Çocuklarınızdan Nasıl Vazgeçersiniz?!.



Mattia Ahmet neden katledildi? Çevresinde bu kadar sevilen bu gencin üç kişi tarafından bıçak darbeleriyle hayattan koparılması üzerine hepimiz düşünmeliyiz!


Poyraz Soysal

Bir geleceksizliğin girdabında dönüp duruyoruz. Karnımız aç ama bilincimiz daha da aç. Ekmeğin en yağlı kısmını emeğimizden çalıp cehaletin, mafyalaşmanın, geleceksizliğin bataklığına sürüklüyorlar bizi. Sırf bu alçak bezirgan saltanatı sürsün diye. Okullardan kopardıkları çocuklarımızı gencecik yaşlarında alçak çetelerin sınırsız hizmetine sunuyorlar. Sinema pahalı, tiyatro yok, kendi çevresinin dışında sosyalleşmek yok. Kitap ateş pahası. Zaten bunların bilincinde bile değil milyonlarca genç.

Mafya dizilerinin, yalan tarihin, biradan hatta ekmekten ucuz olan sentetik maddelerin dünyasında kayboluyorlar. Kolektif üretimin, sevmenin, hiçbir şey yoksa bir dostla adımlanan sokakların güzelliğinin tadını bile bilmeden. Okulundan koparılıp evlendirilen, sermayenin sınırsız açgözlülüğüne emeği peşkeş çekilenlerin yanı sıra; daha çocuk yaşta torbacılığa itilen, tetikçileştirilen, uyuşturucu batağına itilen gençler. Yıllar önce halkın Çankaya noteri lakabını taktığı MTTB kökenli Abdullah Gül “Gençler Marksist-Leninist-Stalinist örgütlerin ağına düşüyor ve ömürleri en fazla 30 yıl sürüyor” diyerek halka gözdağı vermişti. O gencecik insanların kim tarafından katledildiğini gizleyerek tabii. Yani diyordu ki, “gençleri devrimcilerden uzak tutun.” Zaten faşizmin gözü dönmüş saldırılarından korkan bilinçsiz kitleler tehlikeyi yanlış yerde arayıp çocuklarının devrimci kurumlardan uzak durması için elinden geleni yaptı. Oysa o kurumlar gençlere başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermenin yanı sıra, sistemin eşitsizliği nedeniyle keşfedilmemiş birçok yönlerinin de gelişimine zemin hazırlıyordu.

Bugün sosyalist harekette kitle daralması var ama çok bilmiş Gül’ün buyurduğu gibi olmuyor. Yarattıkları vahşet düzeni sayesinde geleceksizliğe itilen gençler 20 yaşını görmeden iş cinayetlerinde, çete hesaplaşmalarında, bir köşe başında madde etkisiyle yaşamadan ölüyorlar. Çetelere katılma yaşı 16’ya düştü. Geçenlerde bir fabrikadan haraç isteyen bir çete, fabrika bahçesine el bombası attı. Yine birçok mekan kurşunlama haberi her gün sıradan haber akışlarında. Bu eylemleri gerçekleştiren çete üyelerinin çoğu 18 yaşından küçük. En son geçen hafta iki genç, Kadıköy pazarında yaşıtları olan Mattia Ahmet Minguzzi’yi katletti. Durup dururken… Mattia Ahmet Minguzzi çok sevilen bir gençmiş. Bu tür olaylarda toplumun tepkisi, neden sonuç ilişkisi kurmaktan yoksun olmanın acı sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Bir tarafta bu toplumsal çürümenin bir parçası olarak bu tür olaylara karışanların aleni bir şekilde sırtı sıvazlanıyor. Adlarına açılan sosyal medya hesaplarına binlerce beğeni ve övgü içeren mesaj yağıyor. Adeta bir vahşet şöleni yaşanıyor. Linç, pogrom gibi durumlarda gördüğümüz vahşi eylemler ve vahşete güzelleme, bugün sıradan hale geldi. Diğer tarafta da neoliberal bencilliğin bir tezahürü olarak bu çocuklar çok ağır cezalandırılmak isteniyor. İnsan bilincinin içinde bulunduğu maddi koşullar ile şekillendiği gözetilmiyor. Bu çocuklar adeta genetik “kötülük” taşıyorlarmış gibi çıkarımlar yapılıyor. İyilik ve kötülüğün toplumsal koşullara göre şekillendiği bir ortamda, anti bilimsel ve ucu ırkçılığa ya da o çocukların yok olmasını istemeye kadar giden düşünceler yayılıyor. Özellikle sokak çocukları konusunda, zaten kapitalist ülkelerin onları yok etmeye çalıştığı ve yok ettiği pratikler sergilediği durumlar oluyor. Tabii puslu havanın ırkçıları da durumu fırsata çevirmese olmuyor. Hemen Kürt ya da göçmenler bu tür olayların faili olarak hedef gösteriliyor.

Sokaktaki kedi köpekten arabasının üzerine pisleyen kuşa kadar düşman olan günümüzün bencil insanı, kendi çocuğundan başkasını da sevmiyor. Oysa çocuklar tüm toplumun. Ne onların bireyci yetiştirdiği çocuklar ne de sistemin suça ittiği çocuklar bu hayatın dışında değil. Ve bu düzenin en büyük mağduru onlar. Makarenko’nun “Kulelerde Bayraklar” kitabı sosyalizmin tüm toplumu dönüştürürken sokak çocuklarını da nasıl dönüştürdüğünü çok güzel anlatır. Evet çocukların da nihai kurtuluşu sosyalizm de ama bugünün bataklığında da onları kazanmak en temel görevimiz. Devrimcilerin ellerinin dokunduğu çocuklar başkalaşır. O nedenle sanatla, sporla, edebiyatla gençleri buluşturmak çok önemli bir yerde duruyor. Unutturulan ne varsa hatırlama zamanı şimdi. Bugünün koşulları farklı, bireyci ama her koşula en iyi uyum sağlayıp çözüm yolu bulma yeteneği bizim. Bu düzene hiçbir gencimizin saçının telini kurban edemeyiz. Onları kazanamadığımızda geleceği kazanamamış oluruz. O nedenle gençleşerek, dişe diş dövüşme zamanı şimdi. Başka bir çaremiz de yok zaten. Sokakları çete artıklarına, torbacılara dar edip gitar seslerinin ve umudun yükseldiği alanlar yapma zamanı şimdi. Geçmişte biz yaptık, bugün de bunu yapabilecek tek irade bizim. O yüzden çocuklarınızdan, çocuklarımızdan vazgeçmeyip onların geleceği için onlarla birlikte dövüşmekten başka yol yok. Olmadığını da hayat acı deneyimlerle gösteriyor. Artık değişsin bu döngü ve deneyimlerimiz güzelliklere dair olsun. “Hani şimdi biz / inanın güzel günler göreceğiz çocuklar…”