Emperyalist Kuşatma Stratejisi: Suriye Aynasında Asya-Pasifik Kapışması



Suriye’de Esad rejiminin çöküşünü, yalnızca bölgesel bir yönetim değişikliği değil, emperyalizmin geniş kapsamlı bir kuşatma stratejisinin parçası olarak değerlendirmek doğru olur


Serhat Tuna

ABD-İngiltere emperyalist ittifakının İsrail ve Türkiye gibi işbirlikçi bölge devletlerinin desteğiyle eğitip donattığı El Kaide – El Nusra artığı HTŞ çatısı altında toplanan cihatçı çeteler Suriye’nin başkenti Şam’a girdiler. Suriye’de Esad rejiminin çöküşünü, yalnızca bölgesel bir yönetim değişikliği değil, emperyalizmin geniş kapsamlı bir kuşatma stratejisinin parçası olarak değerlendirmek doğru olur. Bu strateji, siyonist İsrail eliyle bölgede kolu kanadı kırılan İran’ı çevreleyip “direniş ekseni”ni dağıtmayı, Asya-Pasifik’te Çin’in yükselişini yavaşlatmayı ve Ukrayna’daki savaşla çevrelenen Rusya’yı zayıflatmayı hedefliyor. Suriye bu emperyalist çatışmanın önemli bir halkasıdır.

Suriye’nin Düşüşü: Direniş Ekseni Zayıflıyor

Esad rejiminin çöküşüyle birlikte Suriye, ABD ve müttefiklerinin vekâlet savaşı stratejisinde kritik bir zafer alanına dönüştü. HTŞ liderliğindeki cihatçı çeteler, başkent Şam’a girerek kontrolü ele geçirdi. Humus’un ve güney bölgelerin hızla düşmesi, Suriye hükümetini yalnızca Lazkiye ve Tartus’a sıkışmış bir durumda bıraktı.

Bu gelişme, İran’ın Akdeniz’e ulaşan stratejik hattının kesilmesi anlamına geliyor. Suriye, İran’ın bölgedeki en önemli müttefiklerinden biriydi ve direniş ekseninin merkezinde yer alıyordu. Şam’ın kaybedilmesi, İran’ın yalnızca bölgesel nüfuzunu değil, aynı zamanda uluslararası mücadelesini de ciddi şekilde zayıflatıyor.

Rusya: Ukrayna’dan Suriye’ye Uzanan Çember

Suriye’nin düşüşü, Ukrayna üzerinden çevrelenen Rusya için de stratejik bir darbe anlamına geliyor. Rusya, Suriye’deki Tartus Deniz Üssü aracılığıyla Akdeniz’de önemli bir varlık sürdürüyor ve Esad rejimine verdiği destekle bölgede emperyalist blok karşısında bir denge unsuru oluşturuyordu. Ancak Şam’ın ve Humus’un kaybı, Rusya’nın bu bölgedeki jeopolitik etkisini de ciddi şekilde tehdit ediyor.

Ukrayna’da devam eden savaş, Rusya’nın kaynaklarını ve stratejik odağını Doğu Avrupa’ya yönlendirirken, Suriye’deki kayıplar Moskova’nın Ortadoğu’da elini zayıflatıyor. Bu durum, emperyalist blok için çifte bir avantaj yaratıyor: Bir yandan Rusya’nın çevrelenmesini hızlandırıyor, diğer yandan da bölgedeki Amerikan hegemonyasını pekiştiriyor.

Asya-Pasifik: Çin’i Çevreleme Stratejisi

Suriye’deki savaş, Asya-Pasifik bölgesine yönelik daha geniş bir emperyalist stratejiyle doğrudan ilişkilidir. ABD’nin “Pivot to Asia” (Asya’ya Yönelme) politikası, Çin’in yükselen gücünü sınırlamayı ve emperyalist hegemonyayı sürdürmeyi amaçlamaktadır. Suriye’nin düşüşü Çin için de bir uyarı niteliğindedir. Çin’in “Bir Kuşak, Bir Yol” projesi, Ortadoğu’daki enerji hatlarına ve ticaret yollarına dayanıyor. Suriye’nin istikrarsızlaştırılması, Çin’in bölgedeki ekonomik yatırımlarını tehlikeye atarken, İran’ın kuşatılmasıyla Pekin’in enerji güvenliği de riske giriyor.

ABD’nin Suriye’de cihatçı grupları destekleyerek yarattığı kaos, Çin’in Ortadoğu’daki stratejik projelerini baltalamaya yönelik bir hamledir. Bu gelişmeler Pekin’in küresel ekonomik büyüme planlarını yavaşlatmayı hedefleyen emperyalist stratejinin bir parçasıdır.

Türkiye ve Rojava: İşgal Hevesi ve Kürt Fobisi

Bu gelişmeler, Kürt fobisi yaşayan Türkiye’nin işgal hevesini kabartmış ve Rojava’nın kazanımlarını tırpanlamak için kendisine bağlı çeteler aracılığıyla daha büyük provokasyonlara girişme eğilimini artırmıştır. Türkiye, Suriye’deki kaosu fırsata çevirerek Kürt halkının siyasi ve toplumsal kazanımlarını yok etmeyi stratejik bir hedef olarak belirlemiştir. Faşist rejimin bu politikası, yalnızca Rojava’daki demokratik deneyimi tehdit etmekle kalmamakta, aynı zamanda bölgedeki tansiyonu daha da yükseltmektedir.

Cihatçı Çeteler: Emperyalist Çatışmanın Piyonları

HTŞ gibi cihatçı gruplar, bu geniş kapsamlı emperyalist stratejinin sadece bölgesel değil, küresel bir aracı olarak işlev görüyor. ABD ve müttefikleri tarafından eğitilip silahlandırılan bu gruplar, Suriye’de Esad rejimini yıkmanın ötesinde İran, Rusya ve Çin’e karşı da dolaylı bir savaş yürütüyor.

Emperyalist Çatışmada Yeni Dönem

Suriye’de Esad rejiminin çöküşü, emperyalist egemenlik mücadelesinde yeni bir dönemi işaret ediyor. İran, Rusya ve Çin, ABD ve müttefiklerinin bu çok katmanlı stratejik hamlesine karşı savunma pozisyonuna itilmiş durumda. Ukrayna’daki savaşla Doğu Avrupa’dan sıkıştırılan Rusya, Suriye’deki yenilgiyle Ortadoğu’daki etkisini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Aynı şekilde, İran’ın kuşatılması ve Suriye’nin parçalanması, Çin’in enerji güvenliğini ve küresel ticaret yollarını tehdit ediyor.

Kısacası bu savaşın hedeflerinden birisi yalnızca bir rejimi değiştirmek değil; emperyalist hegemonya çatışmasının bir yansıması olarak mutlak egemenlik peşinde koşmaktır. Ancak bu mücadele, aynı zamanda halkların emperyalizme karşı küresel direnişinin de zeminini oluşturmaktadır. Suriye’deki gelişmeler, yalnızca bölgeyi değil, dünya halklarının geleceğini şekillendirecek kritik bir mücadeleyi temsil etmektedir.

Foto: Halep’in kuzeyinden kaçan Suriyeli bir Kürt kadın, 4 Aralık’ta Rakka’nın batı eteklerindeki Tabka’ya vardığında kurşunlarla delik deşik olmuş bir duvara yaslanıyor (afphoto)