başarır ve kazanım elde edersek bunun hem Soma maden işçileri hem de işçi sınıfının diğer bölükleri için çok derin bir anlamı olacak. Çünkü bu sefer patronumuz, üç temel hakkımızı talep ettiğimiz kişi hem AKP’li bir vekil hem de Soma havzasında işçileri en kötü koşullarda çalıştıran maden şirketinin patronu. O nedenle bizim zaten kaybedecek bir şeyimiz kalmadı. Ya haklarımızı alacağız ya da yerin altında bize reva gördükleri gibi ölüme karşı da mücadeleyi sürdüreceğiz!”
(*) Çorum Belediye Başkanı Kemal Demirer tarafından 1966 yılında işten atılan 54 işçinin Çorum’dan başlattığı ve 32 gün süren 260 kilometrelik Çorum Ankara yürüyüşü sonunda işçiler önce Anıtkabir’i, daha sonra dönemin başbakanı Süleyman Demirel’i ziyaret ettiler. Demirel’i yerinde bulamayan işçiler, taleplerini içeren ve yanlarında taşıdıkları karton afişleri Demirel’in kapısına bıraktılar.
Bu arada Danıştay, Genel-İş Sendikası’nın başvurusu üzerine 5 Ağustos 1966’da Çorum Belediyesi’nin işten çıkardığı işçiler için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak Çorum Belediye Başkanı Kemal Demirer bu kararı uygulamamakta direndi. Ankara’da adalet bulamayan işçiler, seslerini duyurmak için önce İstanbul’a, oradan da İzmir’e yürüme kararı aldıklarını açıkladılar.
27 Temmuz 1966 tarihinde Çorum’dan başlattığı yürüyüş, 32 gün sürdü ve 31 Ağustos 1966 tarihinde Taksim Atatürk Anıtı’nda sona erdi. Eylül ayı ortasında Çorum Belediyesi işçilerin işe geri dönmelerini kabul etti ve 750 kilometrelik Türkiye tarihinin en uzun işçi yürüyüşlerinden biri zaferle sonuçlandı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!