Esad Rejimi Düştü, Sırada İran Var…



Suriye’de HTŞ liderliğindeki cihatçı çeteler Şam’ı ele geçirdi, Esad rejimi 12 günde tereyağından kıl çeker gibi düştü. ABD-İsrail ve Türkiye’nin dahliyle hayata geçirilen planın ardının İran’la gelmesi sürpriz olmayacaktır!


El Kaide uzantılı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) diğer adıyla El Nusra liderliğindeki cihatçı çeteler (IŞİD, Türkiye denetimindeki Suriye Milli Ordusu) 12 günde Suriye rejimini devirdi. 12 gün boyunca yer yer çatışmalar yaşansa da önleri açık şekilde ilerlediler. Halep, Hama ve Humus’un ardından bu sabaha karşı başkent Şam’da da kontrolü ele geçirdi.

Dağılmış Suriye Ordusu Lübnan Hizbullah’ı ve İran’ın Şii milislerinin yokluğu, Rusya’dan beklenen tutumun alınmaması hatta “boşaltamaz, boşaltırsa Akdeniz’de elde ettiği kazanımları kaybeder” denilen Tartus ve Hmeymim üslerini boşaltmaya girişmesi sayesinde tereyağından kıl çeker gibi Şam’a ulaştılar. Esad gecenin ilerleyen saatlerinde Suriye’den ayrıldı. Belli ki rejimin teslimiyle ilgili anlaşma Rusya-Türkiye ve İran arasında Katar’da yapılan toplantıda varılan bir konsesüstü.

Rejim artık Lazkiye ve Tartus’a sıkışmış görünüyor. Onların kaderi de pazarlıklara bağlı ve güçlerini çekiyormuş gibi davranan Rusya’nın alacağı tutuma…

Görünen o ki sıra İran’a geldi!

İsrail Golan’a çökmeye hazırlanıyor

Görünen o ki, gelişmeler emperyalistler ve bölge gericiliklerinin de hesaplarını aştı. Onların hesabına göre Suriye 3’e bölünecekti. Şam ve Lazkiye bölgeleri Esad rejimiyle devam edecekti. Fakat bu bile olmadı. Suriye şimdi Rojava dışındaki bölümleriyle tam bir cihadistan ve sayısız cihatçı çetenin elinde yeni bir Libya haline geldi.

Bu arada İsrail hayallerine uygun olarak Golan Tepeleri’ne asker ve teçhizat kaydırdı. Muhtemelen yıllardır işgalci olduğu ve resmi olarak Suriye toprağı görülen Golan tarafını da o koparıp alacak.

Cihatçıların ipleri birilerinin elinde olsa da…

Suriye’nin bundan sonrasını ABD-İsrail-Türkiye üçlüsü belirleyecek ve muhtemeldir ki sayısız çete birbirine düşecek, toprak hakimiyeti konusunda başka bir kıyamet kopacak. Arkalarındaki güçler de “bizim dahlimiz yok” diyecek. Fakat her şey İsrail’in güvenliğini merkeze alan bir yaklaşımla örgütlenmeye çalışılacak.

62 yıllık Suriye rejiminin yıkılmasını sokaklarda kutlayan Türkiye’deki tarihsel gericilik birikimi epey bir zaman yayılmacı hayallerle avutulacak. Mutfaklar yanarken, mideler açlıktan zil çalarken bu sarhoşlukla istenen sömürü politikaları kursaklardan geçirilecek!

Türkiye cihatçı çeteler üzerinde hegemonya kurabilecek mi?

Türkiye devleti ve mevcut iktidar blokuysa şimdi elini çabuk tutma derdiyle çeteler üzerindeki hegemonyasını pekiştirmekle uğraşıyor olmalı. Keza AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı “İdlib, Hama, Humus ve hedef tabii Şam. Muhaliflerin bu yürüyüşü devam ediyor. Temennimiz kazasız belasız bir şekilde Suriye’deki bu yürüyüş devam etsin. Ama terör örgütleriyle birlikte oradaki direniş devam ederken bizim de hatırlarsanız, Esed’e bir çağrımız olmuştu” açıklamasıyla bunu ele vermişti.“Ama terör örgütleriyle birlikte” vurgusu o konuşmanın bütününün bam tellerindenbiriydi.Türkiye’nin de “terör örgütü” dediği ama İdlip’te emirlik kurmasının anahtarını verdiği HTŞ’nin esas olarak ABD-İsrail-İngiltere’yle işbirliği içinde hareket ettiği düşünülecek olursa Esad rejiminin devrilmesi üzerinden kurulan hayaller bu sefer de HTŞ ile yaşanacak sürtünmelerin çengeline takılabilir. Cihatçı çetelerin düzenli bir ordu gibi değil de yayılmacı hayallerle kafalarına eseni yapma refleksleri bir yana iplerinin ABD ve İsrail’de olması Türkiye açısından da başlı başına bir sorundur.

Rojava’da OHAL

Şu anda Suriye’nin tek istikrarlı bölgesi Rojava. Türkiye ele geçirilmiş bu fırsatı orayı da işgal etmek için kullanacaktır. Konjonktür buna uygun ne de olsa. Şam’a kadar giren cihatçıların bu sarhoşlukla yönlerini oraya dönmeleri her ne kadar ipleri birilerinin elinde olsa da uzak bir ihtimal değildir. O ipleri tutanların yol vermeleri de…

Rojava yönetimi de tehlikenin farkındalığıyla ülke genelinde yaşanan krize dikkat çekerek halka, güvenlik güçlerine ve tüm kurumlara “provokasyona gelmeme, kent ve köyleri savunma konusunda en üst seviyede dikkatli olma” çağrısında bulundu. Rojava’da OHAL ilan edildi.

Ne olmuştu?

Cihatçıların Türkiye sınırındaki İdlib’ten ilk olarak daha doğudaki Halep’e saldırdığı, ardından da daha güneydeki Hama-Humus-Şam yönünde ilerlemeye başladığı sırada Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) da Halep’in güneydoğusundaki Tel Rıfat’ın kontrolünü Kürtlerin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) almıştı. Türkiye’nin Afrin harekâtından sonra Tel Rıfat çevresine sığınan 150 binin üzerinde Kürt sivil, buralardan tahliye edilmişti. SMO’nun Fırat’ın kuzeybatı kıyısındaki Mınbic’de de SDG’ye saldırılarını yoğunlaştırdığı haberleri gelmişti.

Öte yandan, Suriye ordusu ülkenin doğusundaki Deyrezor vilayetinden çekilirken mevzilerini SDG’ye devretmişti.